Etiket arşivi: Carla Gugino

Wayward Pines

Dizide  M. Night Shyamalan adını gördüğüm için izlemeye başladım. Aslında çok umutlu değildim diziden. Dizi beni yanılttı mı? Elbetteki hayır. Ancak farklı bir edası vardı dizinin. Dizide gizem biraz fazla olunca bende neyi nasıl bağlayacaklar merakıyla diziyi izlemeye başladım. Aslında dizi farklı bir şey vermiyordu Shyamalan filmlerinden her şey vardı dizide hatta buna ek olarak bir çok ta kendi türüne uygun dizi ve filmin harmanı.

Dizide Matt Dillon baş roldeydi. Rol için iyi seçimdi ama tam anlamıyla karakterin altı doldurmamıştı. Aslında genel olarak karakterlerin temeli sağlam değildi. Tabi bunu da ben dizinin genel gizemine bağlıyorum. Dizide Matt Dillon, Ethan Burke karakterini canlandırıyor ve hikaye onun üzerine dönüyor. Okumaya devam et

Mr.Popper’s Penguins

Jim Carrey‘den yine başarılı bir film karşımızda. Zaten filmde Jim Carrey‘nin olması filmin izlenmesi için ayrı bir sebep zaten. Oyuncu kadrosunun içerisinde bir de Carla Gugino‘yu görmek beni ayrı bir sevindirdi. Ama filme genel açıdan baktığımızda eğlenceli olmasıyla birlikte, eksik bir film.

Artık görüyoruz ki Jim Carrey eski komedi filmlerindeki performanslarını gösterecek filmler sergilemiyor. Zaten kendisinden beklediğimizde karakterler oyunculukları ancak Mr.Poppers Penguins gibi komedi, duygusal arası filmlerde de onu görmek mutluluk verici. Şimdi dağılmış konuyu toparlamak gerekirse bu film oyuncuların performansı altında bir film olarak karşımıza çıkıyor.

Hikaye klasik öğelere dayanıyor. İşine odaklanmış hırslı bir adam, eşinden ayrılmış, çocukları bir oraya bir buraya savruluyor. Tabi işine olan bağlılığından ötürü, çocuklarını da ihmal etmekte. Günün birinde babasının öldüğü haberini alır ve miras olarak ona bir penguen bırakır. Mr.Poppers bu pengueni ne yapacağını düşünürken kargonun içerisinden çıkan mektubu da düşürür. İşin ilginç tarafı ise bu mektubu evin o kadar su almasına karla buzla kaplanmasına rağmen bulunamaması sapa sağlam filmin sonunda dek sormasıdır.

Tek penguen Mr.Poppers’in evini darmadağın etmiştir. Akabinde gelen diğer penguenler ise onu şok eder. Penguenlerin rahatı için Mr.Poppers evini buzhaneye çevirir. Bu arada tabi penguenler yüzünden çocukları ile arası da düzelmiştir. Ailesini tekrar bir araya toparlamaya başlamıştır.

Ancak Mr.Poppers’ın bu duygusallığı işine sekte uğratmaktadır. Yapması gereken bir iş vardır. Şehirde tek ayakta kalmış eski bir restoranı satın alması lazımdır. Ancak orada Mr.Poppers’in babası ile olan hayalleri de vardır. Mr.Poppers arada derede kalmıştır. Tabi bu arada penguenlerde kötü niyetli hayvan bakıcısı tarafından kaçırılır.

Mr.Poppers ve ailesi hatta yeni sevgilisi ile birlikte tatile çıkmaya teşebbüs eden eski karısı ile birlikte bir operasyon yaparak penguenleri kurtarmaya soyunur. Operasyon başarı ile sonuçlanır. Akabinde, Mr.Poppers ailesini tekrar bir araya toplar. Tabi, bu sırada yumurtlayan penguenlerle birlikte, yeni yumurtaları bekler ve onları ait oldukları yere geri götürür.

Son olarak kahkahalara boğmasa da izlenecek eğlenceli bir aile filmi Mr.Poppers Penguins. Bir pazar sabahı için bire bir. Bu arada film roman uyarlamasıymış. İyi bir uyarlama mı tereddütteyim.

Yönetmen: Mark Waters

Senarist:

Sean Anders
John Morris
Jared Stern
Richard Atwater roman
Florence Atwater

Oyuncular:

Jim Carrey Mr. Popper
Carla Gugino Amanda
Angela Lansbury Mrs. Van Gundy
Ophelia Lovibond Pippi
Madeline Carroll Janie
Clark Gregg Nat Jones

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1396218/

http://www.popperspenguins.com/

Sucker Punch

Beni çok tereddütte bırakan filmlerden biri Sucker Punch. Aslında film mi demeli yoksa güzel müziklerin klibi mi demeli pek bilemedim. Ama doğru olan şu ki müzikler kesinlikle çok güzel. Görüntüler eşliğinde de kendinizi bilgisayar oyunlarının tanıtımlarını izliyormuş gibi hissediyorsunuz. Bunun haricinde hikayede, senaryo ve kurguda çok fazla boşluk ve tutarsızlık var.

