Hysteria

2011 yapımı nedense Türkiye’de geçtiğimiz haftalarda vizyona giren yine başarılı bir isim bulma örneği gösteren Hysteria bu günkü konuğum. Tabi bu cümle üzerine Türkçe ismini de yazmak gerek: Mutlu et beni. Film Victoria dönemi Britanya İmparatorluğunda geçmekte. Sanayi devrimiyle yaşanan yenilikler ve bunların sosyal etkilerine  film birazcıkta değinmiş. Tabi filmin ana konusu bu değil. Hikaye kadınları mutlu etme yolu üzerine kurulmuş. Her ne kadar romantik komedi olarak geçse de öyle bildiğimiz herkesçe izlenebilecek bir romantik komedi değil. Film vibratörün keşfini ekrana taşıyor. Filmin anlatımı oldukça eğlenceli. Filmi izlerken oldukça keyif alıyorsunuz ancak kurgu bizi hiç şaşırtmıyor. Filmin başından sonunda ne olacağını kestirebiliyorsunuz. Oyunculuklar hikaye ile bağlantılı olarak normal seyrediyor. Şu çok iyiydi diyebileceğim bir oyunculuk yok. Ama filmin kostümleri ve mekan ve dekorlarının oldukça başarılı olduğunu söyleyebilirim. Dönemi başarılı bir şekilde yansıtmışlar. Hikaye üzerinde biraz daha çalışıp bir kaç bölümlük iyi ve zevkli bir dizi yapabilirlermiş. Filmin hikayesi ile kısaca şöyle: Londra’da yaşayan genç ve idealist doktor Mortimer Granville orta …

Arthur Christmas

  Yeni yıl arifelerinde çocukların Noel ruhuna sahip çıkmaları için yapılan animasyonlardan biri de Arthur Christmas. Bu bağlam da bu animasyon için çocuk animasyonu diyebiliriz. Ancak hala var olduğu savunulan Noel Baba’nın günümüze uyup teknolojiyi kullanması biraz ilginçti. Filmde Noel Baba Kuzey Kutbu’nda ki çok gizli yerleşkesinde çocukların istedikleri oyuncakları kendisi üretirken bunlardan herhangi bir ücret talep etmiyor. Bunu biraz daha günümüze uyarlarsak bu filmi izleyen çocuk Noel Baba’dan hediye bekleyecek. Hediye gelmemesi ile birlikte üzülecek çocukları avutacak ise, aileler olacak. Bu da tüketim topluma ekstra bir artı getirecek. Tabi tüketmeyi çocuklarımıza küçük yaşta öğretmemiz gerek.

Gnomeo And Juliet / Sevimli Cüceler Cino ve Jülyet

William Shakespeare’in ünlü “Romeo ve Juliet” oyununun bilmem kaçıncı uyarlaması bu kez de animasyon olarak çıkıyor karşımızda. Hikaye tam anlamıyla kırpılmış, budaklanmış. Ana hatları ile sadece çocukların anlayabileceği bir şey kalmış. Zaten kahramanlarımızın da bahçe süsleri olduğunu düşünürsek yetişkinleri çokta eğlendireceğini düşünmek yersiz olur. Ancak her ne kadar senaryo ve espriler yetişkinlere hitap etmese de bir yerde aksiyon yönünden insanı çekiyor. Tabi birde unutmamak lazım ki Gnomeo’nun Shakespeare’in haykeli ile diyaloğu pek çocukların anlayabileceği şey değildi. Ancak bu bile yetişkin işi olduğunu kanıtlamıyor. Filmde en sevdiğim sahne, çim biçme makineleri ile ilgili olan sahnelerdi. Çocukluktan beri çim biçme makinelerine zaafım olduğunu belirtmeliyim ki bu sebepten dolayı filmi sevdim. Keşke hep çim biçme makineleri olsaydı. Gnomeo ve Juliet iki ayrı evin bahçe süsleridir. Ev sahipleri birbirine düşman olduğu gibi bu bahçe süsleri de birbirlerine düşmandırlar. Sürekli didişip dururlar. Bu didişme bir yerde sadece çim biçme makineleri ile kapışma durumundayken birden olaylar değişir. …

Back to Top