Bi Köşe – Sayı 10

Şehir Malum şehir boşaldı. Gerçi benim için pek fark etmiyor genelde kendimi eve kapadığım için. Dün biraz farklılık yapıp şehir dışına kahvaltıya gidelim dedik. Güzel ve değişikti oldu. Yol üstünde iki gezgini de arabaya alınca yeni bir keşfe çıktık. Bizim için keşif onlar için önceden bilinen bazı insanlar için ise tabiri caiz ise ağzına çıkmalık bir yer. Gittiğimiz yer bir mağaraydı. Kökeni hakkında çok bir bilgiye ulaşamadım ama rivayetler Roma dönemine ait olduğunu söylüyor. Tabi mağara içerisinde sevgili (!) insanlarımızın define aramak için bıraktıkları oyuklar, yakılan ateşlerin verdiği zararlar derken, mağaranın içler acısı halinden bahsetmeyeceğim. Burada isim de vermiyorum daha fazla insan girmesin. Aslında bir hikayede de kullanabilirim sanki bu mağarayı. Son günlerde çok fazla zengin youtuber izlediğim için çantamı sırtıma atıp gidesim de yok değil. Lakin bir hafta önceli Bi Köşe‘de de bahsettiğim gibi çıkacak bir şeyler var içeride ama bir türlü durmuyor.  O zaman bir alıntı; gitti ekl …

Bi Köşe – Sayı 9

Bu sefer bi köşede bir kelime bir anlam yada bir alıntı yok. Bir takım sosyal medyada bir çak gündür paylaştıklarım var. Neden önce sosyal medya, hemde hiç kullanmadığım, bu soruyu sormayın bende bilmiyorum. Gerçi akacak kan damarda durmazmış ve yazılacak sözcüklerin de nerede yazıldığının çok önemi yok. Ben bu yazılanları başlıklar vererek buraya ekledim. Aslında yapmak istediğim bi köşe bu mu bilmiyorum. Bi köşe için uzun ara olmuştu ama. boktan tohumlar… Hep yıldızları izledim. Tabi o zamanlar yıldızların çıplak gözle görülebildiği günlerdi. Şimdi size kafamı göğe kaldırdığımda görebildiğim tek şey, gölgesine sığındığı soğuk beton yığınları. Evet gerçekten de soğuk çünkü sığınacak, saracak kadar canlı değil. Oysa o yeşil dallar öyle miydi? Ölseniz üzerinizi örtmeye, ağlasanız hafif bir rüzgarda bile öyle sarmaya meraklıydı ki sizi. Bu kadar soğuk, soğukluğu da soktu aramıza. O yıldızlı gecelerin birinin gününde, bir koyun sürüsünün alıştığımız askeri tabur yürüyüşlerinden farklı olarak düzensiz bir şekilde sokaktan geçtiğini …

Bi Köşe – Sayı 8

Maşallah bir hafta kadar bir ara verdim bu blog işlerine. Baktım iş çığırından çıkacak bir şeyler yazayım dedim. Aslında dün gece Bi Köşe’de şu konuya değineyim diyordum ama tabi not almayan ben konunun ne olduğunu hatırlamıyorum şu an. Bir kaç dakika verin düşüneyim… Yedi saatlik ara Evet en az yedi saat ara vermişim. Uyudum, uyandım, yemek yaptım, yedim, film izledim derken geçen süre bu. Bu arada dün akşam ne planladığıma dair bir şeyler geldi aklıma ancak yine unuttum derken şimdi hatırladım. Ne kadar git geller ile dolu aklım. Bazen merak ediyorum acaba herkesin aklı da böyle mi? Aklımda binlerce tilki dolanıyor. Hadi tilki demeyeyim, tilki dersem deyimin tam anlamıyla, kurnazlıklar dönüyor aklımda demeliyim ancak enim öyle kurnazlığım yok. Olsa olsa şu yazma işini ertelemek için yapıyorumdur bu kurnazlığı. Olay düşüncelere gelince iş bende biraz karışıyor. Çoğu zaman aklımdakileri unutmamak için yüksek ses ile tekrar ediyorum. Düşünsenize yalnız bir adamın sürekli …

Bi Köşe – Sayı 7

amma velakin lakin bağlaç (la:kin. l ince okunur) Arapça lākin 1. bağlaç Ama “Halis bir şiir fena okunabilir lakin sahte bir şiir iyi okunamaz.” – Y. K. Beyatlı 2. Ancak “Ama” bağlacından çok “lakin” bağlacını seviyorum. Sanki “ama” biraz basite kaçmakmış gibi geliyor bana. Tabi bir de “ve lakin” var. Bir de Mustafa Sandal şarkısı var biliyorsunuz: “Amma velakin cümbür cemaatin diline düştün sen amma velakin cümbür cemaatin coş hoşuna gittin sen…” Tabi burada bir çok bağlaç bir araya gelince birbirlerine bağlanmıyorlar tabi. Bu tamlama farklı bir anlama geliyor. amma velakin Ar. amm¥ + ve + l¥kin bağ. (amma vela:kin, l ince okunur) esk. 1. Bununla birlikte: “Amma velakin insan, ne de olsa yiğit geçinmekten hoşlanıyor.” -N. Hikmet. 2. Ne var ki. Amma velakin bu kullanımlar pek yanlış kullanımlar değil. Sanki biz “lakin”i kullanırken biraz “amma velakin” anlamında kullanıyormuşuz gibi geliyor bana. Gerçi, “ama” dışında en çok kullanılan “fakat” bağlacı. …

