buralarda yokken izlediklerim

Ölümlü Dünya (2018) Film hakkında neler desem bilmiyorum. Film tamamen karmaşalar barındırıyor kendi içinde de izleyici tarafında da. Aslında beklediğimden daha farklı bir film çıktı. İzlerken keyif aldığımı da gizlemeyeceğim. Tabi filmin en büyük başarısı bence oyunculuklardı. O konuda bir şey diyemeyeceğim. Karakterler başarılı bir şekilde çizilmiş. Filmin senaryosunda olması gerektiği gibi absürt. Bu çerçevede de iyi kalıyor. Senaryoya baktığımızda aslında havada olun cevaplanması gereken oldukça soru var. Senaryo da oldukça kalabalık bir ekip tarafından yazılmış. Hissettiğim sanki her oyuncu kendi karakterini yazmış. Burada da en baskın karakter Feyyaz Yiğit’in karakteri olmuş. Zaman zaman monolog derecesine varacak sahnelerle baş başa kalıyoruz. Sanki filmin en göze batan kısmı bu. Filmde oldukça fazla küfür var. Şahsi görüşümü sorarsanız bence olması gerektiği kadardı. Yani bu tarz bir filmde olması gayet doğaldı. Senaryoyu biraz daha yatırırsak, oldukça güzel ve etkileyici giriş yapıyor. Daha ilk dakikadan ters köşe yapması filmin sonrasında nelerle karşılaşacağınızın hayalini kurduruyor …

Fasle kargadan

Yönetmen Bahman Ghobadi‘nin İran’ı terk ettikten sonra çektiği ilk film olma özelliğine sahip Fasle kargadan (gergedan mevsimi). Bahman Gobadi’yi severim ancak bu film sanki yönetmenin en sönük ve olmamış filmi gibi. Tabi aksini savunan olabilir ama bu benim düşüncem. Buna sebep hikayedeki boşlukla ve işlenişi sanırım. Diğer Bahman Gobadi filmlerine baktığımda bu film onlardan çok farklı ve çok değişik. Sanki bir Türk filmi edası seziliyor filmde ve yönetmenin diğer filmlerinin bıraktığı tadı bırakmıyor.

Sen Aydınlatırsın Geceyi

Onur Ünlü’nün İtirazım vardan önce çektiği Sen Aydınlatırsın Geceyi öncelikle festivalde yer bulmuştu. Tabi festivalde de filme yer bulabilene aşk olsun. Sonrasında da vizyona girmiş az salon, az gün derken el mahkum filmin DVD’sini bekler olduk. Ancak DVD çıkmayacak söylentileri etrafta dolanır olunca filmden umudumu iyice yitirmeye başladım. Geçtiğimiz günlerde Star Tv filmi yayınlayacağını duyurdu. Ancak hafta içi yayınlanan film bir de gece on ikiden sonra olunca ertesi gün için işe gidecek biri için filmi izlemek oldukça işkenceydi. Bu sebepten dolayı televizyonda yayınlanmış olmasının verdiği rahatlıkla internette filmi araştırır oldum(sanıyorum hala filmin dvdsi çıkmadı.) Araştırma sonucunda Youtube’da filmin sansürsüz ve hd haline rastladım. Onur Ünlü filmi dvd ile piyasaya sürmek yerine internet ortamına vermişti. Ne diyeyim takdir ediyorum kendisini zaten bu filmden zarar yaptık deyip duruyordu. Olmuşken tam olsun istedi sanırım.

Ben de Özledim

Leyla ile Mecnun’un garip bir şekilde apar topar yayından kaldırılmasıyla aynı ekibin bir araya geldiği dizi Ben de Özledim. Aslında dizi hakkında yazacak şey çok. Lakin nereden başlamalı bilmiyorum. TRT dizinin yayından kaldırılması bahanesi olarak reyting denen ortada gözükmeyen varlığı kullanmıştı. Ancak parası verilmiş çelikmiş son bölümün yayımlanmama sebebinin reyting olması biraz tuhaf. Sonuçta TRT’de Leyla ile Mecnun kadar reyting alan bir başka dizi olduğunu düşünmüyorum. Tabi ki TRT devlet televizyonu olması sebebi ile reyting konusunda daha istisnalı davranabiliyordu. Bunu da yapması gerekir zaten. Leyla ile Mecnun’un bir bölümünde de eleştirdiği gibi zaten TRT’nin parasının bir kısmını biz cebimizden ödüyoruz. Ekstra reklam geliri de olan TRT bu kadar parayı ne yapıyor bilmiyorum. Yurt dışında reklam yayınlamayan devlet kanalları da mevcut.

