Etiket arşivi: David Hare

Damage – Fatale

 

 

1992 yapımı filmin yönetmen koltuğunda Louis Malle var. Filmi yıllar önce izlemiştim ancak geçtiğimiz günlerde hazır elime geçmişken tekrar izleyeyim dedim. Filmi çok sevdiğimden değil sadece Juliette Binoche‘u görmek için. Filme uzak bir anekdotla başlamak lazım bu film çekilirken (ki sanıyorum hala öyle) Juliette Binoche ve Jeremy Irons iki ayrı düşmanmış. Buna rağmen ikisininde böyle cinsellik yüklü bir filmde oynaması sinema sen nelere kadirsin dedirtiyor insana. Profesyonel oyunculuk bu olsa gerek.

 

Tabi hala nasıl bir para bu filmde oynamaları için kendilerini yan yana getirdi o da ayrı bir konu. Filmin harika müziklerini de Zbigniew Preisner yapmış. Yani prodüksiyon olarak sağlam bir film var karşımızda. Ancak nedense film biraz soğuk gibi geldi bana. Kendimi filme bir türlü adapte edemedim. Kurgunun çok başarılı olduğunu söyleyemeyeceğim. Ancak buna rağmen film akılda kalıcı etkili bir film.   Film Josephine Hart‘ın romanından uyarlama. Bu filmin roman uyarlaması olduğunu da göz önünde bulundurduğumuzda yönetmenin / senaristin duygu aktarımlarını pek beceremediğini düşünüyorum. Okumaya devam et

The Reader – Okuyucu

Stephen Daldry ve David Hare buluşması The Hours‘tan sonra yine başarılı bir filmle çıkmış karşımıza. Bernhard Schlink‘in aynı adlı romanından beyaz perdeye gayet güzl bir şekilde uyarlanmış. Zaten bu iki ismin uyarama filmler konusundaki başarısı yadsınamaz.
The Reader bol ödüllü bir film. Elbette bu ödülleri de hakkıyla alıyor. Gerek oyunculuk, gerek kostüm, gerekse sahne her biri gayet aşarılı. Ancak makyaj konusunda aynı şeyleri söyleyemeyeceğim her güzelin bir kusuru olur deyip bu konudan sıyrılmak istiyorum. Filmde umduğumdan fazla gereksiz sahnelere rastlamadım. Herşey kıvamında ve sürükleyici gidiyordu. Filmin ilk yarısı gereksiz gibibi gözüken sevişme sahneleri ve karakterler arasındaki etkileşim aslında bize genç bir insanın hayatını nelerin ekleyebileceğini gayet  açık bir şekilde veriyordu bize. Bu sahneler boyunca aklıma yer eden cümle ise bir erkek ilk beraber olduğu kadına aşık olur ve ondan kopamaz yönündeydi. Evet bu bir gerçek. Karakterimiz Michael’de bu durumdan nasibini almış hatta olayı biraz daha abartmıştı.

Okumaya devam et