Hot Tub Time Machine

Arada kalmış bir film Hot Tub Time Machine. Arada kalmış diyorum sevenler de sevmeyenlerde olacaktır. Bana sorarsanız ben filmi izlerken oldukça eğlendim. Yani bu bakımdan film amacına layık hareket etmiş. Ancak sinemada izlenecek kadar da iyi bir film değil Hot Tub Time Machine. Teknik açıdan zayıf, aynı şekilde hikaye, kurgu, atmosferi yansıtmak bakımından da sınıfta kalıyor. Oyunculuklar başarılı. Zaten kadrodan başka bir şey beklememek lazım.

Tabi tüm teknik zırvaları bir kenara bırakıp izlediğinizde filmden oldukça zevk alıyorsunuz. Bilhassa 80’leri görenler bilenler filmden daha fazla zevk alıyor. Çünkü hikayenin büyük bir kısmı 80’ler de geçiyor.

Adam sevgilisi tarafından terk edilmiş orta yaşlı biridir. Kardeşinin oğluna da bakmaktadır. Jacob ta kendini sanal aleme kaptırmış odasından hiç çıkmamaktadır. Adam tam o sırada çocukluk arkadaşlarının intihara teşebbüs ettiğini öğrenir. Adam, diğer arkadaşı Nick Webber ile birlikte arkadaşları Lou Dorchen’e ziyarete giderler. Orada arkadaşları Lou’yu rahatlatmak için büyüdükleri, karlı kaplı kasabaya gençliklerini yad etmeye gitmek için karar alırlar.

Bu üç kafadara Jacob’da katılır. Büyüdükleri kasabaya giderler ancak, kasabayı bıraktıkları gibi bulamazlar. Bu onlar için hayal kırıklığı olmuştur. Her zaman kaldıkları otel yaşlılar kampına dönmüştür adeta. Hayal kırıklığı eşliğinde her zaman kaldıkları odaya yerleşirler. Kafaları bir güzel çektikten sonra jakuziye atlıyorlar. Ancak sızıp ertesi sabah uyandıklarında kendilerini 1986 sabahında bulurlar.

Bu geçmişlerini düzeltmek için ellerine geçen büyük bir fırsattır. Ancak Jacob’ın tavsiyelerine kulak asarak her şeyi olduğu gibi yapma konusunda hem fikir olurlar. Ancak gelişen olaylar müdahale etmemeyi çok zor kılmaktadır. Bu arada zaman makinesi de arıza yapmıştır. Arada bir görünen zaman makinesi tamircisi de ayrı bir vakadır.

Müzik, uyuşturucu, alkol, seks, 80’leirn kendine has havası. Klişe gibi görülebilecek sahnelerle sadece dönemi bilenlerin gülebileceği bir film Hot Tub Time Machine. Küçük bir özet hangi tarihte olduklarına inanmayan kahramanlarımız, barda kızın birini çevirirler ve bulundukları tarihten emin olmak için Michael Jackson’ne renk diye sorarlar. Tabi anlatmakla olmuyor izlenmeli.

İzlerken zevk aldığım, yer yer içten güldüğüm, havada kalan senaryosuna rağmen eğlenceli bir film. Yaşıtlarım ve öncesi için kesinlikle tavsiyemdir Hot Tub Time Machine. Ancak zamanda yolculuğa kadar dişinizi sıkmanız lazım.

Aşağıda da filmden bir bonus olsun 😉 Birde söylemeden edemeyeceğim Jacob’a da gıcık oldum. Oğlum sen 80’lere dönmüşsün eve dönecem diye mızmızlanıyorsun. Bi kafa korum… Neyse…

Yönetmen: Steve Pink

Senarist:

Josh Heald
Sean Anders
John Morris

Oyuncular:

John Cusack Adam
Clark Duke Jacob
Craig Robinson Nick Webber
Rob Corddry Lou Dorchen
Sebastian Stan Blaine
Lyndsy Fonseca Jenny
Crispin Glover Phil

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1231587/

 

 