Bi Köşe – Sayı 5

Bu kez yine hafta içi ne yazsam diye düşünüp notlar almadım. Bu sebepten dolayı bu haftaki Bi Köşe sayısı oldukça kısa olabilir. Sonunda bu gün itibari ile seçimi de bitirdik. Hayırlı uğurlu olsun. Umarım sonuçlar herkes için hayırlı olur. Tüm siyasiler de biraz silkinip ne yapıyoruz biz der. Şu yazdığım cümleye ben bile inanmadım ama neyse. Konu ile ilgili H. L. Mencken şöyle demiş: Politikacıların içerisindeki halk ruhu, hırsızların ve sokak serserilerinin sahip olduğu halk ruhundan fazla değildir. Politikacıların amacı, her zaman kendi özel avantajlarını artırmak ve bunun için ellerindeki çok büyük güçleri kullanmaktır. Zaten biz bunu biliyorduk değil mi? Lakin tekrarlamaktan bir zarar gelmez. Bu sebeptendir ki ben iktidarda uzun süreli kalınmasına pek sıcak bakmıyorum. Ne kadar kalıyorlarsa o kadar kök salıyor, çalmaya çırpmaya devam ediyor. Sonrasını biliyorsunuz zaten biraz düşününce ortaya çıkıyor. Sanat ne kadar gerekli? İnsan özgür olmadan, huzurlu ve mutlu olamaz. Dante Alighieri Dante‘nin dediği gibi insanın mutlu …

Bi Köşe – Sayı 4

bayram isim 1. isim Millî veya dinî bakımdan önemi olan ve kutlanan gün veya günler 2. Özel olarak kutlanan gün “Üzüm bayramlarının eğlencelerinde bulunmak istiyorum.” – H. E. Adıvar 3. Sevinç, neşe “Sandalda, gemide bir sevinç, bir bayram, el çırpmalar, gülüşler, yaşalar.” – N. Cumalı TDK Bi Köşe’nin bir sonraki sayısı (yani bu sayı) Ramazan bayramına gelecek diye özel bir bayram yazısı yazmadım. Bu şekilde aslında bir taşta iki kuş vurmuş gibiyim. Bakıyorum da nasıl bir kaytarmaysa bu içerik üretmek konusunda. Neyse efendim, Hepinize, mutlu, huzurlu nice bayramlar dilerim. Nerede o eski bayramlar… Tabi bu şekilde klasik bir yoruma girmeyeceğim. İnsanlar bozuldukça, bayramlar da bozuldu ve bozulmaya da devam ediyor. Maalesef bu bozulma genetik aktarımla kaldığı yerden üstüne koyarak devam ediyor. Bence düzelmesi de biraz zor. Evet düzelmez mi, düzelebilir ancak bu işi genetik aktarıma bırakmamak, eğitime bağlamak gerekli. Madem dünyanın egemeni, bütün mahlukatlar bize hizmet edecekmiş gibi düşünüyoruz bu …

Bi Köşe – Sayı 3

Bi Köşe’de bu hafta neler var bende bilmiyorum sevgili Simeranyalılar. Bi Köşe, Bi Köşe olalı böyle haller yaşamadı. Üçüncü sayı itibari ile diğer sayıların nasıl geleceği konusunda çok tereddüteyim. Yaz dönemi yazmak arı bir zor. İşin içine Ramazan’da girince süreç biraz daha zorlanıyor. Hafta itibari ile Ramazan bitiyor ve bayrama erişiyoruz. Muhtemelen Bi Köşe’nin dördüncü sayısı Ramazan Bayramının son günü olacak. O zaman bir bayram yazısı yazarım sanırım. Bu gün de Kadir Gecesiymiş. Yani Kur’an ın inmeye başladığı gece. O zaman kelimemiz “Kadir” olsun. Kelimeyi bulduk kadir (I) -dri isim eskimiş Arapça ḳadr 1. isim Değer, kıymet, itibar 2. gök bilimi Bir yıldızın parlaklık bakımından bulunduğu basamak “Birinci kadirde on dokuz, ikincide elli yedi, üçüncüde yüz yetmiş dört yıldız bulunur.” kadir (II) sıfat (ka:dir) Arapça ḳādir 1. sıfat Güçlü, gücü yeter, erkli “Binaya yakışacak mobilyayı satın almaya kadir babayiğit çıkmadı.” – R. N. Güntekin 2. din b. (***) Her şeye gücü …

Back to Top