Bir Zamanlar Anadolu’da

Öyle anlatımı kolay filmleri geçip zor filmlere geldiğimde ne anlatacağımı düşünüyorum. Film 2011 yapımı ve yönetmen Nuri Bilge Ceylan. Nuri Bilge Ceylan deyince zaten fazla bir şey söylemeye gerek var mı bilmiyorum. Ben Nuri Bilge Ceylan filmlerini pek izleyebilen biri değilim. Bu isme bir de Woody Allen‘ı eklersek. İzlerken zorlandığım iki ismi de belirtmiş olurum. Ancak bu film ilk kez ilgimi dağıtmadan izlediğim Nuri Bilge Ceylan filmi oldu. İki buçuk saatlik filmi dikkat bozmadan izlemekse benim için büyük bir başarı oldu. Gerçi filmin bu kadar uzun süreli olmasına gerek var mıydı, orası ayrı bir konu. Bence rahatlıkla film bir saat kırk beş dakikaya sığdırılabilirdi. Konu olarak daha belki daha kısa süreye sıkıştırılırdı ama filmin asıl görevi olan karakter analizleri yapılamazdı. Filmde yapılan tespitler ve karakter analizleri çok doğru ve bunu izleyiciye aktarmakta çok başarılı. Karakterler özenle seçilmiş ve oyunculara bu da yansıtılmış Yediden yetmişe bütün oyuncular karakteri özümseyen başarılı bir oyunculuk çıkarmışlar. Filmin planları, çok başarılı. Her zamanki gibi görsel olarak bir şölen …

Kurtuluş Son Durak

Film hakkında ne desem bilmiyorum. Oldukça ciddi bir şekilde başlayıp sonra da absürtleşen, bu absürtleşme esnasında da zaman zaman ciddiyeti elinden bırakmayarak tepki versem mi vermesem mi diye tereddütte bırakan bir film Kurtuluş Son Durak. Kadrosuna baktığımızdaysa aslında filmden çok şey bekliyoruz. Film elbette bekleneni veriyor ama vermek istediğimi mesaj hakkında. Ben filmde oyunculuk hakkında çok iyi şeyler görmedim. Hepsinin bildik, tanıdık olağan oyunculukları. Vartanuş rolü biraz oynamışlığı hissettiriyordu. Ancak filmde göze en çok batan Eylem karakterini canlandıran Belçim Bilgin’di. Oldukça itici ve en antipatik oyunculuğu en sığ kişilerden biriydi. Filmin aslında en bomba karakterleri hırsız ile Ahmet Mümtaz Taylan’ın canlandırdığı karakterdi. Film eğlenceli değildi dersem yalan olur. Bazı sahneler insanın gülmesi için yeterliydi. Tabi olay kadına şiddet olunca kadınların böyle bir intikam içine girmesi, daha doğrusu iyiyi yapmaya çalışırken kendilerini bir tür olayların içerisinde bulması izleyiciyi kendine çekiyordu. Ancak sonu yada olan bitenleri tahmin etmek oldukça kolaydı. Filmin sosyal yönünü daha ağır bastırmak için final sahnesi, kadınların direnişi biraz fazla uzun tutulmuş. Ama …

Kadri’nin Götürdüğü Yere Git

İki Türk filmi üst üste geldi ama artık bir kıyak yapalım diyorum. Aslında uzun zaman önce izlediğim bir filmidi Kadri’nin Götürdüğü Yere Git. Hakkında anlatılacak pek bir şey olamamasına rağmen yer vermek boynumun borcu diye düşünüyorum… Efendim film için ekstra birşey düşünülmemiş hikaye direkt Safak Sezer‘in üzerine yazılmış ve oynanmış. Hatta yazılmış demiyeyim bir çok filmden araklanmış. Klasik Amerikan vari yazlık genç filmlerinden kolajı buluyorsunuz. Zaten bu günde bir arkadaşımla konuştuğumuz gibi Tük filmeri iki sinemanın etkisinde. Biri Fransız, İkincisi Amerikan. Zaten Amerikan sinemasından etkilenmese olmaz… Ama Türk filmlerindeki bu etkileşim birazda özgünlükten ödün verdiği için filmlerin bir çoğunu izlenilmez ve kayda alınmaz kılıyor… Neyse belki bu konuya eleştri günümde olduğum zaman biraz daha derind eğinirim Gelelim filmimize… Kadri ve Cem birbirinden vazgeçemeyen dosttur. Cem sevgilisi kadar terk edilince bunalıma gider. Üç kağıtçı arkadaşı Kadri ise onu neşelendirmek için bin bir türlü şaklabanlık yapar. Sonunda alavere dalavere ile Antalya’da bir …

Back to Top