Dark Skies

2013 yapımı filmin yönetmen koltuğunda  var. Stewart aynı zamanda filmin senaristi. Kendisini bir çok iyi filmin özel efektçisi olarak görürken Legion ve Priest filmlerinin de yönetmeni olarak tanıyoruz. Dark Skies ise bu iki filme göre daha az aksiyonlu ancak daha gerilim yüklü bir film.

Film bir çok klişeyi içinde barındıran buna rağmen korkutma hissini demeyeyimde ürpertme hissini başarıyla yerine getiren bir film olma özelliğine sahip. Son dönemde gerçektende gerebilen sayılı filmlerin arasında. Buna başlıca neden gizemini son dakikaya kadar korkuyor olması. Tabi bu da sürükleyiciliğini arttırıyor filmin. İzlenmesi keyifli hale geliyor. Continue reading “Dark Skies”

Real Steel

Filmin yönetmen koltuğunda Night at the Museum serisinden tanıdığımız Shawn LevyShawn Levy‘nin bulara ek olarak Date Night ve The Pink Panther gibi filmleri de çektiğini düşünürsek aslında Real Steel yönetmenin ustalık filmi gibi çıkıyor karşımıza. Film diğer filmleri gibi akıcı, insanı sıkmıyor. Renkler, kamera açılarıları ve derinlikler oldukça başarılı. Tüm film boyunca kendinizi filmin içerisindeymiş gibi hissediyorsunuz bu da filmden zevk alma kat sayınızı yükseltiyor. Müzikler de hikayesine uygun zaten filme adapte olmakta başarısı oldukça büyük.

Film bu kadar iyi giderken senaryo için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Bir çok konu havada. Film kendisine ne kadar çekiyorsa hikaye de kendisinden o kadar uzaklaştırıyor. Öncelikle zaman kavramı kafanızı kurcalıyor. Tam anlamıyla günümüzde geçen bir film izlenimi yaratılmışken görüyorsunuz ki aslında yıllarca uzakta film. İnsanlar boksu bırakmış yerlerine dövüşecek kadar yetenekli robotlar var ancak bu robotlar sadece dövüşler için kullanılıyor. Hayat 2011’deymiş gibi sürerken bizi gelecekte olduğumuza ikna etmeye çalışan sadece cep telefonları ve bu dövüşçü robotlar. Continue reading “Real Steel”