Etiket arşivi: Çağlar Çorumlu

Pek Yakında

Zaman akıp giderken yine bir bayram arifesinde vizyona gören Cem Yılmaz filmi ile birlikteyiz. Bu film sanki izleyici yönüyle biraz buruk gibiydi. Buna sebep belki de Cem Yılmaz’a uygulanan anlam veremediğim boykottu. Belki de ben filmi AVM salonlarında izlemediğim için o meşhur yoğunluğa denk gelmedim.

Bu film diğer filmlere kıyasla biraz daha farklıydı. Hokkabaz in tadını yakalayan ancak daha farklı bir yapımdı. Bu da Cem Yılmaz’ı komik olarak görmek isteyen çevre için oldukça sıkıcı bir film olarak çıktı karşımıza. Şimdi son dönemlerde yapılan Cem Yılmaz komik mi polemiğine bende başka bir yönle bakarak Cem Yılmaz sinemayı öğrenmiş diyorum. Okumaya devam et

Rina

Film hakkında ne demeli bilemedim. Öncelikle konu olarak güzel bir film. Konu olarak güzel olmasına rağmen bir şeyleri eksik olan bir film. Bu eksikler filme girme konusunda yada filmin gerçekliği konusunda sizi tereddütte bırakıyor. Monologlar ne kadar başarılıysa diyalogları o kadar kötü bir film.

Teknik açıdan ışık ve ses tam anlamıyla ayarlanmamış. Çekimlerde kullanılan bazı açılar oldukça gereksiz. Film iyi oyuncuları bünyesinde barındırıyor. Buna rağmen üç arkadaşın hikayesinin anlatıldığı filmde üç arkadaş gözüme biraz fazla sırıttı.

Ayrıca Türk filmleri ve dizilerinde anlayamadığım bir diğer olay ise, otuzuna, kırkına merdiven dayamış kişilerin genç insanları oynaması. Filmin samimiyetini yitirmesine en büyük etkende bu.

Film bir adada yaşayan üç arkadaşın hikayesini anlatıyor. Ali plajda çalışmaktadır. Her yaz buraya ailesi ile birlikte gelen bir kıza aşıktır. Umut, babasıyla balıkçılık yapmaktadır. Adanın en güzel kızlarından olan (tek kız sanırım) ve sepetçilik yapan Zehra’ya sırılsıklam aşıktır.  Ancak Zehra’nın abisi sert biridir ve ona durumu bir türlü söyleyemezler. Ömer, ise babasıyla sahibi oldukları üzüm bağında çalışmaktadır. Aynı zamanda kendi şaraplarını üretmek için formüller üretmeye çalışmaktadır. Bu üç arkadaşın tek hayali adada bir şarap fabrikası kurmaktır.

Film bu üç arkadaşın hikayeleri üzerine gider. Ali aşık olduğu kıza açılmaya çalışır, ona kendini göstermek için türlü türlü şeyler yapar. Umut ise Zehra ile bir düğünde dans ederken kızın abisine yakalanınca ortalık karışır. Tam bu sırada adanın Papazı Vasilis’ten bir haber gelir. Ömer Fransa’da şirketten şarabı için teklif almıştır. Üç arkadaşın bağlarının sorgulanacağı bir dönem başlar.

Ali ve Umut hayatlarındaki pürüzü oradan kaldırırlar. Tek pürüz Ömer’in gitmesi kalmıştır. Ömer ise gitmeye karalıdır. Herkesle vedalaşır vapura atlar ve gider. Ancak giderken arkadaşları ve ailesi vapurun halatını tutar ve onun gitmesini engeller. Ömer de geri döner.

Genel hatları ile baktığınızda film sadece son sahnesi için çekilmiş gibi duruyor. Ancak final çekim tekniğinden ötürü beklenen etkiyi bırakmıyor insanın üstünde. Hikaye genel hatlarıyla çok sığ. Ancak filmde aklımda kalan ve beni güldüren tek kısım Erdal Tosun’un oyunculuğu elinde şarap şişesi ile çocukla konuşması oldu. Tabi çocuğun elindeki gazozda ayrı bir olay.

Çok şey beklenmeyecek, ancak Türk sinemasındaki bazı filmleri düşünürsek destek verilip izlenmesi gereken bir isim. Artık castı popülerliğe değilde yaşa göre yapsalar iyi olacak.

Yönetmen: Şenol Sönmez

Senarist: Şenol SönmezLevent Pala

Oyuncular:

Merve Sevi
Zehra
Erdal Tosun
Memo
Cüneyt Türel
Peder
Eray Türk
Ali
Cezmi Baskin
Hilmi
Sennur Canpolat
Serpil
Caglar Corumlu
Umut

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1537891/

http://www.rinayapim.com/anasayfa.html

Prensesin Uykusu

Çağan Irmak’ı sevmeme rağmen hiç bir filmini bir an önce izleyeyim diye uğraşmadım. Ancak Türkiye’nin son dönem, en iyi yönetmenlerinden biri olan Çağan Irmak’ın filmlerini de izlememek olmaz. Ancak yönetmenin filmografisine baktığımızda, İyi ve orta halli yapımlar olarak karşımıza çıkan filmelri mevcut. Bu orta hallilerden biri de Prensesin Uykusu.

