Yiğit Okur – Hulki Bey Ve Arkadaşları

Yine uzun bir süre önce ders kapsamında okuduğum bir kitaptı Hulki Bey Ve Arkadaşları. Tabi o dönem yine instagram’da bir alıntı yapmışım. Önce onla başlayalım; View this post on Instagram A post shared by Resül Efe (@re.efe) Üstünden aylar geçtikten sonra beli aklımda hikayenin tamamının kaldığını görüyorum. Bu da zaten kitabin ne kadar güzel ve akıcı olduğunun kanıtı. Gerek zaman geçişleri, gerek mekan anlatımları okurken sizi tam anlamıyla kitabın içine sokuyor. Kitabın tüm karakterleri ile birlikte, sizde onlardan biri oluyorsunuz. Yiğit Okur, Galatasaray Lisesi mezunu bir avukat. Zaten kitapta anlatılanlar da Galatasaray Lisesi öğrencileri ve öğrencilerin mezuniyet sonrası ilişkileri. Yazarın ailesi de üç kuşak avukat olunca sanıyorum kendisi de bu sebepten dolayı avukat olmuş. Bağdaştırmak nasıl olur bilmem ama kitapta da böyle bir karakter var. “O Zaman Kim Söyleyecek Şarkıları” 2003 yılında Haldun Taner Öykü Ödülü, “Deniz Taşları” romanı ise 2005 Yunus Nadi Roman Ödülü’nü almış. Tabi Hulki Bey Ve …

Murat Gülsoy – Sevgilinin Geciken Ölümü

Evlilik böyle bir şey Cem. Evlendiğin insanın her şeyinin sahibi olmak istiyorsun. Üstelik bu çok meşru bir istek sayılıyor. Yani çevrendeki herkes böyle düşünüyor. Sevgilinin aklından geçenleri bile bilmek istersin. ‘Sevgilim ne düşünüyorsun?’ En sık sorulan sorudur bu. Ne düşündüğünü bilmek istemek… Aslında bilmek bir anlamda sahibi olmak demek. Bir süre sonra da alışıyorsun. Nasıl olsa bilinebilecek her şeyi biliyorum, diye yaşamaya başlıyorsun. Oysa… Murat Gülsoy – Sevgilinin Geciken Ölümü Ben aslında daha çok Murat Gülsoy kitabı okuduğumu düşünüyordum ama blogta yazdığım sadece bir tane varmış. O kitabın eleştirisinde de (aslında pek eleştiriyor sayılmam sanırım) biraz ortada kalmışım. Orada hikayenin kurgusunu ve karakterleri beğenmiştim. Burada ise kurgu ve karakterler hakkında bazı tereddütlerim var. Birazdan Kitap Arkasında da okuyacaksınız aslında bu karakterler “Bu Kitabı Çalın” romanından kalan karakterler. Ben bu kitabı okumadım belki de o yüzden karakterleri çok fazla canlandıramadım gözümde. Ancak mekan anlatımı ve psikolojik tasvirler başarılıydı diyebilirim. Ana hikaye …

Daniel Kehlmann / F

Öncelikle durumu özetlemem lazım sanırım. Tembellikten o kadar çok kitap yazmamışım ki, şu an elimde yazılmayı bekleyen onlarca kitap var. Okumadıklarımı saymıyorum bile. Bu kitabı da dört ekim iki bin on yedi de okumuşum. Yani üzerinden dokuz ay kadar geçmiş. Bunu nereden mi biliyorum? Instagram’da paylaşmışım işte bu da kanıtı. Bu vesile ile Instagram sayfamın da reklamını yapmış olayım. https://instagram.com/p/BZ1hSzNBTWs/ Neyse durum böyleyken diğer yazmadıklarımı da dolanmaya başladım. Evet paylaşmışım ama bloga yazmamış işte bu ayıp oldu. Neredeyse kitabın konusunu unutacak duruma gelmişim. Şu listeyi daha hızlı bitireyim aslında. Gerçi şu sıralar pek okuyamadığımı, şiir ve blog yazıları ile takıldığımı belirtmem lazım. Neyse asıl konuya geçiyorum. Daniel Kehlmann / F Öncelikle D. Kehlmann’dan bahsetmek lazım. Yazar 1975 Münih doğumlu. Genç yaşına rağmen araya onlarca kitap sıkıştırmış. Şimdi adama imrenmemek, kin, öfke, nefret duymamak imkansız. Üstelik felsefe ve edebiyat öğrenimi görmüş, Kant’ın ‘’yüce’’ kavramı üzerine doktora tezi hazırlamış. Ancak bir kaynakta okuduğuma …

