Kayıp Zamanların Dizi ve Film Güncesi – B1

Malum yaklaşık üç aydır bloga film, dizi vs. yazmıyorum. Bunlara kitaplarında eklendiğini düşünürsek blogda renkli-resimli bir şey kalmadı diyebiliriz. Bakıyorum da o kadar şeyi yazmak çok zaman alır, bu sebepten dolayı kısa özetler geçiyorum. Resimlerin üzerine tıklarsanız filmin/dizinin IMDB sayfasını açabilirsiniz, Resmin üzerinde beklediğinizde de benim ufak yorumlarımı okuyabilirsiniz. Filmler/diziler alfabetik olarak eklenmiştir, izlenme sırasına göre değil.                               

şu anda çok mutluyum ve şok içerisindeyim. bunun bir altta yazdıklarımla alakası yok… yaklaşık 10 yıldır aradığım bir türlü bulamadığım, uzak diyarlara haber saldığım çok beklediğim çok merak ettiğim, google dahil bütün arama motorlarının vakti zamanında bulamadığı Alex Proyas‘ın Spirits of the Air Gremlins of the Clouds filmini haftalar süren bir uğraştan sonra indirebildim… Şimdi masa üstümde öylece duruyor düşünebiliyor musunuz? İzlemeye kyulmalıyım hemen evet izlemeliyim… izlemeli….

Alex Proyas Spineless Short Film

Burada yazmaya başladığımda ilk yazılarımdan birisi Alex Proyas yazısı olmuştu. (www.kisiseldepresyonanlari.com/ 2006/11/alex– proyas.html )Bu yazı da Proyas’ın offical sitesi olan www.mysteryclock.com‘a da link vermiştim. Ama ne var ne yok diye siteyi tekrar ziyaret ettiğimde siitenin açılmadığını gördüm ve üzüldüm açıkşası. Bende elimde bulunan Proyas kısa film cdsini çıkardım ve bir filmi burada paylaşmaya karar verdim… Spineless…İyi seyirler… Alex Proyas Spineless

Alex Proyas

“Bana öyle geliyor ki; bizi insan yapan şey ruh. Ruh var mı ve insanlık nereden geliyor ? Birey olarak giyiniyoruz ve belli bir şekilde hareket ediyoruz. Bu gerçekten biz olan değiliz – bu daha başka bir şey, bizi biz yapan şey başka bir yerden gelen bir ruh. Bu öz, var olmayı sürdürüyor ve fiziksel yaşamın devamını sağlıyor. Ölüyorsunuz, ışıklar sönüyor ve hepsi bu kadar; buna inanmak gerçekten çok zor. Bu bence en korkunç varoluş kavramı – Bunu kabul edemem. “Hani bir sinema sayfası olurda bu sinema sayfasına ben açılışı yaparsam nikimin yagane yaratıcısı (burada kendimi araklamış gibi hissederim hep ama kendisininde bu mevzuudan haberi vardır) Alex Proyas’la başlamasam knedimi kezinlikle affetmem. O ki benim sinemadaki ilahım tek idoolümdür… Neyse halihazırda yapmaya başladığım geyiklerden vazgeçip küçük bir biyografiyle olaya girelim.Mısır doğumlu Alex abim, üç yaşından beri Sydney’de yaşıyornedense Holivuud bozmuş onu. 17 yasında Avustralya Film ve Televizyon Okulu’na kabul edilmiş, ilk …

Araf

‘Ben yanarım yane yane’ cümlesinin devamı elbette aşk boyadı beniyle devam etmeyecek. Öyle ki bu bir film eleştirisi yazısı olacak. Kendimle çok savaştım, bu yazıyı yazayım mı yazmayayım mı diye, sonuçta bu filmin iyi olduğu konusunda herkese telkinler veriyordum. Ama cıka cıka ne çıktı? Yani insanlar sende ne kaypakmışsın kardeşim? diye düşünmezler mi hakkımda. Yok ama o dönem bir arkadaş kimliğiyle yaklaştığım övgüleri, şimdi bir sinemacı (yok aslında bu kelime olmadı daha layık değiliz) gözüyle eleştirmek lazım. Sonuçta yaşadığım hayal kırıklığıydı. Ama her ne kadar eleştiriler olumsuz olsa da siz Türk Sinemasına destek için gidin efendim. Öncelikle biz Araf nedir ona bir göz atalım.Kuranın, 206 ayetten oluşan yedinci suresidir. Sözcük olarak, Arapça “kum tepesi” anlamına gelen urf sözcüğünün çoğuludur ve cennet ile cehennem arasında bulunan bir tepeyi adlandırır. Günah ve sevapları eşit olduğundan cennet ya da cehenneme giremeyenlerin durdurulduğu yerdir. Kimi bilginler de Arafı, peygamberlerle doğruluktan ayrılmayan Müslümanların bulundukları yüksek …

Back to Top