Mirror Mirror

The CellThe Fall gibi iyi filmlere imza atmış Tarsem Singh‘in dördüncü filmi Mirror Mirror. Tabi üçüncü filmi olan Immortals‘ı saymamakla kötü film demiş olmuyorum yalnız ilk iki filmden farklı bir yerde bu film. Yine başarılı bir film var karşımızda. Filmin aslında en negatif yönü bu hikayenin daha önceleri defalarca kez çekilmiş olması. Continue reading “Mirror Mirror”

The Social Network / Sosyal Ağ

Bir Facebook filmi çekileceğini duymuş ancak pek ilgilenmediğim için kadro hakkında araştırma yapmamıştım. Bence film kesinlikle gişe için yapılmış bir filmden öteye gitmeyecekti. Film vizyona girdiğinde ise tüm sosyal ağlarda (ki hepsine üyeyim), tüm internet sitelerinde, yol üzerindeki afişlerde filmi gördüm. Tabi altta gözüken yönetmen ibaresi de dikkatimi çekmedi değil. David Fincher hada ilk dönemlerinden beri severek izlediğim bir yönetmendi.Ancak aklıma kazınmış gişe filmi fikri beni filme pek yaklaştırmıyordu. Nitekim filmi izlemeye giderken de ayaklarım geri geri gidiyordu. Bu arada dürtmeyle çalıştığımı belirtmeliyim. Zaten sorun da benim nasıl çalıştığım değil…

Fincher yine bir roman uyarlaması ile çıkıyor karşımıza. Romanın yazarı ise, Ben Mezrich. Kitabın orijinal adı ise The Accidental Billionaires (Kazara Milyoner). Kitabı okumadım ancak Fincher’ın uyarlama başarısını bildiğimden bazı şeyleri es geçtiğini düşünmüyorum. Ben Mezrich ise dünyanın en büyük sosyal ağ kurucusu Mark Zuckerberg’in Facebook’u kurma aşamasını anlatıyor. Ben Mezrich bu aşamada Zuckerberg ile hiç görüşmemiş ancak ona yakın insanlarla röportajlar yapıp hakkında çok araştırma yapmış ve bu kitabı derlemiş. Zuckerberg kitap ve film hakkında pek yorum yapmasa da en doğru şey giydiğim kıyafetler dediği de geçen notlar arasında.

Filme biraz giriş yapalım. İlk dakikalarından itibaren film izleyiciyi diyalog manyağı yapıyor. O kadar çok ve hızlı diyaloglar gelişiyor ki, siz yoruluyorsunuz. Ancak hikayenin akışı, bulunan ortamlar, bu diyalogların akıcı olmasına sebep oluyor. Filmi izlerken aslında Zodiac çok geldi aklıma, belki de işlenişi ve kurgu yönünden belkide o durağanlığı yüzündendir. Filmin bir dikkatimi çeken tarafı ise her şeyin, isimlerin, kurumların bire bir kullanılması. Film kesinlikle davaya açık kapı bırakıyor. Tabi bu durumda Zuckerberg reklamın iyisi, kötüsü olmaz diye yaklaşıp seste çıkarmayabilir. Film Zuckerberg’in direkt özel hayatına bakış atarken yapılan iş doğru mudur diye soruyoruz ancak Zuckerberg’in yaptığı özel yaşantıyı talan eden yapı bunu sorgulamamı yarıda bırakıyor.

Film aslında sıradan bir filmdi. Fincher için kolay bir lokmaydı yani. Aslında filmin gişe için olmuş olduğu fikri izledikten sonrada bırakmadı yakamı. Genel perspektifte filme baktığımda, Zuckerberg’in Shawn Fannin (kendisi Napster’in kurucusuymuş bu filmde öğrendim saygı duydum) diskodaki konuşmaları, müzik ve atmosferi (ki arkada çalan müzik ise pek sevdiğim Armin van Buuren‘e aitmiş sonra öğrendim); kano yarışındaki müzik ve çekim aklıma kazınan cinstendi.

Film ne kadar gerçeği yansıtıyor bilmem ama Zuckerberg’i internette aradığımızda resimlerinde sürekli güler görüyoruz. Ancak filmde ise sürekli düşünceli, somurtan sanki sürekli kuyu kazmaya entrikalar çevirmeye endeksli biriymiş gibi çıkıyor karşımıza. Ancak orijinal Zuckerberg sanki böyle eblek eblek gülen, gereksiz, geyik bir adammış izlenimi yaratıyor insanda.

