Göbekli Tepe Muhafızı – Yonca Eldener

Gelelim bu seferki kitabımıza. Kitabı bir süre önce almıştım ve öylece duruyordu. Ne yalan söyleyeyim ben bu kitabı Netflix’de yayınlanan Atiye dizisinin kitabı sanmıştım ama değilmiş. Hatta kitabın ilk sayfalarında “arkadaş bu kadın ne” zaman çıkacak diye kendi kendime sorup durdum. Sonra anladım ki bu kitap o kitap değil. Bu kitap iddiasına göre Göbekli Tepe ile ilgili yazılmış ilk kitap. Yani ilk roman. Tabi bu yazar Yonca Eldener’in de ilk romanı. Yazar bölgeyi, bölgeden çok yazdığı konu olan Museviler’in Anadolu’daki geçmişi. Kitabın hikayesine döneceğim ama alışkanlık yapamaya çalıştığım bir konuda da yazmaya devam etmek istiyorum. Bu konu ise kitabın şekli, şemali basımı ile ilgili bilgiler. Kitap, Altın Kitaplar’dan çıkmış. Altın Kitaplar’dan okuğum ilk yerli yazar diyebilirim. Genelde yıllardır Stephen King okurum bu yayın evinden. Bu benim için ilk oldu. Kitap 2014 yılında ilk baskısını yapmış ve benim elimde bulunan kitabın üzerinde 9. Basım yazıyor. Ancak kitap içerisindeki baskı detayına baktığımda …

Robert Dugoni – Kardeşimin Mezarı (My Sister’s Grave)

Robert Dugoni ismini daha önce duymamıştım. Kardeşimin Mezarı (My Sister’s Grave)’nı alma sebeplerimin başında da kitap fuarında Altın Kitaplar standında koca koca afişleri olmasıydı. Hatırlıyorum da o zaman kitabı alıp almama konusunda tereddüte kalmış, aklım kalacağına alayım gitsin demiştim. Aslında Altın Kitaplar’dan genelde Stephen King kitaplarını aldım bu zamana kadar. King kitabı satmasından dolayı Altın Kitaplara olan sıcaklığım bu yayın evinden yeni bir yazar müptelası olmamı sağlayabilirdi pekâlâ. Amaç buydu. Aslında son dönemlerde polisiye okuduğumu soylemeliyim. Açıkçası gerçekten iyiymiş diyebileceğim bir polisiye de okumadım şu ana kadar. Ama bilgilendigim çok kitap oldu. Ancak Kardeşimin Mezarı bana bilmediğim bir şey sunmadı. Robert Dugoni ismini artınca best seller yazarı olduğu ve bilhassa bu kitapla öne çıktığı görülüyor. Ancak ne yalan söyleyeyim bana kitap bu kadar reklamı yapılacak bir kitap gelmedi. Belkide reklam politikası yüzünden bu kadar sattı, kim bilebilir ki? Kardeşimin Mezarı (My Sister’s Grave) anlaşıldığı üzre bir polisiye roman ama polisiyelerden alıştığımız …

Stephen King – Karanlık Çökünce (Just After Sunset)

Uzun bir süredir okuduğum kitapları yazmıyorum. Nedendir bilmiyorum, zaten bu aralarda kitap okumak biraz zor geliyor bana. Havan da mi değilim belli değilim sanırım. Aynı şeyleri film izlemek için de söyleyebilirim. Haftada bir, belki iki iç hafta da bir, ikiye kadar düştü sayı. Bunun geçici olacağını düşünüyorum. Umarım. Yine kitabımız bir Stephen King kitabı. Böyle uzun ara verince Stephen King ile başlamak gibisi yok. Aslında kitap okumadım değil. Sadece bu kitabı çok uzun bir sürede bitirdim. Arada başka yazarların hikayelerini de okudum tabi. Bu kitabı uzun sürede bitirmemin sebeplerinden biri de aslında içinde öykülerin bulunması. Bu sebepten dolayı hikayeyi merak etmedigim için gönül rahatlığıyla (!) kitabı uzunca bir sürede bitirebildim. Kitap öykü kitabı demiştim. Bunlara kısaca değineceğim. Ama genel anlamda Beni benden alan bir hikaye hatırlamıyorum. Yine de King’in o yazım kalitesi ortada. Ben bir de en çok kitap sonundaki yazım notlarını sevdim. Keşke bu notlar daha uzun olsa. Sanıyorum …

Stephen King – Buick 8 (From a Buick)

