Derin Düşün Serisi: Yaş, Mutluluk, Aşk ve Beyin

Bu hafta yine bir kitap yazayım dedim. Eğer bu skalayı tutturup standartlaştırabilirsem ne bana ama pek öyle olacağını da düşünmüyorum. Peki bu hafta kitabımız ne? Aslıda kitaptan çok bir seriden bahsetmek istiyorum. Edisyon Kitap tarafından yayımlanan, Derin Düşün serisi. Şu an için bu seriden dört adet yayımlandı. Bunlar; Mutluluk, Yaş, Aşk ve Beyin. Tabi bu seriye yenileri de eklenecek. Ben başta bu kitaplara “Kişisel Gelişim” kitaplarıymış gibi yaklaşarak bir süre okuma listemin arkasına itmiştim ancak kitaplara başlayınca pek öyle olmadığını anladım. Aslında kitapları “Popüler Bilim” sınıfına koyabiliriz. Peki neden popüler bilim? Çünkü her bir kitap dalında uzman eğitmenler tarafından yazılmış. Bu arada belirtmeyi unuttum, serinin arkasında Danimarka’nın köklü üniversitelerinden Aarhus Üniversitesi’nin bir derlemesi ve birçok yazar hala burada eğitmenliğine devam ediyor. Tabi durum böyle oluna bu kitaplar için aslında bir kişisel gelişim kitabı demekten öte aslında sadeleştirilmiş ders kitabı demek daha mantıklı. Hadi onu da biraz yaygın hale getirelim dersek …

aşık olmak -i-

sürekli okuyorum. gözlerim yuvalarından çıkmaya daha elverişli hale geliyor. üzerlerini örttüğüm zaman ise acı bir yanma hissettikleri. gözyaşları mı döküyorum? çoğu kez yuvalarından çıkıp küçük bir mahalle turu attıktan sonra geri döndüklerini biliyorum. hiç biri yalnız bırakmıyor beni. çünkü yalnızlığın içimi kemiren bir duygudan ibaret olduğunu biliyorum.  ilk aşklarımdandı meryem. o zamanlar ona yeni girmiş on beşe yaklaşmamıştım bile. yani bu benim hatırladıklarım. yada hatırlayamadıklarıma aklımın uydurmacası ne önemi var ki, ben onlu yaşlardaydım, Davin’in Maddie’yi öpmesini merakla beklerdim yada siyah aslanın içine birilerinin girmesini ki hayallerimden biri de fasulye sırığına girmekti. O birden bire girdi hayatıma. cümlelerle. baş ağrısı, göz sulanmasıyla. gecelerimin vazgeçilemez kahramanı. ona karşı neler hissediyordum? içimdeki duygular tarifsizdi. ancak o kadar güzel betimlenmişti ki, kime aşık olacağımı şaşırmıştım. meryem, sana mı aşıktım? seni hiç görmedim. samim’in anlattıkları hep seni sevmeme neden. belkide samim seviyor diye seni bende bu kadar çok seviyordum. sevgi neydi, anlatabilir miydin bana? …

yakın olmak için uzak dur benden*

herkesin uzanamadığı bir aşkı vardır. erişmek kavuşmak ister ama bir yandan da buna cesaret edemez. cesaretten öte aslında eriştiğinde hayalindeki kişiyle tezat oluşturacağından korktuğu için erişmek istemez. tabi bu birazda işin platoniklik kısmını zevk edinmiş kişilerle bağdaştırılabilir. söz konusu şey sadece aşkla alakalı değil, hayranlıkla da alakalıdır. tv de gördüğünüz birine haytan olmuşsunuzdur, konuşması mimikleri sizin için fevkalade mest edicidir. sürekli tanışmak istersiniz. peki tanışma fırsatı elinize geçtiğinde ne yaparsınız? ben tanışmam, ya da onu canlı olarak görmekten çekinirim. elbette ki her insan hatalıdır, ancak erişemediğiniz kişi sizin hayalinizdeki o kişiyle yoğurulacağı için hayal kırıklığına uğrama ihtimaliniz büyük. insan bir şeylere bağlanmaya ihtiyacı olduğu bir gerçek ve bu bağlantıların da kolay kolay bulunamayacağını hesaba katarsak. onu öldürmeye hiç gerek yok… e bu yüzden “yakın olmak için uzak dur benden” *”kargo – şairin elinde”

