Etiket arşivi: Dönüşüm

Dönüş

Lanet olsun. Dakikalardır bu şekildeyim. Pencereden yansıyan ışığın şiddetine bakarsam güneş eski şiddetini bırakmış gibi. Yani birazdan ezan okunur. Neden ezanın okunmasın a bu kadar taktım ki bilmiyorum. Muhtemelen açlıktan bu şekilde öleceğim. Vücudumun hareket etmeyip fazla enerji harcamadigini düşünürsek bekli bulunacak kadar hayatta kalabilirim. Neyse bu durumu kabukkenmekten başka çare yok…

Top patladı. Ezan okunmaya başladı. Sanki bir serinlik çöktü birden. Orucumu açmak için -Biraz tuzlu olacak ama- dilimi dışarıda gezdirdim ve bir parça ter çektim içime. Güzel, dilimi oynatabiliyordum. Bu iyi. Önceden oynatamıyor  muydum acaba? Şimdi hatırlamıyorum. Ezan ilk defa bu kadar net duyuluyordu evimden. Bilmediğim bir makam ama. Şimdi şarkıcılar bile kafalarına göre makam oluşturup okuyorlar ezan. Pop müzik parçası gibi türlü türlü remiksleri çıktı ortaya. 

Biraz daha uzaktan bir ezan sesi daha çalındı kulağıma. Diğeriyle arasında bir saniye fark var yada yok. Sonra bir diğer, bir diğeri… Onlarca caminin arasında kalmış gibi hissettim kendimi. Üstüne üstlük o patates, soğan hoparlorleri kullanan camiilerin. 

Yavaş yavaş kulağıma çalınan ezan sesleri son bulmaya başladığında parmaklariminin oynadığını hissettim. Allah’ım bu müthiş birşey. Içimdeki mutluluğu size anlatamam. Umarım devamı da gelecek. Nitekim öyle de oldu. Yavaşça yatakta doğruldum. Hareketiyle birlikte birikmiş ter golü çalkalandi ve yere döküldü. Önemli değil. Hareket etmenin nasıl bir mutluluk olduğunu anlatamam size. Yavaşça yataktan kalktım. Temkinli olmakta fayda var. Ter birikintisi üzerimden akarken huylansam da bir tepki göstermedim. Yavaşça yataktan kalkarak adımımı attım.  Yürüyebiliyorum. Şimdilik bir sorun yok gibi gözüküyor. Elektrikler hala yok. Gözümün ucuyla termometreye baktığımda, sıcaklığın 35 derece olduğunu gördüm. Bu kadar sıcak olması normal mi? Odadaki eşyalar güneşin çekilmeye başlamasıyla birlikte birer siluete dönüşmeye başlamıştı. Dikkatli olmam lazımdı ki hala elektrikler yoktu. Hemen şu şişesine koştum ve şişeyi ağzıma diktim. Oh şu günüsü yok. Kim ne derse desin. Bu terin acısını çıkarmam lazımdı. O kadar su kaybettim ki… Sadece bir litre bir bardak icebildim. Şu kalmamış. Almayı nasıl unuttum anlamıyorum. Elimi musluğa tuttum. İki üç damla ardından boş sesi geldi. Olaya bak. Ramazan Ramazan ne elektrik ne, ne su… Bir de İstanbul’un göbeğindeyiz. Hem de tam göbeği.

Üzerime kuru birşeyler giyip, Biraz da kurulayıp biz dolabının kapağını açtım. Ortalık acayip sessizdi. Acaba hareket etmeye başlayınca duyu yetimi mi kaybettim? Olabilir, hiç şaşırmam. Buzdolabının kapağını açınca bir serinlik vurdu yüzüme. O an disarisinin evden daha serin olabileceği fikri geldi aklıma. Çok pistim, muhtemelen piste kokuyordum ama bir kaç parfümleri bu işi halledebilirdim. Gerçi ter kokusu ile karışan parfüm kokusunun çokta iyi koktuğunu söyleyemeyeceğim ama bu seferlik olsun. 