Hazır vakit bulmuşken şöyle üç güne üç kitap sıkıştırayım dedim. Üç kitap birden serisi yaptım e hep film olmayacak ya. Zaten son dönem E-kitap okuma merakım biraz sekteye uğradı gibi. Bir kaç kitaba başladım ama devamını getiremedim ama inadım devam edecek o-kitap içine odaklanacağım. Üç kitap birden serisinin ilk kitabı olmazsa olmaz yazarım Stephen King’ti. Kitap ile Buick 8. Kitap ilk olarak 2012 yılında yayınlandı. Bu kitap için King’in en iyi kitabı diyemediğim  ancak yine de King’in o başarılı kurgusu karakterleri kendini hissettiriyor. Kitabın sonunda yazarın otunda belirttiği gibi bu kitap bir ilamla gelen değil, aslında zorlama ile çıkmış bir kitap. Aslında ben kitaptan bir sonuç bekliyordum ama bu sonuca nail olamadım. Bu da beni biraz hüsrana uğrattı diyebilirim. Ancak basit bir hikayenin de nasıl kurgulanıp bir destan haline geldiği bu şekilde gözlerime sokulmuş oldu. Bu da King’in ne kadar başarılı bir yazar olduğunun kanıtı. Hikaye biraz basit desem de …

Stephen King – Doktor Uyku (Dr. Sleep)

Bir kitapta okuduğunuz karakterler yaşamaya başlıyor ve sizde dışarıdan da olsa onların hayatına tanıklık ediyorsunuz. Peki bu karakterler kitap bittikten sonra o şekilde oldukları yerde kalıyorlar mı? Elbette hayır. Stephen King Doktor Uyku’da buna güzel de bir yanıt vermiş. King, Doktor Uyku ile birlikte çocukken bıraktığımız sevimli çocuk Danny Torrance’ın şu an ne durumda olduğunu ve neler yaptığını karşımıza getirmiş. Danny Torrance annesi ile sigortadan aldığı para ile bir süre şehir şehir dolaştıktan sonra para tükenince annesi çalışmaya başlamış. Nihayet büyüyüp çalışmaya başladığında ise güçleri onu daha fazla eline almasın diye, yaşadıklarını unutmak amacıyla da alkole başlamış. Tabi babasından da kaynaklı kısa süre içerisinde Dan alkolik olmuş. Her akşam kendisinde bulunan ışıltıyı bastırmak için içmeye başlamış. babası kadar kötü olmasa da her gün kendisine zarar veriyormuş. Dan işler sarpa sarınca sürekli yer değiştirmekte ve geçici işlerde çalışmaktadır. Yine bir gün yer değiştirir ve bir kasabada işe başlar. Bu kasaba ona …

Stephen King – Oyun (Gerald’s Game)

Stephen King’in 1992 yılınca piyasaya sürdüğü kitap biraz daha gerçeklik üzerine kurgulanmış. Gerilim ve korku açısından çok etkili diyemeyeceğim ancak anlattığı hikaye bakımından başarılı. Hikaye kurgusu, olayların gelişimi oldukça iyi. Ancak ben kitabı okurken sürekli aksiyon bekledim. Bunun sebebi belki de King’in her kitabında onlarca hatta yüzlerce karakterin olması. Bu kitapta ise karakter sayısı oldukça az. Bu da bir yerde aynı hikayenin dönüp durmasına sebep olmuş. Tabi King’in yazım sitili yaşanan bu tekrarların aklımızda iyice yer etmesine olanak vermiş. Jessie Burlingame ve kocası Gerald Maine’deki yazlık evlerine romantik bir kaçamak yaparlar. Gerald yarım gün çalışmıştır ve geri kalan tarım gün ise ayrı bir düşüncesi vardır: aldığı kelepçeler yardımıyla Jessie ile bir seks fantezisi yapmak. İkili her şeyi hazırlar. Gerald, Jessie’yi kollarından yatağa kelepçeler. Gerald oyun oynamaya başlar. Ancak bir süre sonra Jessie bu oyunu devam ettirmek istemez. Ancak Gerald bunu karısı nazlanıyor olarak algılar ve üzerine düşer. Jessie ise ona şiddetle karşılık verir ve …

Stephen King – 22/11/63

Okunacaklar listesinin başlarında aylardır duruyordu kitap. Başlamıştım ama tatildi, işti, seyahatti derken kitabı ilerletmeye fırsat bulamamıştım. Eh öyle elde taşınıp okunacak türden de bir kitap değil. Malumunuz 816 sayfa kadarcık. Ancak her zamanki gibi hikayenin akıcılığı var. İlk yüz sayfa içerisinde es verdikten sonra geri kalanını üç günde rahat rahat bitirdim. Tabi birde hikayenin okuyucuyu merak ettirmesi var. King artık yazma ustası olduğunu iyiden iyiye kanıtladı. Son dönem kitaplarının tamamı yüksek sayfalı ve aslında hikayeye baktığımızda basit düşünceler görüyoruz kelimelerle oynaması, karakterler, ortam tasvirleri kesinlikle mükemmel. Dediğim gibi aslında hikaye basit ve bilinir hatta yeryüzünde bütün insanların düşündüğü bir şey. Bunu ustaca işleyende Stephen King. King bu kez eğer John F. Kennedy ölmeseydi Amerika’nın, dünyanın hali ne olurdu diye sorgulamış. Aslında kitabı elime aldığımda bende bunu sorguladığını düşünüyordum ama pek öyle değil. Kitaptan aklımda kalan şey “geçmişin inatçı olduğu ve değişmek istememesi” Kitap JFK suikasti çevresinde geçiyor. King ustaca reel karakterlerle …

Back to Top