Hikaye bir kızın, üvey babasının annesini öldürmesi üzerine bir akıl hastanesine yatırılması ile başlıyor. Hastaneden anlaşmalı bir hizmetli ise onu orada tutmak, onu gerçekten hasta yapmak için kızın üvey babasından para alır. Kız hastaneye yatar yatmaz buradaki acısını hafifletip, dindirmek için kendisine bir dünya yaratır. Bu dünyada bulunduğu yer, büyük bir striptiz kulübüdür ve kızlar burada zorla çalıştırılmaktadır.

Kızımızın gerçek adı bu mudur hatırlamıyorum ama bu yarattığı dünyada kendisine Baby Doll’derler. Baby Doll bu kulübe bir papaz tarafından satılmıştır. Burada bir kaç gün içerisinde kendisine dans öğretilecek ve çok zengin bir adamla beraber olacaktır. Baby Doll buradan kaçmak için bir plan yapar ve plana bir kaç kızı daha dahil eder.  Biz daha gerçek dünyada ne olup bittiğini anlamadan, kendimizi Baby Doll’un yarattığı striptiz dünyasında buluruz. Burada anlam veremediğim bir olay ise kızımız acısını hafifletmek için neden kendisini bir striptiz kulüpte hayal ettiği. Karakterlerin gerçek hal ve durumları ile hiç bir kanıya varmadan hepsini bu striptiz kulübü karakterleri olarak tanıyoruz. Sanıyorum bu filmi daha izlenebilir kılmak için düşünülmüş bir şey.

Baby Doll başlarda ortalığı temizlemekle yetinir. Bir gün onun dansını izlerler. Dansı o kadar güzeldir ki onun dansı süresince insanlar kendinden geçer. Biz izleyici olarak bunun nasıl bir dans olduğunu çok merak etmemize rağmen göremiyoruz. Bu nasıl bir danstır ki herkesi puta çeviriyor. Bu dans sırasında biz Baby Doll’un hayal dünyasına açılan başka bir kapıdan bakarız.  Baby Boll burada adeta bilgisayar oyunlarının içine dalar ve oradaki düşmanlarla savaşır.

Baby Doll yaptığı planla bazı şeyleri toplayarak buradan kaçacağını düşünür ve arkadaşları ile birlikte bunları toparlamaya başlar. Baby Doll dans ederken arkadaşları gerekli malzemeleri toplarlar. Burada aklıma takılan bir konu da Herkesin dans sırasında hiç bir şey hissetmediği halde, arkadaşlarının nasıl normal yaşantılarına devam ettikleri. Tabi biz bu olayı bilmiyoruz. Dans esnasında biz, kızlarımıza verilen görevlerin yerine getirilmesini izliyoruz. Taş adamlarda dövüş, Nazi zombilerle savaş, nükleer bir saldırıyı engellemeye çalışmak.

Burada bir başka soru geliyor aklıma. Her ne kadar bu dövüş sahneleri Baby Doll’un hayalleri gibi dursa da, sanki bu striptiz kulübü hayali onun değilmiş gibi gözüküyor insana. Bu olsa olsa Snyder’ın fantezisi olabilir diye düşünüyorum ancak burada senaryonun bütünlüğü hepten kaybolmuş oluyor. Ne olduğunu nasıl olduğunu bilmediğimiz / anlam veremediğimiz bir hikayeye uzandırıyor bizi. Kurgu, hikaye oldukça karmaşık bir hal alıyor.

Aslında tüm bunları düşünmeden izlediğinizde, güzel kızların dans edip, seksi kıyafetlerle savaşması filmi oldukça izlenir kılıyor. Tabi müziklerin de etkisi kesinlikle unutulmamalı. Filmde zaten ne doğru zamanı ne de doğru makanı kavrayabiliyoruz. Savaş sahnelerindeki animasyonlar kesinlikle bilgisayar oyunu gibi. Kendini çok belli ediyor. Bu görüntüler arasında bizim karakterleri de animasyon olarak yerleştirselermiş pek sırıtmayacakmış ama, bu şekilde kızlarımızın perde önünde savaştıkları çok belli oluyor.

Film hakkında daha ne anlatılır bilmiyorum. Konusu oldukça basit, üç ayrı dünyada geçen film hiç biri hakkında bilgi vermiyor. Her şey havada iken akıp giden görüntüleri izliyorsunuz. Ancak filmin sıktığını söyleyemeyeceğim. Sürekli dövüşülen yerler kişiler değiştiği için film kendini izlettiriyor. Ama hatırlatmakta fayda var filmin müzikleri oldukça iyi. Soundtrack kesinlikle elde edilmeli.