Alice in Wonderland

Bir Tim Burton dehasını daha beklerken heyecan içindeydik. Nasıl diyeyim beklentilerimiz vardı, umutlarımız vardı, hayallerimiz vardı. Lakin bu hayallerin tamamının suya düştüğünü söylesem de yalan olur. Yani hayatımdaki kararsızlık hali film hakkındaki görüşlerime de yansıdı. Sanıyorum filmi bir kez daha izleyip öyle kanısına varacağım…

Öncelikle dağıtım şirketlerine çatmak istiyorum. Efendim filmi 3D olarak sayılı sinemada gösterime soktular bu nasıl bir ilgisizliktir. O 3D’lerin tümü de Türkçe alt yazılı. Tamam film çocuk filmi edası estiriyor olabilir ancak bir sinema da Tim Burton hayranları vardır 3D ve orjinal koyayım bu filmi dememiş. Yazıklar olsun yani.

Belki de bu hayal kırıklığı ile filmi izlediğim için çok büyük zevk alamadım. Ancak efekler ve kamera hareketleri kesinlikle 3D olarak hazırlanmış. Bunu kameranın gezişinden açılardan anlıyorsunuz. Onun haricinde film zaten o karakterler ve olay ile iki boyutlu izlenecek kapasitede değil…

Tim Burton’un Alice in Wonderland yorumu aslında bana beklediğimi vermedi. Zaten Hikaye önceleri de çok çok yorumlanmıştı. Bir de çok yoruma açık bir hikaye mi orası da tartışılır. Zaten hayal dünyası konusunda Lewis Carroll aşmış şöyle bir hikayeyi çocuklara armağan etmiş ya, yapacak başka bir şey yok ama hani Tip ve şu oyunu kadrosu etkeni insanı gaza getirmeden olmuyor…

Şimdi hikayeyi anlatmam abest kaçar. Oyunculukları da, e görsellikte şüphesiz iyi, ama filmde bir hareket eksik, senaryo sanki biraz oldu bittiye gelmiş gibi. Hikaye yavaş ilerliyor ve birden bitiyor deyip bende yazımı bitiriyorum. Hani daha deirne dalıp işin tadını kaçırmayayım diye. Yorumlar gelirse alta devam ederim. İzlenmeli ancak 3D izlenmeli…

Yönetmen: Tim Burton

Senaryo: Linda Woolverton, Lewis Carroll (kitap)

Oyuncular:

Mia Wasikowska Alice
Johnny Depp Mad Hatter
Helena Bonham Carter Red Queen
Anne Hathaway White Queen
Crispin Glover Stayne – Knave of Hearts

Matt Lucas Tweedledee / Tweedledum
Stephen Fry Cheshire Cat
Michael Sheen White Rabbit
Alan Rickman Blue Caterpillar

Linkler:

disney.go.com/disneypictures/aliceinwonderland/

http://www.imdb.com/title/tt1014759/

http://www.sinemalar.com/film/5184/Alis-Harikalar-Diyarinda/

9 / Nine / Dokuz

Uzun süredir yazamıyordum buna tembelliğim ve vakit bulamamam da eklenince tabi süre arttı. Bu arada izlenen klasörü yani yazılacakların listesi bir hayli kabardı. Ben de klasörü açarak alfabetik olarak yazmaya karar verdim. İlk filmim bu gün izlediğim başarılı bir animasyon…

Yönetmen ve hikaye yazarı Shane Acker‘ın  yaptığı işlere biraz bakarsak, karşımıza The Lord of the Rings: The Return of the King ve Wanted‘in özel efekt yönetmeni olarak karşımıza çıkması. 9’un yapımcıları arasında da büyük isimler karşımıza çıkıyor; Timur Bekmambetov ve Tim Burton. Tabi bu isimleri biliyoruz. Boş işler çıkmayacağı da aşikar… 9’da boş bir iş değil zaten… 9 Shane Acker‘ın 2005 yılında bitirme tezi imiş…

Yönetmen Shane Acker‘a senaryolaştırma aşamasında Pamela Pettler‘de yer almakta. Seslendirenler arasında tanıdık isimleri de bulmak mümkün. Film tamamen CGI ortamında hazırlanmış. İlginç karakterler ve ilginç konusu insanı ekrana bağlamaya yetiyor…

