Etiket arşivi: Angelina Jolie

Maleficent

Malefiz oldukça başarılı bir film. Hikayesi uyarlaması oldukça başarılı ancak yönetim için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Film başka yönetmenlerin elinde daha iyi bir hale gelebilirdi ancak bu haliyle de eğlenceli ve başarılı bir film. Aslında filmin yönetmeni Robert Stromberg‘i bir çok filmden tanıyoruz. Ancak bu isim filmlerdeki özel efektçi (ne desem bilemedim) olarak karşımıza çıkıyor. Bu da tabi Robert Stromberg’in ilk yönetmenlik deneyimi oluyor. Tabi gösel efekt anlamında bu film bu isme emanet edilebilirmiş ama yönetmenlik bakımından edilmeli miymiş pek emin değilim. Okumaya devam et

The Tourist

Bu filmi izlemek için size bir sebep sayarım o da Johnny Depp. Tabi şimdi sesler yükselmeye başlayacaktır, Angeline Jolie var Venedik var diye. Bırakın kardeşim aynı surat ifadesi, sıfır mimik ile bir odunmuş gibi duran Angeline Jolie ne bu filmde ne de diğerlerinde beni hiç cezbetmedi. Venedik’e gelince yönetmen bize daha iyi şeyler sunsaydı keşke. Sıradan kamera açıları sıradan renk derinliği Venedikten bile soğutuyordu insanı. Film görsel olarakta bir felaket.

Senaryoya, kurguya hiç girmeyeyim diyorum. Zaten öyle bir şey yok. Ufak hikaye kırıntıları, ilk okul çocuğunun kaleminden çıkmış gibi. Bilinenler dışında hiç bir şey yok karşımızda. Ne bir gerilim, ne bir aksiyon, ne bir komedi, ne bir dram, ne olduğu belirsiz bir senaryo ve akabinde film. Oyunculuklara değinmek gerekir ise ben  çok büyük oyunculuklar görmedim. Angeline Jolie’den zaten beklemem de, Johnny Deep’te duruma uyum sağlamış ve kendini pek yormamış. Ne diyeyim, vaktimizi o alsın…

Elise, polis tarafından izlenmektedir. Bu heyecanlı izlemeyle başlarız hikayeye. Bir kafede otururken ona not gelir. Notta trene binmesini söyler. Burada anlaşılır ki, notun sahibi Elise’nin aranan sevgilisidir. Nottaki talimatlarda ise, trende onun kalıbına benzer birinin yanına oturması ve onu kendisi olduğuna başkalarını inandırmasını ister. Elise’de aynı şekilde davranır. Trande seçtiği kişi ise, Frank adında Amerikalı bir turisttir.

Frank güzel Elise’nin peşine takılır, herkes onun aranan kişi olduğunu sanar ancak durum öyle değildir. Bu arada onu aranan kişi sanan mafyalar da Frank’ın peşine düşmüştür. Bir kovalamaca başlar. Frank hemencecik aşık olduğu kadının peşinden sürüklenirken başına gelmedik kalmaz. Elise’de ondan hoşlanmıştır ancak başına bir şey gelmesini istemediği için onu uzaklaştırır. Frank ise olaylardan kopmaz.

Tabi filmde bazı şaşırtıcı olaylar da var ancak şaşırdık mı orası tartışılır. Şimdi söylesem, filmin tüm kıymeti gidecek. Zaten yok ya… Mantık hatalarının sürüyle olduğu bir filmden daha ne beklersiniz. Her şey güllük gülistanlık bunlara…Neyse vakit harcanacak bir film değil aslında ancak sırf oyuncular hatırına bakılır filme… Bu arada yardımcı oyuncular daha başarılıydı söylemeden geçmemek lazım…Rufus Sewell’i de aralarında görmek mesut etti beni…

Yönetmen: Florian Henckel von Donnersmarck

Senarist: Florian Henckel von Donnersmarck, Christopher McQuarrie

Oyuncular:


Johnny Depp
Frank Tupelo

Angelina Jolie
Elise Clifton-Ward

Paul Bettany
John Acheson

Timothy Dalton
Jones

Steven Berkoff
Reginald Shaw

Rufus Sewell İngiliz Turist

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1243957/

http://thetourist-movie.com/

Salt

Film hala vizyonda diye öncelik verdim aksi takdirde vizyondan kalkmış olsaydı yine film sırasına alacak ve aylarca bekletecektim. hali hazırda lafı sinemaya getirmişken, bu film sinemada para verilip izlenecek bir film değil. Ha paranıza acırsınız ben sadece sesleri duymak istiyorum dersiniz o başka. Aksi takdirde internet üzerinde filmin çok güzel kaliteli 5.1 versiyonlu DVD ve BR ripleri bulunmakta. Burada şimdi insanları korsana yönlendirmiş gibi olmayayım (ama çok pahalısınız kardeşim)  ancak bekleyin zaten iki güne DVDleri de çıkar…

Film basit replikler ve anlamsızlıklar üzerine kurulu. Hikayenin gelişiminde tutarsızlıklar mevcut. Bu da seyirciyi şaşırtalım derken yapılmış hatalar. Öncelikle bize farklı bir konu çıkarmıyor. Yine ajan meselesi, yine ABD, Rusya çekişmesi. Tabi hikaye, komünizme karşı savaş olarak ele alındığı için Kuzey Kore’de nasibini almış.

Bir de filmin türüne göz atmak lazım. Polisiye, suç, dram, macera, casusluk film her türü içermekte ama sanki bilim kurguyu eklemeyi unutmuşlar gibi.Çünkü onun yaptığı hareketler, kullandığı malzemeler, bilim kurguya giriyor. Film gayet yaşadığımız ortamda geçiyor, yani yeni bir dünya betimlenmemiş ancak nedense bu dünyadaki en basit yer çekimi kanununa bile uymuyor.

Hal böyle olunca benim gibi filme takanlar ortaya çıkacaktır. Onun haricinde ben kıla tüye takılmam derseniz, safi aksiyon için film izlenir. Bu arada belirtmeliyim ki Angelina Jolie iğne ipliğe dönmüş.

Ajan Salt Güney Kore’de yakalanmıştır. Kocası sayesinde oradan kurtarılır. Bu arada kocası da örümcek araştırmacısıdır. Tabi Salt’ın kimliğini bu şekilde öğrenir. Bu olaydan sonra yine mutlu mesut yaşamaya devam ederler, Salt’da arttık ofis işi yapmaktadır. Bir gün bir irticacı yakalanır ve sorgusuna Salt girer. Yakalanan Rus irticacı, ölen Amerikan başkanının cenazesine gelecek olan Rus başkanının öldürüleceğini söyler. Bu işi yapacak kişi olarakta Ajan Salt’ın ismini verir. Salt iftiraya uğradığını söyler ve kaçar.

Tabi ona karşı yöneltilen suçlama sonrası kaçması onu zanlı durumuna düşürür. Ancak belirtmekte yarar var ki tüm CIA ajanlarının elleri armut toplamakta hiç biri Salt’ı yakalayamamaktadır. Salt ise kocasının tehlikede olduğunu düşünür ve onu aramaya çıkar. Aramaya çıkar çıkmasına aslında kocasının nerede olduğunu bilmektedir. Planlandığı gibi de Rus başkanı öldürür. Burada filmin akışı değişir. Sevecen eş yerine Rus özel ajanı gelmiştir geriye.

Aslında bu Rus ajanlarının devletle alakası yoktur. Kendi başlarına çalışan bir organizasyondur ve bu organizasyon hakkında rivayetler dolanmaktadır. Gün geldiğinde ortaya çıkacakları söylentileri vardır. Bu kişiler küçük yaşta alınıp eğitilmişlerdir. Ancak nasıl bir eğitimle bu seviyeye geldiklerini bilmiyoruz. Sekiz yaşında çocuk uçsa, kaçsa bunları o yaşta öğrenebilir mi? Yoksa bilinç altına mı sokmaktadırlar olanı biteni ki bu adamlar az sayıda da değildir. Alt ve üst sınıfları da vardır.

