Etiket arşivi: Bülent Yıldız

Bülent Yıldız – Zifir

Kitab-ı Zuhur‘dan sonra beğendiğim yazarlar arasına girmişti Bülent Yıldız. Gerek hikaye kurgusu gerekse anlatım dili oldun son dönem yeni okuduğum yazarlar arasından bir çırpıda sıyrılmıştı. Tabi bu durum biraz da ikinci kitap nasıl olur korkusunu da yanında getirmişti. Ancak ancak yeni kitabı Zifir, benim bu korkumun yersiz olduğunu kanıtladı.

Kitab-ı Zuhur gibi Zifir’de anlatım açısından çok zengin. Hatta tasvirler bir tık daha öteye geçmiş diyebilirim. Anlatım zenginliği o kadar muazzam ki metni okumaya ara bile verseniz, tek cümlesi ile metin sizi tekrar kendine çekip kurguya sizi dahil ediyor. Kitabın çok zengin bir anlatımı var. Yani edebi diyeceğimiz cinsten.

Kitapta en çok beğendiğim kısım ise ilk bölümlerdi. Ayrıntılar o kadar fazlaydı ki sizde karakterle birlikte kendi kıyametinizi yaşıyordunuz. Hikaye bir yerden sonra gerçek hayata dönerek benim elimden düşürmeyip keyifle ve merakla okuduğum satırların üzerine bende biraz soğuk duş etkisi yaratmış olsa da, bu kısımdaki diyaloglar ve anlatım dili sonuç olarak farklıymış gibi gözüken bu iki bölümün bağlantısı beni oldukça memnun etti. Oldukça keyifliydi.

Gelelim kitabın konusunda. Yine nasıl anlatırım bilmiyorum. Tam bir açıklama olmayacak ama hikaye genç güzel bir eylemcinin yaralı bir halde iki arkadaşın hayatına girmesini konu alıyor. (Evet kesinlikle olmadı.)

Bence ne hikayeyi öğrenmek için kendiniz okuyun. Son dönem okunması gerekenler arasında Zifir. bu vesile ile üçüncü kitabı da beklemekteyiz.

Kitap Arkası:

Saf ve katıksız susuyorum. Kimseye değil kendime susuyorum. O kadar içiyorum ama aklıma sana diyebilecek güzel bir söz bile gelmiyor yine susuyorum. Tamam, iltifat bahsinde sınıfta kalabilirim ama his bahsinde hayat birincisiyim. Bu yüzden uyandığında bana aklına bir dirhem bile iltifat gelmeyen katıksız Aziz Okur diyebilirsin, sana kızmam.

Bir adam iki kurşunla vurulur. Dan! Dan! Sonra uyanır, kendini yoklar, aynada aksine bakar, bir daha bakar… En iyisi Aziz Okur’u bulmaktır. Müptezel, zaman tamircisi, uzun boylu sıska Aziz Okur’u… Hayat dediğin muamma, soru işareti bildiğin…

Melaikeler, on kollu sürüngenler, tuhaflar, bilenler, yanılanlar, Hüsrev Tiryaki’nin retorik eserini okuyanlar… Orhan Gencebay’dan “Mevsim Bahar Olunca”yı dinleyenler… Neredesin ey Aziz Okur, nerdesin? Küfretmezsen iyi olur…

Bülent Yıldız, bir nakkaş gibi “cehennet”i, bilmem kaç yıl önceyi, fakru zaruret kokusunu anlatıyor.

Zifir, fantastik ve muzip, sahici ve rahatsız edici… Yeni roman!

Yayın Evi: İletişim Yayınları

Yayın Yılı: 2014
Kitap Kağıdı
223 sayfa
13,5×19,5 cm
Karton Kapak
ISBN:9789750515811
Dili: TÜRKÇE

Kitab-ı Zuhur / Bülent Yıldız

Eleştirmen Bülent Yıldız’ın ilk kitabı Kitab-ı Zuhur. Eleştirmekten sıkılmış olacak ki beni de eleştirenler çıksın diye bir kitapta kendisi yayınlamış. Aslında kitabında bir nevi eleştirmenlik rolünüde yine üstlenmiş. Bir kitap nasıl olmalı nasıl ilerlemeli ufak notlarla karşımızda. Hikayenin kurgusu oldukça başarılı. Yazım dili oldukça akıcı. Yer yer edebi cümleler de çarpsa gözümüze bir çırpıda okunan bir kitap.