Koca bir senenin yarısını beklemek sadece bu gün için bu kadar koyar insana. Küçücük iki mesaja sığdırılmış hayatı hakkında hiçbir fikri olmayan kelimeler gibi. Bu akşam olmalıydı, bu akşam beklemekten daha güzel olmalıydı. Bu akşam sadece olmalıydı. Ve biliyorum koca bir senede bekleyerek geçmeyecek belki, senin kaçıramayak geçiremeyeceğin gibi. Uzakta olmanın hüznünü yaşarken, asıl uzaklığın yaklaşmaya başlayınca başlaması, ertelenen soruların aslında gün ışığına çıkıp, vücuduma çarptığında ısıtamayacak güneşin aydınlığında gerçeklere olan sadakatin aslında, onlardan kaynaklanan bir yalan olması asıl kemiren beni. Aslında beklemek sorun değil asıl sorun bilinçsiz ve şuursuz beklemek. Gün geldiğinde beklediğini unutmak tıpkı ölümü unutur gibi. Bu gece son, belki her şey belki hiçbir şey için. Ve sadece bir otobüs mesafeleri yakın kılarken bir insanı bu kadar uzaklaştırabilir hayattan. Ve aslında ne olduğunu bilmediği bir hayal üzerine. Sonuçta hayal bir bardak suya gerek kalmadan kendini bitirdi için için kemirmeye başladı. Bu son oldu ve sonlar sürekli yazıldı. …

msn muhabbeti

Msn’de bazı konuşmaları kaydederim, bilgisayara format atma evresindeyim şimdi iste yedekleri alırken bu konuşmalardan biri gözüme çarptı… bu ne standart bir haldir anlamadım… 2006 yılına ait bir konuşma, buyurun.. D.T: Deniz … … (intihar girişimleri modu) kisiseldepresyonanlari.blogspot.com (22:16): naber bu arada D.T. (22:17): aşığım (intihar girişimleri modu) kisiseldepresyonanlari.blogspot.com (22:17): sanırım bende D.T. (22:22): ne zamandır aşksın (intihar girişimleri modu) kisiseldepresyonanlari.blogspot.com (22:22): 10 senedir bir şeyler yapmaya çalışıyorum ve bunlar hep giz dökümcü kimliğimle ortaya çıkıyor ve on senenin sonucu bir hiç. etrafıma bakıyorum bi zamanlar bir şeyler öğrettiğim oncu olduğum insanlar bi yerlerde yanlış yaptığım nedir yada yapamadığım. bir suru sorgu etrafımı saran. bu içlenme belki de kendimi aşk olgusuna kaplama fikri bu elimde olan düşüncelerin açığa çıkmasını sağlıyor. hayatıma dair hiçbir şeyden emin değilim. ne yapıyorum nerdeyim yada nasılım1 aydır biliyorum onu ama tanımıyorum dün ona bakamadığımı hissettim ve bir aydır da bakamıyordum, sonra bir acaba olgusu belirdi aklımda. …

neden, niçin sorunsallar topluluğu 1. bölüm…

ne zaman bitecek bu? yıllardır ayni yerde dönüyorum. yaşımı asan umutsuzluk dalgaları. ne kadar çırpınsam, ne kadar uzatsam elimi umuda, bastığım topraklar o kadar çekiliyor geri. Umut etmek diyorum kendime her zaman umut etmek. küçük mutlulukların hayallerini kuruyorum, elimde ne olduğunu bilmeden. daha kaç kez büyüyecek bedenim. büyüklüğüme mi sığınmalıyım yoksa delikanlılığıma mi? adımımı attıkça içimde eksilen bir şeyler var… neden böyleyim? iyi bir insan miyim? iyiysem bunun acısını mi çekiyorum, kötüysem de cezasını. sürekli bir bilinmezlik aklımda varolan. şeklini bile görmediğim adamlar üzerime yürüyor. neden yasamaya çalışıyorum? bir oyun evindeki oyuncak olduğum için mi?bu gün bitecek mi? yarin yine ayni soruyu soracağım kendime. yarin yine kimi sevdiğimden habersiz kapayacağım kapımı. sürekli yanlış anlasilmak zorunda miyim? bu yüzden midir insanların soluksuz kaçışı benden? ne kadar besleyecek sevdiklerim benden aldıkları aşklarla başka aşklarını? ne kadar tekerrür edecek hayat boşu boşuna…

Back to Top