Yönetmen: Zack Snyder

Senarist: Zack Snyder , Steve Shibuya

Oyuncular:

Emily Browning
Baby Doll
Abbie Cornish
Sweet Pea
Jena Malone
Rocket
Vanessa Hudgens
Blondie
Jamie Chung
Amber
Carla Gugino
Dr. Vera Gorski
Oscar Isaac
Blue Jones

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt0978764/

http://suckerpunchmovie.warnerbros.com/dvd/

Race To Witch Mountain

Disney’den yine vakit geçirmelik bir film karşımızda. Yormadan, sıkmandan, zorlanmadan izleyebileceğimiz şöyle kafa boşaltacak bir film. Yine bir aile filmi. Hem de tam anlamıyla aile filmi. Kahramanların çocuk olması onları ekrana çekerken gerekli aksiyon ve iki oyuncu büyükte, büyükleri tatmin ediyor. Ben neden mi sevdim? Çünkü uzaylılar var filmde.

Bir çok filmden kolajı görebiliyoruz. Film ne çok iyi ne de çok kötü ancak film için uğraşıldığı belli. Biz daha kötü filmler gördük. Peki izlemesek ne kaybederiz elbette hiçbir şey. Özellikli bir film değil bu sadece bir film. Bir çoğumuzunda aman ya diyeceği cinsten.

Öncelikle filmin adı ile filmin konusunu bir türlü bağdaştıramadım belirtmem lazım. Jack Bruno, Las Vegas’ta taksi şoförlüğü yapmaktadır.. Tabi eskiden kötü kişilere bulaşmış sonra ise bu bulaştığı kişi ve işlerden emekli olmuştur. Ancak geçmişi de onun peşini bırakmaz. Filmin geçtiği dönemde ise Uzaylılar ile ilgili şehirde konferanslar düzenlenmektedir. Hatta bu konu hakkında konferans düzenleyen bir profesörü de gideceği yere bırakır. Jack aslında haliyle her insan gibi uzaylılara inanmamaktadır.

Aynı zamanda dünyaya bir uzay gemisi iner. Devlet bu işi gizli olarak araştırmaktadır. Ancak kimsenin haberi yoktur. Yapılan araştırmalar sonucunda uzay gemisinden iki uzaylı kaçmış ve insanların içine karışmıştır. Tabi büyük bir takip başlar. Bu esnada Jack iki çocuk yolcu alır arabasına. Gidecekleri yer çok uzaktır, ancak çocuklar bir tomar para uzatıp Jack’e. Jack gerekeni alır ancak bu çocuklardan da şüphelenmiştir. Onları izler. Bu arada çocuklar biri tarafından saldırıya uğrar. Jack onları kollayama başlar. Daha sonra öğrenir ki çocuklar uzaylıdır.

Jack çocuklara inanır. Çocukların amacı dünyada bulunan bir şeyi alıp götürmektir. Kendi dünyalarında yaşam bitmiştir. Anne ve babaları, kendi dünyalarını kurtarma projesinde çalışmaktadırlar ancak aldıkları karar yüzünden öldürürler. Aldıkları karar ise bu yapay öğe ile dünyalarını kurtarmaktır. Ancak askeriyeleri karşı çıkar ve dünyayı ele geçirmeyi ister. Çocuklara bu şeyi götürmek ve savaşı engellemek kalmıştır. Ancak ordu büyük bir savaşçı göndermiştir ve çocukların peşindedir.

Jack, çocukları korurken hem devlete hem de bu savaşçı uzaylıyla uğraşmaktadır. Çocuklar dünyadaki görevlerini tamamlamış, gemilerine gitmeye çalışılar ancak gemi devlet tarafından başka bir yere götürülmüştür. Yapacak bir şeyleri yoktur. Yardım alacak kişi olarak Jack’ın aklına, söyleşiye götürdüğü profesör gelir ve durumu ona anlatırlar. Başka bir profesöründe yardımı ile gizli bir dağ olduğunu ve devletin burada araştırma yaptığını götürse götürse uzay gemisini buraya götüreceklerini öğrenirler.

Tabi alırlar çocukları giderler. Ellerini kollarını sallaya sallaya çok korunan bölgeye girerler ve uzak gemisini ele geçirirler. Çocuklar kaçar gider. Ben final olarak bizim elemanlarında gideceğini düşünmüştüm ama onlar kalıp evlenip bu yaşadıkları maceradan bol bol para kazanırlar. Belirttiğim gibi çok gerekli olmayan boş vakitte zaman geçsin diye izlenebilecek bir film…

Yönetmen: Andy Fickman

Senaryo:

Mark Bomback
Matt Lopez
Alexander Key kitap

Oyuncular:


Dwayne Johnson
Jack Bruno

AnnaSophia Robb
Sara

Alexander Ludwig
Seth

Carla Gugino
Dr. Alex Friedman

Ciarán Hinds
Henry Burke

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1075417/