Film Zuckerberg’in Facebook’u kurmasını anlatıyor. Sevgilisinden ayrıldıktan sonra, içindeki öfkeyi susmak için okuldaki bürün küplerin sitelerini hackliyor ve kız resimlerinin oylandığı bir site yapıyor ve site çok kısa sürede büyük hit olarak üniversitenin ağını çökertiyor. Bunun üzerine Zuckerberg disiplin suçu ile uğraşırken, aslında insanların herhangi birini değil de tanıdıklarını oyladıkları için sitenin hit aldığını düşünüyor. Bir yerde bu kuracağı sosyal sitenin de tabanı sayılabilir.

Ancak asıl fikir, Tyler ve Cameron Winklevoss kardeşlerin internet ortamında kulüpleri arasında insanların arkadaş olabilmelerini sağlayan bir site fikri ile Mark’a gelmesi ile atılır. Bu iki düşünce birleşince ise, Mark çalışmalara başlar. Bu arada Winklevoss kardeşler Mark’a ulaşamaz, markta onları tabiri caiz ise sallar. Winklevoss kardeşler fikirlerinin çalındığını söyler ve film bu dakikadan film sonra çalıntı mı değil mi sorgulamalarının canlandırması ile geçer.

Mark site fikrini ortaya atar ancak paraya ihtiyacı vardır. Finans konusunda arkadaşı, Eudardo ona yardımcı olur ve finans müdürü olarak sitenin sponsoru olur. Aslında her şey güzel gitmektedir. Sitenin adı thefacebook olmuş, üye sayısı günden güne artmaktadır. Eudardo bu arada kendilerine reklam verecek şirketler aramaktadır. Mark ise bunun daha erken olduğunu düşünür.

Mark, Sean Parker ile tanışır ancak bu tanışma Eudardo’nun pek hoşuna gitmez. Sean Parker aslında facebook’un şimdiki ismini almasına ve yerinde olmasında büyük katkı sağlamıştır. Yaz tatili geldiğinde ise siteyi geliştirmede yardımcı olan bir kaç stajyer ile Sean Parker’ın tavsiye ettiği Califonia’ya taşınır ve bu evde tesadüfen Sean Parker ile tekrar karşılaşır. Sean, Mark’ın yanına yerleşerek onun milyon dolarlık anlaşmalar yapmak isteyen yatırımcılarla görüşme ve Facebook’u büyük bir şirket yapma yolunu aralar.

Tabi Parker’in Facebooktaki bu etkinliği Eduardo’yu rahatsız eder ve Mark’ın Facebook hakkındaki farklı düşünceleri ilişkilerinde ufak çatlaklara sebep olur Mark’la işin en başında yaptıkları anlaşma gereği Facebook’ un ortağı olan  Eduardo, Sean Parker  ve büyük yatırımcıların devreye girişiyle anlamadığı bir takım yetki sözleşmelerine imza atar ve devre dışı kalır. Tabi şirket büyüdükçe sorunlarda büyümeye devam eder. Sean’ın uyuşturucu baskınında yakalanmasından sonra Mark onu’da devre dışı bırakır.

Filmde hem Eduardo, hem de Winklevossların açtığı davanın incelenmesi yapılıyor. He ikisi de hat talep etmekteler haklı olarak. Film ve kitapta aslında Mark’ın fikir hırsızı olup olmadığını sorguluyor. Bununla birlikte paranın onu değiştirmesini be arkadaş ilişkisini inceliyor. Film bu konuda Facebook’un kurulmasından çok Zuckerberg’i yargılıyor.

Başarılı kurgu, başarılı müzikler, başarılı oyunculuk. Ancak başarılı bir konu olduğunu söyleyemeyeceğim. Hala fikrimi savunuyorum gişe için yapılmış bir film. Ancak bu kadar kapitalist ve bu kadar hayatın içine girmiş bir konu olduğu için bu senenin Oscar’a en büyük adayından biri olarak görüyorum. Sırf bu yüzden. Kişisel kanımsa sıradan bir film…

Yönetmen: David Fincher

Senarist: Aaron Sorkin, Ben Mezrich (kitap)

Oyuncular:

Jesse Eisenberg Mark Zuckerberg
Rooney Mara Erica Albright
Bryan Barter Billy Olsen
Brenda Song Christy Lee
Armie Hammer Cameron Winklevoss / Tyler Winklevoss
Joseph Mazzello Dustin Moskovitz
Patrick Mapel Chris Hughes
Max Minghella Divya Narendra
Andrew Garfield Eduardo Saverin
Justin Timberlake Sean Parker

Linkler:

www.thesocialnetwork-movie.com/

http://www.imdb.com/title/tt1285016/