De Profundis / Oscar Wilde

  Oscar Wilde ile Alfred Douglas’ın ilginç ilişkisininden haberiniz vardır. İlişki hakkında bir çok yorum var ve ben de ayrıntıları çok fazla bilmiyor(d)um ama Wilde’ın kaleminden olan biteni okuyunca ya “Alfred sen nasıl bir insanmışsın!” demekten alamıyorum kendimi. Gerçi olayları tek taraflı dinlememek lazım ama nereden bakarsanız bakın Alfred’i suçlu buluyorsunuz. Aslında Wilde’ın kaleminin kuvvetli olması da buna sebep olabilir. Hikayeyi biraz anlatmak gerekirse, bu iki yakın dost, Wilde’ın anlattıklarına göre Alfred baya çıkarcı, Wilde’ı maddi manevi sömürmüş. Alfred’in babası da Oscar’a kıl, onu eşcinsellik ile itham edip tutuklatmış. Oscar inat edip ülkeyi terk etmeyince, iki yıl bu sebepten zindanda kalmış. Canım ciğerim dediği, kankam dediği Alfred ise ona yüz çevirmiş. Oscar kendi sonunu hazırlayan ve iki sene kaldığı hapiste oturmuş, bu uzunca mektubu yazmış Alfred’e. Tabi başlarda kalem kağıt vermemişler ama, hapishane müdürü de Oscar’ın hayranı onun kağıt kalemden ayrı kalmasına izin vermemiş. Oscar’ın yazdığı bu mektubu Alfred okumamış …

Nikos Kazancakis – Zorba

Zorba herkesin okuması gereken bir baş yapıt adeta. Nikos Kazancakis, hayatı yaşayarak öğrenmiş ana karakteri Aleksi Zorba ile, tüm hayatı gözden geçirerek farklı bir pencereden bakmamızı sağlıyor.  Çeşitli işlerde çalışmış Zorba, günün birinde bir adamla tanışır ve onunla maden işine girer. Tüm bu iş ortaklığı içinde hayattan dersini çıkarmış yeme, içme, keyif ve kadın düşkünü Zorba’nın görüşü patronunun ilgisini çeker ve ona karşı bir yakınlık hisseder. Patronla birlikte biz okuyucularda ona bir sempati besliyor ve fikirlerinden faydalanıyoruz. Öyle şeytan tüyü olan bir karakter Zorba.  Kesinlikle okunması gerekenler arasında.  Kitap Arkası Zorba, Yunanlı ünlü yazar Nikos Kazancakis’in olgunluk dönemi ürünü (1946). Ağır ve suskunlukla yüklü geçen karanlık bir dönemin tadı buruk ilk meyvesi. Nikos Kazancakis, çağdaş Yunan edebiyatının ancak buzlucam ardından seçilebilen, tedirgin ve büyük kişiliklerinden biri olarak çok tartışıldı, yanlış bilindi, az sevildi. Zorba adlı bu romanı, onun kendisiyle giriştiği bir tür sessiz hesaplaşma sayılabilir. Geçmişin, elden kayıp giden zamanın …

Yukio Mişima – Denizini Yitiren Denizci 

Gogo no eiko Şiddet nedir?  Sadece bir olgu mudur? Bir insanın bedenine ne zaman yerleşir? Bir çocuk şiddet eylemine ne zaman başlar? Mişima farklı bir açıdan şiddetin vücudumuzda varolmasına değiniyor.  Noburu dul bir annenin oğludur. Tüm merakı kentinin limanlarına yaklaşan gemilerdir. Bir gün annesi onu alır ve bir geminin ziyaretine gider. Noburu geminin kaptanın hayran olmuş ve onu bir kahraman olarak görmektedir. Bunu arkadaşlarıyla da bol bol paylaşır.  Bu sırada annesi ve kaptan arasında bir ilişki başlar. Birbiri ile iyi anlaşan ikili sonunda evlenmeye karar verir. Bir süre sonra ‘baba’ sıfatına bürünen denizci Noburu hakkında da kararlar almaya başlar. Noburu ise artık sıradan bir baba fiigürüne bürünen denizliye karşı eski duygulardan yoksun hale gelmiştir. Noburu arkadaşlarıyla birlikte kurduğu çeteyle kendi fikirlerine göre ‘yanlış’ olanlara cezalarını verirken, özelliğini yitirmiş eski kahramana da bir ceza verirler.  Mişima etkili bir anlatımla bize şiddeti bize ilmek ilmek anlatmış. Mişima Japon edebiyatının en etkili yazarlarından. …

Yekta Kopan – İçimde Kim Var

Bu okuduğum ikinci Yekta Kopan kitabı. İlki bir öykü kitabıydı bu ise bir roman. Ancak söylemem gerekir ki gerçekten kitabı bir roman edasıyla okumaya başladım. Sonra ilk bölümlerde acaba ben mi hatalıyım bu kitap öykü kitabı mı diye tereddüt etmeye başladım. Anlatım ve gelişmeyen olay kendi bölümleri içinde birbirinden farksızdı. Neyse ki bir kaç bölüm sonra aslında bu farklı karakterlerin ortak bir yanı ortaya çıktı. Açıkçası bu girizgah beni sıktı. Öyle betimlemeler vardı ki çok kitap okuyan ben bile (kendimi bu statüye soktum) zaman zaman bu betimlemelerin altında ezildim. Baştan söylemek gerekirse çok okuyan biri değilseniz bu kitap biraz ağır gelebilir size. Anlatım da bir de yağmur var. Şimdi düşünüyorum da bu çok mu gerekliydi. Evet edebi bir anlam katmış ama ana hikayeden uzaklaştırmış okuyucuyu. Gerçi bende bir şeyler karalarken böyle şeyler yapmıyor muyum evet yapıyorum. Bu yüzden, bu konuda pek yorum yapmayacağım. Kitabın beni en etkileyen tarafı hikayenin baba olgusu üzerinde …

Back to Top