The Grand Budapest Hotel

Geçtiğimiz festivalde filmi izleyecektim ancak yer bulamamıştım. Akabinde nasılsa izlerim dedim ve bir kenara kaldırmıştım. Geçtiğimiz aylarda uzun bir uçuş sırasında hava yolunun video listesinde filme rastladım ve izleyeyim bari dedim. İzledim izlemesine hatta filmi izlerken yolculuğun nasıl geçtiğini anlamadım bile. İnince yazarım dedim iş güç dedim derken bu güne kadar geldi yazmak. Film pek sevdiğim yönetmen, Wes Anderson‘a ait. Yine bir hikaye, bir şiir kitabı gibi filmle çıkmış karşımıza Wes Anderson. Film oldukça eğlenceli. Her dakikasını gülümsemeyle izliyorsunuz. Oyunculuklar çok güzel. Zaten filmin ana kadrosu başlı başına yeter. Ama filmde küçük rollerde ünlü isimleri görmekte oldukça keyif veriyor insana. Oyunculuklar güzel dedim aynı şekilde karakterler de yine özenle ve ayrıntılı bir şekilde incelenmiş.

Wrecked

Tamam Adrien Brody iyi oyuncu buna dünyanın büyük çoğunluğu hem fikirdir, ancak bu oyuncunun da üzerine her şeyi yüklemek biraz sorun olur. Sonuçta film konu itibari ile iyi olsa da sinemaya aktarılmasında sorun yaşanmış. Bir adamı alın kapatın bir köşeye oynayın deyin, eline verdiğiniz malzeme ise kısıtlı olsun… Bu şekilde oyuncular tanrısını getirseniz bile zorlanır. Wrecked’te de Adrien Brody’nin zorlandığını hissediyorsunuz. Aynı koşullarda belki bir tiyatro oyunu olsa Adrien Brody bu karakterin / rolün hakkını verir ama şu şekilde pek tatmin edici olmamış. Aslında oyuncu üzerinden yükleniyorum hikayeye ama yükleneceğim başka bir husus yok. Bir trafik kazası olmuş, araba içerisinde biri sıkışıp kalmış. Kendine geldiğinde ise hiç bir şey hatırlamamakta. Etrafında ise cesetler gözükmektedir. Bu kişinin ayağı da sıkıştığı için tam anlamıyla hareket edemez. Biz de orada geçirdiği bir kaç güne şahit oluruz. Tabi bu esnada adamın gördüğü varsanılar adamın hem kendini hatırlamaya çalışmasına hemde bizim çözmeye çalışmamıza sebep olur. Ancak senaryo itibari ile …

Splice (Deney)

film hakkında çok pis anlatımlar / yorumlar içerir izlemeyen okumasın… Aylardır bu filmin gelmesini bekliyordum. İlk fragmanı izledikten sonra içime dolan bilinçsizlik “işte adam gibi şaşırtıcı bir bilim kurgu geliyor”düşüncesiydi. Tabi geçtiğimiz cuma film vizyona girdi ve ben de filmi İzleme fırsatı buldum. İşin içine genetik ve DNA’larla oynama girince tabi ortaya çıkacak yeni tür insanı heyecanlandırıyor. Tabi filme de bu beklentilerle başlıyorsunuz. Yeni bir organizma oluşturmak eskilerden beri insanın hayallerini süslemiştir. Tabi bu birazda Tanrıcılık oynamakla ilgili, o doğayı tatmakla. İnsan yaratma olgusu Frankenstein’den beri yapıştı durdu. O zaman parçaları birleştirerek yapıyorduk, şimdi ise gelişen teknoloji ile birlikte DNA’lara yoğunlaşarak bunu yapıyoruz. Splice’de bu tanrıcılık olayına soyunmuş, DNA’ları birleştirerek yeni bir tür oluşturma işine girmiş. Tamam yani bir tür yaratıyorsun ama bir de bu boyutun ahlaki kısmı var. Yapılanlar etik mi değil mi? Her canlının kendine özgü bir doğası varsa, bu yani tür canlı nasıl bir doğaya sahip olacak. Hele …

Back to Top