Kitabın bir çırpıda okunma sebeplerinden biriside işlenişi. Hikaye ilerlemesine rağmen tam anlamıyla kitabı kimin yazdığını anlayamıyorsunuz. Yazar sürekli değişiyor ve bi bakıyorsunuz aslında yazanı da yazan var. Bu karmaşa kitabı okurken eğlenceli bir hal alıyor. Anlatım oldukça düzgün ve kafa karıştırmıyor.

Hikaye günlük siyasi olaylardan esinlenerek geliştirilmiş. Güzel bir kurgu ile de anlatmak istenileni gözümüze sokmadan hafiften anlatmış. Bu da kitaba olan merakı arttırıyor. Kitabın yazarının belli olmaması, yer yer okuyucu ile diyalogları keyifli bir okuma sağlıyor.

Elbette kitabın hikayesini olan biteni anlatmak istedim ancak bu anlatım biraz karmaşaya sebep olabilir. Ana hikayeyi şöyle özetleyeyim: Yeni bir kitap yazmaya çalışan bir yazar sahafları dolaşırken başı sonu belli olmayan bir kitap bulur. Ne yazarı ne de başka bir şeyi bellidir. Bunu yazmaya tamamlamaya çalışır. Derken bir yerde tıkanır ve aslında kendisini de yazan bir başka yazara gider. O yazarda aslında bir başkasını yazıyordur. Bu da yazdığı kitaplar yüzünden içeride yatan bir yazardır. Bu karmaşanın içerisinde düzene karşı hareket eden ve Tâ kuvvetleri tarafından işkenceye maruz bırakılan kişilerde anlatılıyor. Tabi bu arada yazarın eline parça parça geçen gizli Tâ kuvvetleri ile ilgili mektuplar.

Anlatmasının zor olduğu ancak bir çırpıda okunan başarılı bir kitap Kitab-ı Zuhur. Bir şeyleri yapmak için anlam yüklememek gerekiğini de anlatıyor. Bence son dönemde okunması gerekenler arasında.

Kitap Arkası

Sanki ölüler oratoryosunda koloratur sopranoyum da cümlem eksik, notalarım çaresiz, aryalarım öksüz kalmış. Piç bir ölüm sancısı yüreğimde yer etmiş de ben o sancıya silah doğrultmuş tetiğe basmışım. Namludan çıkan kurşunlar sancıyı ıskalamış, yüreğimi delip hislerimi katletmiş sanki. İnsan neden hislerinin katili olur Boyozcum? Hisler gidince geriye kalan nedir, ha nedir?”

Bugüne dek edebiyat eleştirmenliğiyle uğraşan Bülent Yıldız, bu kez kurmaca ve üst kurmaca tekniğini son sınırına dek zorladığı, alışılagelmiş başlangıç – gelişim – son çizgisini bozuma uğrattığı deneysel bir romanla edebiyat dünyasına adım atıyor.

Hikayenin ne zaman başlayıp ne zaman bittiğinin kestirilemediği, yazarının kim olduğunun belirsizleştiği, güçlü roman dili ve tekniği ile eğlenceli ama aynı zamanda Türkiye’nin siyasi panoramasına çubuk bükmesiyle okuyucuyu “tedirginliğin” içine de hapseden çarpıcı bir roman “Kitab-ı Zuhur”.

Geleneksel türlerle modern türlerin iç içe geçtiği, göndermelerin oyun şeklinde bilmeceleştirildiği, okuru kurguya davet eden diyalojik yapısıyla farklı bir edebi hazzın içine girmeye, yaratılan deneysellik içinde kendi tedirginliğinizle de hesaplaşmaya hazır olun.

“Kitab-ı Zuhur” sizi kendi dünyası içine çağırarak, oradan dışarı çıkıp kendi dünyanızı kurmaya davet ediyor.

Yayın Evi: Notabene

Yayın Yılı: 2012
Kitap Kağıdı
222 sayfa
13,5×19,5 cm
Karton Kapak
ISBN:6055513177
Dili: TÜRKÇE