Film 9’un hikayesini anlatıyor. 9 ruh bulduğunda bir insanın öldüğüne tanık oluyoruz. 9 Her şeyden bir haber pencereden gördüğü kendi türünden birinin peşine çıkıyor. Onu bulup arkadaş oluyor ama bir yaratığın saldırısına uğruyorlar. Onu kurtaran arkadaşı bu yaratık tarafından alıkonuluyor. Çok sıradan anlatmaya başladım…

Öncelikle mekanı tasvir etmem gerek sanırım. İnsanlar ve robotlar, büyük bir savaşa tutuşmuş ve makineler bu savaşı kazanmıştır. Üretmiş oldukları kimyasal bir bomba sayesinde tüm insan ırkını yok etmişlerdir. Ancak kendilerinden de bir tane robot kalmıştır. 9 arkadaşı olduğu 2’yi kaybettikten sonra kendi türünden olan diğerlerinin yanına gider. Bunlara 1 önderlik etmektedir.  Ancak 9, 2’yi kurtarabileceğini düşünür ve yanına bir arkadaş daha bulur ve yola koyulur.

Amacı o yaratığın elinden arkadaşını kurtarmaktadır. 9 bu türün son temsilcisidir. Bu arada her biri insan gibi aynı karaktere sahiptir. Görünüşte bez parçasından farkları yoktur ancak içlerinde bir ruh barındırıyorlardı. Arkadaşlarını bulmak için yaratığın inine giden iki kafadar, onlara yardıma gelen 7’nin de yardımı ile bu yaratığı öldürürler. 9’un çıktığı evden bulduğu değişik şekilli bir kristalimsi parça bu yaratığın eline geçmiştir. Yaratık öldürülmeden öncede bu parçayı, bir yere takmaya çalışmaktadır. 9 bu parçanın ne işe aradığını merak eder ve parçayı yerine takar.

Bu yaptığı şey dev bir robot yaratığı canlandırır. Tabi bizim kafadarlar, bu yaratığı da öldürdüklerini sanıp özgür olduklarını düşünürler ama iş bu kadar da basit değildir. 9 bu yaratığı öldürmek için 6’nın kaynak olarak bahsettiği ve sürekli resmini çizdiği şeyi bulmaya gider. Bu arada uyandırdığı yaratık arkadaşlarını öldürüp onların ruhlarını almaktadır. 9 her şeyin başladığı yere gri döner can bulduğu eve. Burada kendi adına bırakılmış bir kutu bulur.

Kutuyu açtığında bir insan figürü belirir ve tüm hikayeyi 9’a anlatır. Bu kişi bu yaratığı yapan bilim adamıdır. yaratığın asıl amacı insana gerek duymadan yeni makineler icat etmektir. Tam tamamlanmadan devlet bu robotu kullanmaya başlar. Ancak sadece profesörün zekası ile dolu makine ruhu da olmadığı için tüm insan ırkına kafa tutar ve onları öldürür. Profesör ise makineden kurtulacak ve dünyanın geleceğini şekillendireceğine inandığı 1 ile 9 arasındaki bu canlıları yaratır. Makinelerden farkı, o kristalimsi cihaz yardımıyla ruhunu bu 9 yaratığa aktarmış olmasıdır. Zaten son kısmı 9’a verince bilim adamı ölmüştür…

Biraz dağınık anlattım. Çünkü hikayeyi anlamaya çalışmak izlerken de zaman alıyor. Mekan karakterler konu farklı olunca insanın aklında biraz parçalı kalıyor hikaye. Ancak izlenmesi gereken fevkalade yapımlar arasında. Tanrı, varoluş, ruh, gerçek üzerine çok başarılı bir animasyon…

Seslendirenler:

Christopher Plummer #1 (voice)
Martin Landau #2 (voice)
John C. Reilly #5 (voice)
Crispin Glover #6 (voice)
Jennifer Connelly #7 (voice)
Fred Tatasciore #8 / Radio Announcer (voice)
Elijah Wood #9 (voice)
Alan Oppenheimer The Scientist (voice)
Tom Kane Dictator (voice)
Helen Wilson Newscaster (voice)

Linkler

http://www.filminfocus.com/focusfeatures/film/9/splash/

http://www.imdb.com/title/tt0472033/

http://en.wikipedia.org/wiki/9_(2009_film)

http://www.facebook.com/9theMovie