Inception / Başlangıç

Christopher Nolan‘a olan gıcığımı bilmeyen yoktur. Tabi bu gıcık Batman’ı yorumlaması ile eşdeğerdir. Yoksa kendisini, Memento, Insomnia gibi filmleri ile takdir etmişimdir. Benim kendisine olan tek garezim, Batman gibi bir yapımın güne uyarlamasını hazzetmediğimden. Bu filmle sıradanlık katmıştı. Ancak kendisi ısrar ile Batman serisini çekeceğim diye uğraşıyor ona da saygılı davranıyorum. Inception’a gelince kadroda yer alan Leonardo DiCaprio‘da hazzetmediğim adamlar arsında yer alır. Kendisine kinim yoktur, iyi oyuncudur iyi filmlerde oynamış ancak bir türlü kanım ısınmamıştır şahsa. Şimdi yazıya olumsuzluklarla giriş yapınca, yazının geri kalanını da olumsuz olarak görecektir okuyucu. Lalin yazının devamı insanları şaşırtabilir. Bu arada uyarmak lazım ki filmi izlemeyenler için çok fena açıklamalar içerebilir… Bir rüyanın içinde başlıyoruz filme. Açıkçası belirtmeliyim ki, burada Saito karakterinin yaşlı halinin makyajı biraz abartı olmuş. Ona verilen bu abartı makyaj onun ne kadar çok yaşadığının, kanıtı olarak sunulmuş bize. Bu konuya tekrar döneceğim öncelikle, filmin akışına göz atalım. Film klasikleşmiş bir şekilde sondan başlıyor. Yani filmin …

Avatar

Arada yeni filmlere de değinmek lazım. Mesela bu yeni filmlerden birisi de bu senenin Oscar ödüllerinde bir çok ödülü kapacağına inandığım Avatar. He ne kadar Avatar deyince kafasında ve vücudunda mavi oklarla dolaşan küçk kahramanızmız gelse de aklımıza bu Avatar da akıllara yer edecektir. Usta yönetmen James Cameron‘ın 16. filmi olması özelliğini taşımakta bu film. James Cameron yıllarca bu filmin üzeirnde çalıştıktan sonra teknolojinin tabiri caiz ise bokunu çıkararak bu filmi çekmiş. Öyle ki film baştan sona bilgisayardan yapılmasına rağmen en ufak noktada bile gerçek insanlar ile animasyonları birbirine karıştırmıyorsunuz. Eh tabi film birde 3D olunca tadı ayrı oluyor… Öncelikle filmde sinemanın üst noktalarına erişiyorsunuz. Hani diyorlar ya bu filmde herşey değişecek diye evet doğru ve bu değişimin James Cameron tarafından yaşatılması beni ayrı bir mutlu etti. İşte sinema bu diyorsunuz ancak bir tarafımda eski klasik sinemacılardan olduğundan kendimle çelişkiye düşüyorum. Bu konuda dikkat etmem gereken öğe yeni ve yaratıcılık nerede?   …

Drag Me to Hell – Kara Büyü

Gayet başarısız buluğum filmlerden biri Drag Me to Hell. Korku, gerilim filminden çok komedi filmine kaydığı yönler oldukça fazla. Her zaman ki gibi sessizlik içinden çıkan ani ses patlamalarının dışında filmde ürkütücü bir sahne yok. Konu ise gayet klişeleşmiş. Bana filmi izlerken farklı hiçbir şey hissettirmedi. Yönetmen -ki bunu söylemek istemezdim- biraz daha Tayland filmi izlerse yada Taylandlılarla çalışırsa bu büyü olayını çözer sanırım… Anlaşılan o ki yönetmen ve senaristin büyü ile ilgisi yok. Tek ilgileri hadi büyü filmi çekelim demelerinden kaynaklanıyor sanırım… Gerçi yenilik yok dedim ya yalan ben bir büyünün sağ ve sol kroşelerle adam dövdüğünü ilk bu filmde gördüm… Film ne olduğunu bilmediğimiz bir tarihte ki sanıyorum 30 yıl önce bir büyücünün evinde başlar. Bir çocuk ona getirilmiştir. Büyücü onu kurtarmaya çalışır ancak çocuk ikinci kattan yere düşer. Düştüğü yerde birden açılır ateş topu onu içine çeker… Sanıyorum büyü şeytandır (ilginç bir cümle oldu.) Büyücü tekrar görüşeceğiz …

Back to Top