Dönüşememek

Yarım saat oldu. Muhtemelen yarım saat. Belki de daha fazla olmuş olabilir. Saati bilmiyorum haliyle kipirdayamadigimdan bakamıyorum da. Eğer buradan kurtulursam tam karşıma bir saat koyacağım, tam tavana. Kim ne derse desin. Bir saati geçmedi bundan eminim ezan sesini duymadım henüz. Duysam belki… Bir saniye… Duyma yetim yerinde mi benim. Dakikalardır düşüncelerim dışarıdan gelen sesleri tıkadı. Eğer beynimi durdurabilirsem…

Siz yokken bağırmayı denedim. Aslına bakarsanız bağırmayı pek beceremem. Çığlık atsam pek erkeksi olmaz, bağırsam bir anirmadan öteye gitmez. Kendime ikinci bir not dusmeliyim. Bağırma provaları yapılacak ve en güzel bağırma şekli bulunacak. Bağırmak demiştim. Bunu denedim. Bir çok kez Ancak hiç bir ses alamadım karşılığında. Ya kimse beni sallamadı ya da ben sesimi duyuramadim. Içinde bulunduğum hali göz önüne alırsak ger ikisi de olabilir. Sonuç olarak bu girisimim sonuçsuz kaldı.

Of… Deli olacağım. Aman Allah’ım kurtar beni. N’olursun. İyi bir adam olacağım.

Lanet olsun. Sanırım, kendi yerinde boğulan tek insan olarak tarihte yerimi alacağım. Ter artık kulaklarımdan içeri girmeye başladı. Başımın yastıkta olduğunu söylersem vücudumun halini siz düşünün. Lanet olsun. Bu kadar su nerden çıkıyor. Hadi hadi, parmağım ufak bir hareket etse… Hadi, Hadi oğlum hadi… Siktir… Siktir… Siktir. Fuck… Fuck… Fuck… Ssibal… Ssibal… Ssibal.

Allah’ım oruçluyum, tövbe tövbe… Tövbe tövbe… Allah’ım affet, Allah’ım affet…

Siktir. Olucem burada. Tuzlu suyun içinde kokmam da yavaşlar. Geçi bu terin pis kokusu yayılır etrafa. Kim bulacak acaba beni. Muhtemelen ev sahibi. Kira odemeyince damlayacaktir. Zaten telefonun şarjı da dayanmaz çok fazla.

Sakin olmalıyım. Muhtemelen bir rüyanın, Çok kök bir kabusun ortasındayım. Karabasan olma ihtimalini degerlendirmis miydim? Her neyse. Hareket edemiyorum. Bir süredir. Süre tam olarak belli değil. Gerçi bana saatler geçmiş gibi geliyor ama henüz bir dakika bile geçmemiş olabilir. Eğer bir ruyadaysam muhtemelen bir kaç saniye geçti yada geçmedi. En iyisi sakın bir şekilde beklemek.

O neydi? Biri mi var orada. Sanki birinin geçtiğini hissettim. Merhaba, kimse var mı? Ses yok. Sanırım hayal gördüm. Bu halde algı sorunu yaşamam gayet olağan. Son bir çırpınış, Ha olur mu? Yok yorulmadım alemi yok. Içinde bulunduğum durumun ne açıklaması olabilir? Düşün, düşün… Ölmüş olabilir miyim? Ölmek denen şey bu mu? Ya da felç geçirdim hiç bir yerimi hareket ettiremiyorum. Of lanet olsun ya…

