Unknown

2011 yapımı filmin yönetmen koltuğunda Jaume Collet-Serra var. Yönetmenin aklımda kalmış filmi ise Orphan. Orphan’ın afişi bana çok fazla tanıdık geliyor hatta filmi izlediğimi düşünüyordum ama bu yazıyı yazarken izlemediğimi fark ettim. Orphan IMDB’den 7.2 almış ancak sanki fragman bana biraz klasik geldi. Tabi bu arada izlemiş, bloga yazmamış ve aklımdan uçmuş olma ihtimali bile var filmin. İlginç bir tereddüt içerisindeyim. Neyse biz Unknown’a dönelim. Continue reading “Unknown”

Inglourious Basterds

Quentinn Tarantino’nun yılan hikayesine dönmüş senaryosunun hayat bulmuş hali Inglourious Basterds. Bu hayat bulma 2009 yılında oluyor ancak filmin hikayesi daha da eskilere dayanıyor. Yine bir intikam filmi karşımızda, ancak bu kez zaman mekan ve yaşananlar toplumsal olaylardan esinlenmiş.

Film Nazi dönemini anlatıyor. Naziler Fransa’ya girmişler ve buradaki Yahudileri toparlamaya başlamışlardır Bu sırada Amerikalılar’da Yahudilerden oluşan özel bir intikam timi kurarlar ve bu time de Nazi avlamaya başlar. Naziler onlardan korkuyla bahsederken bu arada ailesi onlar tarafından katledilmiş bir Yahudi kızı da intikam planı yapmaktadır.

Filmin kurgusu ustalıkla yapılmış. Bölümler arasındaki neden sonuçlar hikayenin gelişiminde oldukça etkili. Aynı şekilde ustaca yazılmış diyaloglar, uzun olmalarına rağmen insanı bağlıyor ve hikaye gelişimi bu diyaloglara göre şekilleniyor. Karakterlerin toplumsal çıkardan çok kendi çıkarlarını kolladığını görüyoruz. Aldo Raine karakteri Nazi avına çıkarken bunu bir av olarak düşündüğü hissettiriliyor bize. Yine finalde, Hans Landa karakterinin kendi çıkarı için ülkesini satması bu şekilde değerlendirilebilir.

Filmde kendisi için bir şey yapmayan bir karakter var ise az ve öz görünen Marcel karakteri. Sevdiği kız Shosanna Dreyfus uğruna hayatını veriyor. Film genel olarak Eğlenceli bir şekilde ilerliyor. Diğer eş değer filmlerde izlediğimiz gibi duygu sömürüsü yapılmamış. Belki de Tarantino’nun farkı burada çıkıyor ortaya. Karakterler yine bildik Tarantino tarzında. Zezki, ideal erkek, psikopat, duygusal vs.. tüm duyguların tüm karakterlerin karışımını görebiliyoruz. Tarantino’nun yaptığı en iyi işlerden biri de karakterlerin gelişimi ve bu konuda bu filmde bir baş yapıt.

Filmin doruk yaptığı kısım ise küçük bar sahnesi. Diyaloglar olsun karakterler olsun her şey kesinlikle en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş. Ortamda her tür insan bulmanız mümkün ve bu karakterler başarıyla işlenmiş. Filmde şu kötü diyebileceğim bir tane oyunculuk yok. Hepsi oldukça başarılı.

Tarantino’nun, her bir karakteri, karakterleri konuşturduğu her bir kelime ironi dolu. Asıl anlamlarından saptırılabilecek cümleler var. Bu filmde de bu başarılı bir şekilde yapılmış. Film boyunca kimse kimseye üstünlük sağlamıyor. Amerika’nın kahramanı asker öldürülünce, onu öldüren kız da öldürülüyor. Eşit miktarda kıyaslı bir ölüm söz konusu.Ben çok aşağılayıcı repliklerle de karşılaşmadım.

Ancak finale geldiğimizde bütün üst düzey Naziler’in katli filmin rengini biraz değiştirmiş. Bu  Shosanna Dreyfus’un intikamı olarak çıkıyor karşımıza ancak gizli ekibin de işin içine girmesi biz nasılsa Naziler’i haklayacaktık moduna dönüşüyor. Tabi buna en büyük etken, Hans Landa karakteri. Bu bağlamda genel anlamda Filmdeki Nazi karakterlerinin analizini yaparsak, zeki ama güvenilemez olduklarını görüyoruz. Finalde yaşanan bu bu olaylar biraz da olsun filmin tarafsızlığını yitirmesini sağlıyor. Ancak bunu da Naziler’in sonu nasılsa gelecekti, bu şekilde getirelim diye açıklayabiliriz.

Tarantino’nun ustalıkla işlediği uzun süresine rağmen sıkmayan bir film Inglourious Basterds. Diyaloglar, karakterler, olay örgüsü, müzikler oyunculuklar, kurgu oldukça başarılı. Ancak Tarantino’nun en iyi filmi olacak kapasitede değil. Diğer filmlerdeki karakterlerinin bir yansıması da bu filmde gibi. Filmin en sevdiğim özelliği ise, sadece İngilizceye kayıtlı kalmayıp tüm dillerde diyaloglar içermesi. İzlenmesi gereken filmler arasında.

