Peri Masalı

Biray Dalkıran’dan başlamışken birde yönetmenin 2013 yapımı filmi olan Peri Masalı’nı izleyeyim dedim. Peri Masalının senaryosu da Biray Dalkıran‘a ait. Yani bu kez karşımızda her şeyiyle bir Biray Dalkıran yapımı çıkıyor. Bir önceki Bana Bir Soygun Yaz yazımda söylemiştim ya bu hikaye nedir diye, şimdi Peri Masalı ile birlikte tam bir özümsediğim Biray Dalkıran hikayesi çıktı karşıma.

Bana Bir Soygun Yaz

Biray Dalkıran‘ın 2012 yılında çektiği komedi filmi Bana Bir Soygun Yaz. Gerçi Biraz Dalkıran’ın neden komediye daldığını pek anlamış değilim korku ile başladı, fantastik süsü verilen romantik komedilerle devam etti, sonra korkuya döndü, derken polisiye bir dizi çekti ve birden komediye döndü. Neyse sanıyorum kendini her türde deniyor. Bu filmde de komedi olarak karşımıza çıktı.

Cehennem 3D

Euzubillahiminişeytanirracim bismillahirahmanirrahim. Yazıya beslemeyle başlamayı borç bilirim, lakin bu benim korkup tırsığımdan değil yazıya farklı bir anlam katmaya çalıştığımdandır. Şimdi sen okuyucu bu euzu besmeleden sonra fena tırsmaya başlayacak ve bu yazının devamını tırsarak okuyacaksın. İşte buna kefil olurum. Yönetmen koltuğunda Biray Dalkıran var. Daha önce çekmiş olduğu iki filmi de eleştirmiş, hep hikayelerin güzel olduğundan, senaryonun vasat olduğundan bahsetmiştim. Biray Dalkıran bu uyarımı dikkate almış olacak ki, bu konuya bir çözüm bulmuş Cehennem filmi ile. Artık hikaye de, senaryo da, kurgu da vasat. Tabi hal böyle olunca bir filmi kurtaracak nedir, çok çok iyi bir görüntü yönetmeni, enfes kareler ve mekanlar… Maalesef filmde bunu da göremiyoruz. Peki bu yazdıklarıma tekrar göz gezdirdiğimde karşıma ne çıkıyor bu filmin aslında film olmadığı. Burada oyunculuklara da çatmak gerekir ancak siz oynayanın önüne adam gibi bir senaryo koyamazsanız, oyuncu zaten oynayamaz. Öyle ki senarist ve öykü yazarınında bir hikayeden çok devşirme karelere ihtiyaç …

Cennet

Nerden başlamalı nasıl yazmalı. Söz konusu Türk filmleri olunca kalemimin ucunu biraz daha biliyorum sanırım. ama bunun yapılması gerektiği kanaatindeyim. öyle ki görüyoruz sinemamızın halini… Filmimize dönelim evet karma senaryo bulma konusunda Biray Dalkıran’ın eline kimse su dökemez demiştim sanıyorum Araf yazımda. Bir ikincisi ikinci filmi olan Cennet’te de karşımıza çıkıyor. Hep demişimdir aslında konu aynı olabilir ancak anlatılması gereken, işleyiş tarzı önemlidir diye. Cennet bu konuda bocalamış. Öncelikle filmde bir tür karmaşası var. Drama mı, komedi mi, korku mu, psikolojik gerilim mi bunların yanıtını veremiyor bize. Bir dönem filmlerde rastladığımız hatta birde hatırlıyorum da Krystof Kieslowski‘nin filmlerinde kullandığı, kötü bir şey olacağı zaman karenin etrafını karartma efekti gibi Cennet’te bu karartmalardan fazlasıyla bulunmakta. Ama bu karartma filmin geline yayılmış. Bu yüzden insanı huzursuz eden bir kötülük olacak düşüncesi sürekli insanın kafasında ama hikaye hiçte öyle gerçekleşmiyor. Acaba bu karartma hataları kapatmak için miydi? Hayır, ben böyle düşünmüyorum Sanıyorum ki …

Araf

‘Ben yanarım yane yane’ cümlesinin devamı elbette aşk boyadı beniyle devam etmeyecek. Öyle ki bu bir film eleştirisi yazısı olacak. Kendimle çok savaştım, bu yazıyı yazayım mı yazmayayım mı diye, sonuçta bu filmin iyi olduğu konusunda herkese telkinler veriyordum. Ama cıka cıka ne çıktı? Yani insanlar sende ne kaypakmışsın kardeşim? diye düşünmezler mi hakkımda. Yok ama o dönem bir arkadaş kimliğiyle yaklaştığım övgüleri, şimdi bir sinemacı (yok aslında bu kelime olmadı daha layık değiliz) gözüyle eleştirmek lazım. Sonuçta yaşadığım hayal kırıklığıydı. Ama her ne kadar eleştiriler olumsuz olsa da siz Türk Sinemasına destek için gidin efendim. Öncelikle biz Araf nedir ona bir göz atalım.Kuranın, 206 ayetten oluşan yedinci suresidir. Sözcük olarak, Arapça “kum tepesi” anlamına gelen urf sözcüğünün çoğuludur ve cennet ile cehennem arasında bulunan bir tepeyi adlandırır. Günah ve sevapları eşit olduğundan cennet ya da cehenneme giremeyenlerin durdurulduğu yerdir. Kimi bilginler de Arafı, peygamberlerle doğruluktan ayrılmayan Müslümanların bulundukları yüksek …

Back to Top