Tomorrowland

Tomorrowland oldukça keyif alarak izlediğim bir film. Filmin yapımcısının Disney olduğunu belirtmem lazım başta. Bu sebeple, film bir aile – çocuk filmi kıvamında ilerliyor. Ancak öyle sıkıcı çocuk filmleri gibi de değil. Sanki biraz daha bakış açısını değiştirseler, bize de hitap eden güzel bir film çıkarmış ortaya.

Aslında filmin afişinde George Clooney‘i gördüğüm zaman beklentimin bir çocuk filmi olmadığını belirtmeliyim. İlk dakikalar beni hayal kırıklığına uğratsa da sonrasında filmin akışı keyifli bir izlenim sundu bana. Yine de George Clooney bu filme olmuş mu derseniz, yok derim. Continue reading “Tomorrowland”

Under The Dome

Stephen King‘in aynı isimli romanından uyarlama diziyi aylardır bekliyordum. Kitap yorumu da burada.) Dizi yayınlandı ve geçtiğimiz haftalarda sezon finali yaptı. Aslında tek sezon olarak düşünülmüş bir diziydi ancak bilirsiniz ki reyting nelere kadir, filmin ikinci sezonunun da çekilmesi kararı çıkmış ve aslını söylemek gerekirse dizi de çığırından çıkmıştır. Şu an için kitapla tek ortak noktası kubbe kalmıştır. Arada değinilen pembe yıldızlar gibi ufak tefek şeyleri saymazsak.

Tabi dizinin kitaptan bağımsız ilerlemesi benim biraz canımı sıktı. İlk bölümlerde karakterlere ve olaylara alışmak bana oldukça zor geldi. Kubbenin inmesinden sonra anlatılan o muhteşem kazalar dizide oldukça sönük kalmıştı. Merakla beklediğim dizi benim için hayal kırıklığından başka bir şeye dönmemişti doğrusunu söylemek gerekirse. Ama Stephen King‘in hatrı için çiğ tavuk bile yenir. Bu sebepten dolayı diziyi izlemeye devam ettim. Tabi kendimi kitaptan soyutlayarak. Continue reading “Under The Dome”