Yönetmen: Quentin TarantinoEli Roth

Senaryo: Quentin Tarantino

Oyuncular:

Brad Pitt
Lt. Aldo Raine
Mélanie Laurent
Shosanna Dreyfus
Christoph Waltz
Col. Hans Landa
Eli Roth
Sgt. Donny Donowitz
Michael Fassbender
Lt. Archie Hicox
Diane Kruger
Bridget von Hammersmark

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt0361748/

http://www.inglouriousbasterds-movie.com/

Mr. Nobody

Film hakkında ne yazsam bilmiyorum. Oyunculuk, görsellik, hikaye, müzikler, efektler, kurgu, bakımından çok güzel bir film. Evet film güzel olmasına güzel ama içimi gıcıklayan bir şey var. O da filmin konusunun biraz dağınık olması. Senarist, yönetmen belki yazarken kendi fikri olduğu için toparlamış konuyu aklında ancak izleyici konuyu toparlamakta zorlanıyor. Belki de filmin tek eksisi bu.

Film Nemo’nun başından geçenleri anlatıyor. Nemo birden gözlerini açtığında kendini 2092 yılında son ölümlü insan olarak bulur. Bu arada onun neden son ölümlü olduğunu anlamış değilim, teknoloji onun ömrünü uzatamıyor mu? Neyse Nemo 118 yaşındadır ve geçmişe dair şeyleri sağlıklı biçimde hatırlayamamaktadır. Ancak onun sön ölümlü insan olması bütün gözlerin üzerinde olmasına sebeptir. Bu yüzden herkes onunla röportaj yapmak ister ancak doktorlar yanına kimseyi almamaktadır.

Sonunda yanına biri girer ve olanı biteni anlatmaya başlar. Ancak bir anlattığı diğerini tutmamaktadır. Farklı durumlardan farklı sonuçlar çıkartır. Küçük bir çocukken babasının evi terk etmesinden tutun, aşık olmasına, annesinin yeni biriyle evlenmesine varıncaya kadar alternatif hayatlar anlatır.

Paralel hayatlar, paralel evren, alternatif yaşamlar, seçimler, sicim teorisi, alternatif zaman, kurgu, geçmiş, gelecek, hayal, gerçek, tesadüf, doğru, yanlış aklınıza gelecek ne kurgu öğesi varsa değinilmiş filmde. Alternatif bir çekim tekniği filmi izlenebilir kılmış. Filmde eleştirilen noktalardan biri ise 15 yaşındaki Nemo ile Anna’nın arasında geçenler sevişme sahneleriydi. Gereksiz yere uzatılmış mı bilmem ama aslında bütün bu kurgunun Nemo’nun yazdığı bir hikaye olduğu anlaşılıyordu. Çocuk aslında alternatif dünyalar belirtmiş burada aşık olduğu kız ile bir şeyler yaşamaya başlamıştır.

Burada aslında bunların bir hikaye olduğu daktilonun takılması ile birlikte karakterlerin konuşmalarında teklemesinden kaynaklanıyor. Aynı şekilde alternatif gelecek o dönemde ki bir çocuğun kurgulayabileceği gibi, o dönemin bilim kurgularından esinlenmiş. Jetgiller vari bir uzay çağı filmde karşımıza çıkan. Burada aslında araya sıkılan sevişme sahneleri biraz fazla mı diye düşününce aynaya bakıyorum biraz ve es geçiyorum.

Film yaklaşık iki buçuk saat sürüyor. Otuz yaşlarındaki Nemo arada çıkıp bize paralel evren, var olma hakkında betimlemelerde bulunuyor. Bu da filme belgesel özelliği vermiş. Filmin süresi boyunca karşınıza ne çıkacağını kestiremiyorsunuz. İzleyici üzerinde filmdeki bu hakimiyetsizlik ise sıkıntıya sebebiyet veriyor. Sonunda ne olacağını kestirememek finalin ne zaman geleceği kestiremediğinden izleyiciye sıkıcı anlar yaşatıyor. Evet aslında yaşlı Nemo’nuun ölmesi ile filmin sonunu geleceğini biliyoruz ancak Nemo’nun ölmeye hiç niyeti yok.

Jared Leto çok başarılı bir oyunculuk çıkarmış. 118 yalını da 30 yaşını da kendisi oynamış. Performansı göz doldurucu. Tabi diğer karakterler için de aynısını diyebilirim.Film ilginç kurgusu, teorileri, anlatımı, görsellik ve geçişleri, mükemmel müzikleri ile kesinlikle izlenmesi gerekenler arasında. Ancak sabırlı olmak lazım…

Senaryo, Yönetmen: Jaco Van Dormael

Oyuncular:


Jared Leto
Nemo Nobody adult / Nemo Nobody aged 118

Sarah Polley
Elise

Diane Kruger
Anna / Anna #2

Linh Dan Pham
Jean (as Linh-Dan Pham)

Rhys Ifans
Nemo’s Father

Natasha Little
Nemo’s Mother

Toby Regbo
Nemo age 16

Juno Temple
Anna age 15

Linkler:

http://www.mrnobody-lefilm.com/

http://www.imdb.com/title/tt0485947/