Interstellar

Bir Christopher Nolan filmi daha karşımızda. Tabi söz konusu isim Nolan olunca, parmakları çıtırdatıp yazıya öyle başlamanın faydası var. İster istemez yazı bir hayli uzun oluyor. Bunun sebebi belkide Nolan’ın kafa yoracak, beklentiyi zorlayacak işlere adım atması. Interstellar’da bunlardan biri. Şimdi kısa bir yorum yapmak gerekirse, Interstellar beni tatmin etti mi? Evet etti. Ancak filmi izlerken aklımda sürekli Arthur C. Clarke’in Bir Uzay Efsanesi vardı. Hikaye bu seri ile paralel giderken, sosyal medyada film ile ilgili sorulan bir çok soruya Bir Uzay Efsanesini kendime referans göstererek yanıt verdim. Bu yazıda da belki kıyaslamalara gireceğim ancak bu ister istemez olacak. Dedim ya uzun oluyor Nolan yazıları diye, buyurun ilk paragraftan başladık. Yazıya devam ederken baştan söyleyeyim, yazı film hakkında açık seçik anlatımlar ve yargılar içerir, bu sebepten dolayı izlememiş olanlar bulaşmasın.

Les Misérables

Performans bakından oldukça başarılı bulduğum filmdi Les Misérables. Oyunculuklar çok iyiydi. Ancak buna rağmen Anne Hathaway‘in en iyi yardımcı kadın oyuncu ödülü almasına biraz takıldım. Tabi diğer adayları da izlemeden bu konuda pek yorum yapmayacağım. Film zaten şöhretler geçidiydi ve her biri çok iyi performans sergilemişler. Sefiller ağır bir roman aynı zamanda etkileyici. Bir çok uyarlamasını izledik ama Tom Hooper‘ın yaptığı biraz daha farklı bir şey. Sefilleri müzikal yapma fikri başta zor bir fikir. Filmin süresinin de iki buçuk saatten fazla olduğunu düşünürsek meraklısı olmayan için sıkıcı olma ihtimali oldukça yüksek. Burada film çıkmaza girmeye başladığında burada devreye Bay ve Bayan Thénardier devreye giriyor. Sacha Baron Cohen ve Helena Bonham Carter burada mükemmel bir ikili oluşturmuşlar. 

The Dark Knight Rises

Christopher Nolan‘ın Batman serisinin üçüncü filmi The Dark Knight Rises. Zaten Nolan’ın bu işe bulaşması hakkında şurada zaten bazı açıklamalar yapmıştım. Bunun üzerine pek bir şey koyacağımı düşünmüyorum. Genel olarak bakıldığında iyi bir film var karşımızda. Ama ben Nolan’ın Batman ortamını özümseyemediğim için film bana biraz düz bir filmmiş gibi geldi. Filmin kurgusu oldukça başarılıydı. aksiyon sahneleri kesinlikle takdire şayandı ancak hikayede bazı kopuklar vardı. Hikaye oldukça basite alınmış gibi geldi bana. Sanki bir ve ikinci filmin akışından sonra bu film sanki daha bir sipariş üzerine olmuş gibi geldi bana. Final ise beni en çok hayal kırıklığına uğratan kısımdı. Final sahneleri aksiyon olsun diye yapılmış biraz mantık dışıydı.

Rio

Buz Devri serisinden hatırladığımız yönetmen Carlos Saldanha‘dan Buz Devri serisi kadar komik olmasa da eğlenceli bir animasyon Rio. Tabi animasyonun yapımcıları / yaratıcıları arasında Angry Bird yapımcılarını da görünce ister istemez insan biraz daha ümitleniyor. Son dönem animasyonların tamamında izlediğimiz gibi bu filmde de doğal yaşam ve zorluklarına değinilmiş. Tabi eğlenirken eğitmekte lazım bebeleri. Hoş biz eğiltildikte ne oldu? Elimizden ne geldi? Neyse konu dışına çıkmayayım ben… Küçük yaşta doğal ortamından kaçırılarak Minnesota’nın Moose Lake şehrine gelen yeni doğmuş papağan, küçük bir kaza sonrasında, küçük bir kız tarafından bulunur. Küçük kız bu bulduğu papağana Blu adını koyar ve ikisi çok iyi arkadaş olurlar. Blu uçmayı hiç öğrenmemiştir, zaten buna da gerek duymamıştır. Her istediği elinin altındadır. Sahibi Linda ile birlikte,hem evleri hem iş yerleri olan bir kitapçı işletmektedirler. İkisi de hayatından memnundur. Günün birinde kapılarına bir kuş bilimci gelir ve Blu’nun Makav kuş türünün son örneği olduğunu söyler. Adam bu kuşun dişisinin …

Alice in Wonderland

Bir Tim Burton dehasını daha beklerken heyecan içindeydik. Nasıl diyeyim beklentilerimiz vardı, umutlarımız vardı, hayallerimiz vardı. Lakin bu hayallerin tamamının suya düştüğünü söylesem de yalan olur. Yani hayatımdaki kararsızlık hali film hakkındaki görüşlerime de yansıdı. Sanıyorum filmi bir kez daha izleyip öyle kanısına varacağım… Öncelikle dağıtım şirketlerine çatmak istiyorum. Efendim filmi 3D olarak sayılı sinemada gösterime soktular bu nasıl bir ilgisizliktir. O 3D’lerin tümü de Türkçe alt yazılı. Tamam film çocuk filmi edası estiriyor olabilir ancak bir sinema da Tim Burton hayranları vardır 3D ve orjinal koyayım bu filmi dememiş. Yazıklar olsun yani. Belki de bu hayal kırıklığı ile filmi izlediğim için çok büyük zevk alamadım. Ancak efekler ve kamera hareketleri kesinlikle 3D olarak hazırlanmış. Bunu kameranın gezişinden açılardan anlıyorsunuz. Onun haricinde film zaten o karakterler ve olay ile iki boyutlu izlenecek kapasitede değil… Tim Burton’un Alice in Wonderland yorumu aslında bana beklediğimi vermedi. Zaten Hikaye önceleri de çok çok …

Hoodwinked /Kırmızı Başlıklı Kız

Klasik çocuk hikayesi olan bu animasyonun yönetmenliğini Cory Edwards yapmış. Senaristte olan kardeşi Todd Edwards ve Tony Leech ile bu hikayeyi nasıl eğlenceli hale getirelim ve piyasaya sunalım diye düşünürken bu proje çıkmış ortaya. Aslında Espiriler ve hikayenin gelişimi ile orantılı olarak aslında filmin yetişkinlere yönelik olmadığı hatta onları da çok fazla kapsamadığı ortaya çıkıyor ancak farkı bir yönden by bilindik hikayenin gelişimini izlemek bir başka keyif veriyor insana… Kırmızı başlıklı kız, kısaca kırmızı bir gün ninesine pasta götürür. Eve gittiğinde masala uygun olarak onu evde kurt karşılar. Tabi büyük anne maskesi takmıştır. Tabi bildiğimiz klasik diyaloglar gelişir. Bu arada Büyük anne birden bire dolaptan bağlanmış olarak çıkar dışarıya. Herkes şaşkınlık içindeyken birde içeriye elind baltayla çıkdırmış bir oduncu girer… Tabi bu durumda herkes feryat figan bağırmaya başlar… Bu sırada ormanda pasta stoğu kalmamış tüm pasta dükkanları da kapanmıştır. Çünkü tüm tarifleri çalan birisi vardır. Büyük annede en iyi pasta …

Back to Top