Neden orta halli diyorum, bir kaç efekt kullanılmasından dolayı. Tabi bu efeklerin başarısı da bir yerde tartışılır. Filmde oyunculuklar güzel, ancak Çağan Irmak o eski anlatımlarından biraz kısmış. Neden olabilir diye sorduğumda kendime filmin zaten bir masal olmasından kaynaklanabileceğimi düşündüm. Ancak senaryo bana çok basit geldi. Bildiğimiz bir hikayeyi masallarla karıştırmak…

Hikaye bir kız ve annesini bir apartmana yeni taşınması ile başlıyor. Apartmanda yaşayan tek ayağı aksak, kendi içine kapanık kütüphane çalışanı Neşet daha ilk görüşte yeni komşusu Seçil’e aşık olur. Seçil tabi ki kendini geri çeker. Ancak Seçil’in küçük kız Gizem ile arkadaş olmayı başarır. Neşet her sabah işe giderken onlarla aynı otobüse biner ve onları sürekli izler.

Günün birinde Neşet evde otururken üst katta bir gürültü olur. Seçil’in eski kocası gelmiş ve tartışmışlardır. Bu tartışma esnasında Gizem düşmüş kafasını vurarak bilincini kaybetmiştir. Adam ise kaçmıştır. Neşet olayı duyar duymaz Seçillerin evine çıkar, görür ki gizem yaralı bir şekilde yatmaktadır. Apar topar hastaneye giderler. Küçük kız uykuya dalmış ancak tüm verileri normal olmasına rağmen uyanmamıştır.

Bir akşam seçil ağlayarak kızının günlüğünü Neşat’a getirir. Adam günlüğü okumaya başlar ve kızın yazdığı üç dileği görür. Bunlardan birisi hayranı olduğu REDD grubunu görmektir. Neşet gruba ulaşmaya çalışmış ancak başaramamıştır. Kızın bir diğer dileği ise, durakta bekleyen yaşlı adamı gitmek istediği yere götürmektir. Neşet arkadaşı Aziz ile birlikte adamı bulmaya giderler. Adamı istediği yere götürmek ne kadar zor olabilir ki diye düşünürler. Ancak adama sorduklarında aldıkları cevap ise bekledikleirnden farklıdır. Adam öbür tarafa gitmek istemektedir. Bu genç adamları bu konuda ikna etmeye çalışır. Eski bir yönetmen olan yaşlı adam Kahraman aracılığıyla da REDD grubuna ulaşırlar ancak Aziz ve yaşlı adam da iyi arkadaş olurlar. Yaşlı adam yalnızlıktan sıkıldığı için diğer tarafa gitmek istemektedir. Ancak şimdi yeni arkadaşlar bulmuştur. Tabi Aziz, Kahraman’a ısınır. Kahraman her ne kadar diğer tarafa gitmeyi çok istesede Aziz bu işten kaytarmak için yol arar…

Bu arada Neşet, küçük kızın günlüğüne devam eder ve o yokken olan bitenleri bir hikayeymiş gibi anlatır. Yaşlı adam kızın uyanması için birinin ölmesi gerektiğini söyler onlara. O kişide kendisidir. Olaylar döner dolanır. Herkes birden hastanede buluşur REDD grubu gelmiştir, yaşlı adam fenalaşmıştır. Kızın babası da gelmiş etrafta dolaşmaktadır. Bir kovalamaca sonrasında adama araba çarpar ve ölür. Tabi kız da uyanır.

Filmde mekanlar ve kostümler iyiydi. Yer yer giren animasyonlar sevimli olsa da bende çok gerekliymiş duygusu yaratmadı. Film REDD tanıtımı olmuş desem yeridir. Çünkü müzikler hikaye ve görüntülerden daha ön planda. Bu film birazda onalrın elinden tutmak için yapılmış olsagerek. Ancak ben bu hikayeye müzikleri biraz sert bulduğumu söyleyebilirim. Sonuç olarak dediğim gibi ortalama bir film…

Yönetmen ve Senarist: Çağan Irmak

Oyuncular:

Baran AyhanSevinç Erbulak
Ersin
Seçil
Şevval Başpınar
Gizem
Cağlar Çorumlu
Aziz
Genco Erkal
Kahraman
Ayse Nil Samlioğlu
Hacer
Funda Şirinkal
Aygül

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1772339/

http://www.prensesinuykusu.com/