Autómata

Ben bu filmi daha önce neden yazmadım bilmiyorum. Sanıyorum diğer filmler arasına kaynadı. Aslında yazdığımı düşünüyordum ama blogda aradığımda bulamadım. Haliyle bulamayınca da şaşırdım. Yazdığımdan o kadar emindim ki. Neyse sonuçta son dönem yapay zeka filmleri üzerinde aklımda kalan sayılı filmlerden biri olarak Automata nin üzerinden bir kez daha geçmeye ve onu bloga eklemeye kadar verdim.

Filmin yönetmeni Gabe Ibáñez bu yönetmenin izlediğim ilk filmi. Kendisinin bu üçüncü filmi olmakla birlikte yapımlarda genelde özel efekt sorumlusu olarak yer aldığını görüyoruz. Hal böyleyken filmdeki görsel efektlerin de sırıtmadığını söylemem lazım. Pek çok anlamda filmi başarılı buldum. Aslında anlatmak istediğini anlatmış ama sanki bir polisiye edasıyla başlayan ve ilerleyen filmin temposunun bu kadar düşük olmaması gerekliydi. Continue reading “Autómata”

Puss in Boots

Eğlenceli bir animasyon Puss in Boots. Tabi benim gibi animasyonlara meraklıysanız bu filmden de zevk alacaksınız. Tüm bunların haricinde aslında filmin ne kurgusu ne de hikayesi tatmin edici. Hikaye basite indirgenmiş. Diyaloglar da keza öyle. Bu sebepten dolayı film daha çok çocuklara hitap ediyor. Hikayenin ve karakterin derinliğine bakmadığımız zaman film oldukça eğlenceli geçiyor.

Ancak kurgu kimi zaman çıkmaza giriyor. Üç ayrı hikaye film içerisinde son buluyor. Ancak bu sonlar sanki filmin sonu olacakmış gibi hissettiriyor bize. Bu da kafadaki soru işaretlerinin çoğalmasına sebep oluyor. Bir kedinin konuşması, bir yere kadar, kabul görebilir ama bir yumurtanın konuşması filmin inandırıcılığının kaçtığı hissi uyandırdı bende. Zaten yumurta da antipatik bir tipti. Pişirip, pişirip yiyeceksin yada üzerine basacaksın o cinsten yani. Continue reading “Puss in Boots”

La piel que habito

 

 

Pedro Almodóvar‘ın son dönem çektiği en etkili, en iyi filmlerden biri La piel que habito. Film Thierry Jonquet‘in Tarantula adlı romanından uyarlama. Tabi böyle başarılı bir filmi izledikten sonra insan romanını da merak etmiyor değil. Eminim ki daha çarpıcı anlatım ve hikaye karşımıza çıkacaktır ancak Almadovar’ın sinema dili de yabana atılacak gibi değil.

 

Filmde beni en çok şaşırtan şeylerden biri de Antonio Banderas‘un performansı oldu. Açıkçaso kendisinden bu kadar iyi bir performans beklemiyordum. Antonio Banderas haricinde tüm ana ve yan karakterler de oldukça başarılıydı. Continue reading “La piel que habito”

Shrek 4: Forever After / Şrek 4: Sonsuza Dek Mutlu

Öncelikle diğer Şrek bölümlerini referans alıp izleyecekler filmden çok şey beklemesin. Karşımıza uydurma ve zorlama bir senaryoyla çıkmış Şrek. 3D’den nasibini alsın bu sırada bizde cebimizi dolduralım mantığı esir almış filmi. Evet eskisi kadar güldürmüyor. Ama bilindik karakterlerimizin performansları eskisi gibi değil. Eşek daha uslu, çizmeli kedi de sakin…

Tabi durum böyle olunca nadir komik anlar çıktı ortalığa. Filmde Mehmet Ali Erbil’in eşşek’in dublajını yapmaması büyük bir eksik… Belki bu yüzdende eşşek karakteri biraz sönük kalmış. Orjinal dublajlı halini izlemek lazım birde. Bazı Türklere özel esprilerle bezenmiş film her zamanki gibi ama dediğim gibi sönük kalmış.

Bu bölüm olsa olur muydu varlığı ne kattı tartışılır ama, Şrek’in rutin yaşantısından sıkılıp eski hayatını özlemsini konu ediyor. Kısaca konu elimizdekilerin değerini bilelim diye özetlenir. Şrek sıradanlığından sıkıldığı hayatının eski günlerinden birini bir büyücüye vererek bir günlüğüne eski korkulan Şrek olmak ister ve olanlar olur.

Filmin en büyük özelliğinin 3D olması olduğu ancak tatmin edici bir 3D yok filmde. Yani bu teknolojiyi gözümüze sokmamışlar. 3D derinlik hissi vermekten öteye geçmemiş yani yaşanan biten olay burnumuzun dibinde olmuyor. Yine her şeyin perdede olduğunun farkındasınız. Sanki görüntüler size doğru değil de perdenin içine doğru giriyor.

Bu birde ilk gündüz 3D deneyimimdi. Şimdi karanlıktasın ne gündüzü ne gecesi demeyin gündüz böyle bir filmde çocuk çok fazla oluyor haliyle. Ona rağmen çocuklardan çok yanımdaki yetişkinden çektim.Yanındaki çocuk bile daha akıllıydı. Fİlm başlayınca elindeki telefonla flaş patlatarak dikkatleri üzerine çekmesi, bitmeyecekmiş gibi şuh kahkahaları filmden çok aklımda kalanlardı. Biraz da film in konusunda bahsedelim gerçi açıkladık birazını ama…

Şrek ve eşi Prenses Fiona, çocukları ile mutlu bir şekilde yaşamaktadır. Çizmeli kedi, eşek ve eşeğin ejderha karısı ve yavruları da eşlik etmektedir.Burada eşeğin yavrularını çok merak ettim. Gerçi aklıma takılan daha bir çok konu var bu hususta ama burada bahsini etmeyeceğim. Bazı kişiler zaten anlamıştır. Şrek iyi bir dost, iyi bir aile babası olmuştur. Ancak bu durum eski yalnız dönemlerini ona özletir. Eski başıboş ve herkesin korktuğu Şreki özlemiştir ve bu şekilde kendine vakit ayıramaz. Kendini gerçek bir dev gibi hissettiği günlere dönmek ister. Tam bu esnada, kötü kalpli Rumpelstilzchen ile bir anlaşma imzalar. Rumpelstilzchen, onu oyuna getirmiş bir günlük özgürlük yerine önü tarihten silmiştir ve bu büyüyü bozmak içinde alternatif bir evrende sevdiği kadın Fiyona ile tekrar beraber olması gerekmektedir. Ama bu hayatta Şreki kimse tanımamaktadır. Rumpelstilzchen ülkeyi ele geçirmiş ve bütün devleri avlanmaktadır. Şrek eski hayatına geri dönmek için elinden geleni yapar. Hata yaptığını anlamıştır…

Yönetmen: Mike Mitchell

Senarist: Josh Klausner,, Darren Lemke

Seslendirenler:

Mike Myers Shrek (voice)
Eddie Murphy Donkey (voice)
Cameron Diaz Princess Fiona (voice)
Antonio Banderas Puss in Boots (voice)
Julie Andrews Queen (voice)

Linkler:

http://www.shrek.com/

http://www.imdb.com/title/tt0892791/