Dönüşmek

30 derece. Evimde bulunan iki termometre de aynı sıcaklığı gösteriyor. Muhtemelen ikisi de doğru. Aslında sıcak değil de nem asıl insanı bunaltan geyiklerine girmeyeceğim. Bir ev gece bile azcık olsun serinlemek mi? Gerçi otuz derece derinlemesine hali olabilir. Ya da bu termometreler bozuk. Ikisi birden mi? Sonuçta ikisi de Çin malı. Çin malları kötü olacak biye bir kaide yok ama, sonuçta ucuz etin yahnisi pek olurmuş. Yoksa yavan mi? Atın ciftesi mi pekti? Of neyse Ramazan Ramazan ağzım dilime (dilim ağzıma? Buza yapışması gibi birşey mi?) yapismisken yemek muhabbeti pek bir sarstı beni.
Son dakikalar. Sonuçta bir oda olmayınca bu son dakikaları yavaslatarak geçirmenin bir önemi yok. Yatağa uzanıp bir saat kadar kestirmek alevler içinde yanan vücudumun sogumasina etki etmese de, üzerime sanayi tipi vantilatoru çevirsem bu iş tamamdır.
Her şey güzel. Yastığı biraz yükselttim mi sahil kenarında bir ağacın altında esen rüzgara kendimi bırakmış gibi keyif alabilirim bu işten. Biraz hayal ve onun doğrultusunda görülecek bir rüya… Oh tadından yenmez… Yine yemek…
Kendimi yatağa bıraktım. Biraz gürültülü olsa da vantilatorun üzerime bıraktığı hava akımı tam da hayal ettiğim ortamı ayarlamıştı bana. Gözlerimi kapatıp, zihnimde uzaktan gelen dalga seslerini canlandırdım. Üstüne üstlük hayal ettiğim sahile doğru baktığımda güzel kızların ortalıkta dolandigini görebiliyordum. Neyse amacimdan saplanan lazım. Yavaş yavaş denizin ve ağaçların kokusu burnuma terlemeye başlamış, hayal yavaş yavaş uykudaki gerçekliğe yerini bırakmaya başlamıştı.
Herşey güzel, Herşey enfes.
Birden bire ölmeye başlayan bir motor sesi ilişti kulaklarım, derken rüzgardan başlayarak tüm saydıklarım yavaş yavaş kaybolup gitti. Hatta kızları bile aldı yanına. Kesilen rüzgarla birlikte bir sıcak bastı beni. Allah’ım cenneti hayal ederken cehennemi mi bulmuştum. Şu kızları hiç karistirmayacaktim.
Kalkmaya niyetim yoktu ama yatış pozisyonunu değiştirsem belki pencereden içeriye görmeye çalışan havayı yakalayabilirdim. Kendimi eksenim etrafında çevirmeye çalıştım. Yok olmuyordu. Sanki yatağa yapistirilmistim. Harcadığım her çaba vücudumdan oluk oluk terin akmasına sebep oluyor ancak hır milim bile oynamama sebep oluyordu. Parmağımın ucuyla anlımdan akan o sinir bozucu ter damlasını bile silemiyordum. Yastık, ve yatak böyle giderse on dakikaya kalmaz havuza dönerdi. Tabi vücudum da o kadar su kalmışsa.
Ne kadar su içmiştim Dün gece? 2 litre? İki buçuk? Üç kere tuvalete işemeye gittim. 500 ml Ödemiş miyimdir? Yok canım o kadar değildir. 300 belki. 900 burada gitti. Teri sayamam ne kadar eğlence olabilirim. Lanet olsun şurada bile bir litre gitti. 1 litre de. 1900 eder. İyi ihtimal 600 kalsa da… Allahım şoktan kullanıyorum. Dur dur gazoz içmiştim. Eğer sudan sayilirsa. Sayılır niye sayılmazsın. Su… Su…
Bir kaç dakika sonra cabalamayi bıraktım. Sanki bu durum aklıma ge  geldi biraz. Lan ölsem su evde yanlız başıma cesedimi kılmadan bulamazlar. Allahtan yaz. Daha çabuk kokarım. Neyse fazla düşünerek enerji harcamamam lazım. Muhtemel bir karabasan vakasiyla karşı karşıyayım.
Tam da karabasan uzmanı gibi konuştum. Şimdi aslında karabasan diye bir şey yoktur ama olabilir de. 
Vücudumun artık iyice yere dolayısıyla da yatağa gomuldugunu hissediyordum. Ve ter beni bir silikon gibi yatağa sabitliyordu. Pis te kokuyor be…

Devam edebilir