Salt’ın da bunlardan biri olduğunu öğreniriz. Salt Rus başkanı öldürür ve buluşma yerine gider. Ancak kocasının da yoldaşları tarafından öldürüldüğünü görünce başta hocası hepsini temizler. Tabi bu özel eğitimli ajanların nasıl keklik gibi avlandıklarına ilginç bir şekilde şahit oluruz. Salt oradan çıkarken planın ikinci bölümünü de öğrenmiştir. ABD başkanı hedeftir. Salt olanın bir parçasıymış gibi olaya girer ve suikast içerisine dahil olur. Her şey planlandığı gibi devam etmektedir. Ancak suikastten öte bir planlarının olduğunu anlar.

Amaçları başkanın yetkisini kullanarak nükleer silahları ateşleyip bazı ülkeleri yok etmektir. Basit bir kurguyla çok basit bir şekilde ABD başkanının hemen nükleer silahlara sarılması bana ilginç geldi.

Velhasıl kelam bilim kurguya yatkın sadece aksiyon olduğu için izlenebilecek bir film. Aksi taktirde hikaye kurgu oyunculuklar ortalama. Evde rahatlıkla izlenebilecek, bize çok şey vermeyen bir yerde tüm Amerikan güvenlik teşkilatını aptal gösteren tek kişi etrafında dönen yan karakterlerin görüntüden ibaret olduğu film..

Bu arada belirtmek lazım filmde fragmandan fazlası yok.

Yönetmen:Phillip Noyce

Senaryo: Kurt Wimmer

Oyuncular:

Angelina Jolie Evelyn Salt
Liev Schreiber Ted Winter
Chiwetel Ejiofor Peabody

Daniel Olbrychski Vassily Orlov
August Diehl Mike Krause

Linkler:

http://www.sonypictures.com/movies/salt/

http://www.imdb.com/title/tt0944835/

Kungfu Panda

İzlerken büyük bir zevk aldığım, izleyenlerle muhabbetini edip izlemeyenlere ise izleme teşvikinde bulunduğum animasyonlardan birisi de Kungfu Panda. 5 Yıldan uzun süren yapım aşaması sonrasında bekleneni veren bir animasyon.
Po, hepimizin bir dönem hayran olduğu gibi konfu hayranıdır. Odasında en iyi dövüşçülerin resimleri asılı büyür. En büyük hayali usta bir kungfucu olmaktır. Ne yazık ki vücut yapısı buna elverişli olmadığı için kunfu yapmak onun çin bir hayalden öte değildir. Eli mahkum babasının erişte dükkanında vaktini kungu hayalleri kurarak geçirir. Babasının ise en büyük hayali oğlunun bu aile mesleğini devam ettirmektir.
Buraya kadar karşımıza çıkan sıradan bir gencin, hayalleri ve yapmak zorunda oldukları. 
Hikayenin diğer boyutunda Barış Vadisi’nin en yüksek noktalarında kendini vadiyi korumak için adamış kungfucu rahipler bulunmaktadır. Yazılan bir kehanete göre Barış Vadisi’ne çok güçlü bir düşman dadanacak ve barış ortamına son verecek tüm şehri yakıp yıkacaktır. Onu yenebilecek tek kişi ise seçilmiş kişidir. Herkes bu kişinin bu kungfu manastırının en güzide öğrencileirnden Öfkeli beşliden biri olacağını düşünür ancak küçük bir karışıklıkla bu seçilmiş kişinin Po olduğu ortaya çıkar. Haliyle manastırda kimse onu istememiştir. Hatta hocası bile ondan umudu kesmiştir.
Bu noktada Po’nun yemeğe karşı ilgisini fark eden hocası eğitimini bu yönde yoğunlaştırır. Gün gelmiş ve kötü Tai Lung kapıya dayanmıştır ve nun karşısında duracak tek isim ise Po’dur.
Gerek eğitim sahneleri, gerekse Tai Lung’nin hapishaneden kaçışı ve şimdi anlatmakla bitmeyecek bir çok güzel sahneyle Kunfu Panda kaçırılmayacak bir animasyon…
Yönetmen:
Seslendirenler:
Jack Black Po
Dustin Hoffman Shifu
Angelina Jolie Tigress
Ian McShane Tai Lung
Jackie Chan Monkey
Seth Rogen Mantis
Lucy Liu Viper
David Cross Crane
Linkler:

The Changeling – Sahtekar

Oscar kuşağı filmlerinden izlediğim bir film de Changeling. Aslında film hakkında ne yazmalıyım diye çok düşündüm. Filmde beni rahatsız eden tek hususun Angelina Jolie‘nin sürekli, kırmızı koca dudakları olduğunu söyleyebilirim. Oynadığı Christine Collins karakteri ile ne kadar bağdaşmıyor olsa bile diğer oyuncu seçimleri gayet başarılı olmuş. Filmin yönetmeni Clint Eastwood her zamanki gibi Oscar’a oynadığı için, Angelina Jolie‘yi ön plana çıkarmış. Bu arada Angelina Jolie rolünün hakkını vermemiş mi, elbette vermiş hatta kendini bile aşmış…
Filmde Wineville Chicken Coop Murders olarakta bilinen Gordon Stewart Northcott karakterini canlandıran Jason Butler Harner ise benden tam not aldı. Aslında temennim Eastwood’un bu karakteri daha ayrıntılı işlemesi yönündeydi ancak film hiçte beklediğim gibi gelişmedi. 
Filmin gerçek bir olaydan uayrlandığını  hatta birebir alındığını bilmeyeniniz yoktur sanırım. Kısaca da özetlemememiz gerekirse;
Bir akşam Christine Collins işten döndüğünde oğlu Walter’ı evde bulmamaz ve polise başvurur. Öncelikle durumu pek umursamayan polis çocuğun bulunmamasıyla birlikte bu olayı ciddiye alır. Çünkü Los Angeles’da kaybolan çocuk sayısı artmaya başlamıştır. Christine Collins LAPD’nın tüm yavaşlığına rağen arkasında kilise ve kamuoyunuda alarak LAPD karşı koyar. Polis bu kadını sıstırmak için bir süre sonra kendisinin oğlu olduğunu iddia edern bir çocuğu Christine’e teslim ederler. Christine onun oğlu olmadığını söylesede polis departmanı ona bu konuda baskı yapmaya çalışır. 
Bir süre sonra Christine polis eşkilatına karşı çıkıyor diye akıl hastanesine kapatılır. Onun gibi bir çok kadın, polis teşkilatına karşı çıktı diye bu hastahaneye kapatılmıştır. Christine eğer kendisine getirdikleri çocuğun kendi oğlu olduğunu kabul ederse hastahaneden çıkacaktır, ancak bunu kabul etmez. 
Bu arada bir çiftlikye bulunan çocuğun itirafı üzeirne kilisenin de baskısı ile serbest bırakılır. Kendi çocuğununda arasında bulunduğu bir grup çocuk Gordon Stewart Northcott tarafından öldürülmüştür. Christine hem olis teşkilatına hem de Gordon Stewart Northcott’a karşı dava açar. Gordon Stewart Northcott, Christine’in oplu konusunda çelişkili ifadeler kullanır ve Christine’in umut beslemesine sebep olur. Ancak bulamaz. 
Başarılı bir yönetim gerçekleştirmiş Clint Eastwood. Aslında es geçilmemesi gerken kişilerden birisi de sahne ve kostüm dekorcusu. Her iki branş çok başarılı bir şekilde dönemin tüm atmosferini bize yansıtmış.  
Oyuncular:
Angelina Jolie Christine Collins
Gattlin Griffith Walter Collins
Michelle Gunn Sandy
Michael Kelly Detective Lester Ybarra
John Malkovich Rev. Gustav A. Briegleb
Colm Feore Chief James E. Davis
Jason Butler Harner Gordon Stewart Northcott
Linkler: