Robert Dugoni – Kardeşimin Mezarı (My Sister’s Grave)

Robert Dugoni ismini daha önce duymamıştım. Kardeşimin Mezarı (My Sister’s Grave)’nı alma sebeplerimin başında da kitap fuarında Altın Kitaplar standında koca koca afişleri olmasıydı. Hatırlıyorum da o zaman kitabı alıp almama konusunda tereddüte kalmış, aklım kalacağına alayım gitsin demiştim. Aslında Altın Kitaplar’dan genelde Stephen King kitaplarını aldım bu zamana kadar. King kitabı satmasından dolayı Altın Kitaplara olan sıcaklığım bu yayın evinden yeni bir yazar müptelası olmamı sağlayabilirdi pekâlâ. Amaç buydu.

Aslında son dönemlerde polisiye okuduğumu soylemeliyim. Açıkçası gerçekten iyiymiş diyebileceğim bir polisiye de okumadım şu ana kadar. Ama bilgilendigim çok kitap oldu. Ancak Kardeşimin Mezarı bana bilmediğim bir şey sunmadı. Robert Dugoni ismini artınca best seller yazarı olduğu ve bilhassa bu kitapla öne çıktığı görülüyor. Ancak ne yalan söyleyeyim bana kitap bu kadar reklamı yapılacak bir kitap gelmedi. Belkide reklam politikası yüzünden bu kadar sattı, kim bilebilir ki?

Kardeşimin Mezarı (My Sister’s Grave) anlaşıldığı üzre bir polisiye roman ama polisiyelerden alıştığımız sahada koşan, araştıran, aksiyon olan bir roman değil. Daha çok sonrasını olan biteni anlatan ve bunu mahkemeye sunan bir roman. Roman iki bölümden oluşuyor. Birinci bölümün okuması oldukça zor. Olaya tam olarak odaklanamadan geriye dönüşler neye odaklanacağımız sorusunu sorduruyor sürekli. Bu esnada ana hikayenin ne olduğunu anlamakta zorlanıyoruz. bu zorlama da nereye gittiği belli olmayan hikayenin okunmasını zorlaştırıyor. ve ilk bölüm gerçektende anlatım ve kurgu olarak ikinci bölüme göre daha zayıf.

Romanın ikinci bölümünde her şey biraz daha oturmuş oluyor. Kimin peşindeyiz, kimiz, kiminleyiz, neredeyiz bu sorular daha da oturuyor ve bu dakikadan sonra kitabın okunuşu daha kolay bir hal alıyor. Zaten akışta yaşanan bir aksiyon olmadığı için kitap içerisindeki kurguda toplanan delillerin öne sürülmesini ve mahkeme salonuna sürülmesini görüyoruz. Aslında kitap olmuş bir olayın üzerinden geçmeyi anlatıyor.

Tracy, cinayet masası dedektifidir. Cinayet masası dedektifi olmasının en büyük sebebi yıllar önce kız kardeşi Sarah’nın ortadan kaybolmasıdır. Sarah’nın cesedi bulunamamış ama yaşadığı kasabada şüpheli biri tutuklanmıştır. Ancak kardeşinin ölümünden kendini sorumlu tutan Tracy olayı araştırmaya devam etmiştir. Yaptığı araştırmalar sonucunda kardeşinin katilinin şaibeli bir şekilde cezaya çarptırıldığını fark etmiştir. Bunun üzerine gider ama eski kasabasında babasının arkadaşı olan şerif onun bu konuyu araştırmasını istemez.

Bir gün pek anlamadığı bu şeriften bir haber gelir. Eski barajın orada ceset bulunmuştur ve bu cesedin de Sarah olma ihtimali vardır. Tracy haberi alır almaz eski kasabasına geri döner ve olay yerindeki incelemelere katılır. yapılan araştırmalar sonucunda da bulunan ceset Sarah’a ait çıkmıştır (kemikler diyelim ya da). Yıllar sonra ortaya çıkan ceset kasabanın kapattığı bir konuyu yeniden ortaya çıkarmıştır. Kalabalık bir cenaze töreniyle Sarah’ı yolcularlar. Cenaze töreninde Tracy çocukluk arkadaşı Dan ile tanışır. Dan, iyi bir avukat olmuştur. Tracy cenaze sonrasında Dan ile görüşerek elindeki delileri ona sunar. Dan delilleri inceledikten sonra bu işte bir şaibe olduğunu anlar ve içerideki zanlı ile de konuşarak temyize başvururlar. Mahkeme sonunda delillerin gerçekten çarpıtıldığı ortaya çıkar ve katil zanlısı ceza evinden salınır. Tabi her şey bu şekilde bitmez.

Çok matah bir kitap olmamakla birlikte aslında okunsa da olur okunmasa da diyebileceğim bir kitap Kardeşimin Mezarı (My Sister’s Grave). Karar sizin.

Kitap Arkası:

Tek bir masum insanın haksız yere mahkûm olmasındansa on suçlunun serbest kalması daha iyidir…

Kardeşinin katilini bulmak için Cinayet Masası dedektifi olan kimya öğretmeni Tracy Crosswhite’ın çarpıcı öyküsü…

Kardeşinin kayboluşundan cesedinin bulunuşuna dek geçen yirmi yıl boyunca içini kemiren şüphe yüzünden gerçeğin peşine düşen Tracy Crosswhite, sahte delillerle cezaevine tıkılan Edmund House’u kurtarmak için elinden geleni yapar. House’un serbest kalmasıyla adalet yerini bulmuş olsa da katil hâlâ bulunamamış, Tracy’nin vicdan azabı son bulmamıştır. Tracy’nin bulması gereken cevaplar onu yaşamak ya da ölmek üzerine bir seçime götürür.  Ya adalet yerini bulacak ya da her şey sonsuza kadar bir sır olarak kalacaktır.

“Şaşırtıcı olduğu kadar dokunaklı bir kurguya sahip olan kitap, şiddet ve gerilim unsurları içerdiği halde, insanın içini acıtan bir burukluğa da sahip. Okurları muhteşem bir son bekliyor.”—Booklist

Türü : Roman / Polisiye
Çevirmen : Esat Ören
ISBN : 9789752120471
Yayın Evi: Altın Kitaplar
Sayfa Sayısı: 364

Comments

facebook'ta yorum yazın

fikrin nedir?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.