buralarda yokken izlediklerim

Yazılacak filmler o kadar birikmiş ki yapacak onlarca işin arasında bunu da yapmak oldukça zor oluyor. Güya güz başında film izleme olayına ara verecek vaktimin çoğunu yazmaya adayacaktım. Lakin o da olmadı. Bir değişiklik şart ama nasıl olacak bilmiyorum.

Neyse filmlere geçelim öyle çok uzatmak istemiyorum anlatımları ama bakalım. Zaten bir çok izleneni kaybettim.

Distorted (2018)

distortedFilm hakkında aslında aklımda bir şey kalmamış. Hem de John CusackChristina Ricci gibi isimler filmde olmasına rağmen. Film klasik bir konu olmamasına rağmen o kadar klasik işlenmiş ki öyle akılda kalıcı bir yeri yok.

Yüksek güvenlikli bir eve taşınan Lauren burada garip şeylerin döndüğünü fark eder. Ancak eşi bu durumu onun psikolojik bozukluğa verir ancak işin gerçek boyutu da vardır. Burada ki insanlar bir şekilde kontrol edilmektedirler. İzlenmese hiç bir şey kaybedilmeyecek bir film. ** Yönetmen: Rob W. King Oyuncular:  Christina RicciBrendan FletcherVicellous Shannon Senaryo: Arne Olsen https://www.imdb.com/title/tt6143850/

Welcome the Stranger (2018)

welcome the strangerNe izlediğim konusunda pek bir fikir sahibi olamadım. Ne anlatıyordu, ne yapmaya çalışıyordu pek emin olmadım. Bir kız, abisinin evine habersiz gider. Ev abisine annesinden kalmıştır. Aralarında miras muhabbetleri dönerken, bir de abisinin sevgilisi çıkar ortaya. Onunla da uğraşırken evde olup biten garip olaylar vardır. Bu olaylar da annesi ile alakalıdır.

İzlenmese de olur. ** Senaryo – Yönetmen: Justin Kelly Oyuncular: Abbey LeeCaleb Landry JonesRiley Keough https://www.imdb.com/title/tt5716280

Hou lai de wo men (2018)

hou laide womenGüzel bir kurguya sahip Çin yapımı film. Yıllar sonra karşılaşan iki sevgilinin ilişkilerini masaya yatırmalarını ve nerede yanlış yaptıklarını aramalarını anlatıyor film. Oyunculuklar başarılı. Kurgu ise klasik romantik filmlerin dışında filmi izlerken dink tutacak şekilde. Oyunculuklarını, görselliğini beğendim filmin.

Özetle tavsiye edebileceğim bir film. **/ Yönetmen: Rene Liu Senaryo:  Wei AnShing-Ming Ho Oyuncular: Boran JingDongyu ZhouZhuangzhuang Tian https://www.imdb.com/title/tt8033592

Skyscraper (2018)

skyscraperAksiyonu bol ancak klasik aksiyondan öteye gitmeyen bir film. Ultra akıllı (bu nasıl oluyorsa) bir gökdelenin güvenliğinden sorumlu Will Sawyer’ın ailesi binaya suikast düzenlendiği sırada içeride olunca Sawyer, ailesini kurtarmak her şeyi göz önüne alır. Tabi bu durum filmde teknik yada teorik hiç bir şeyin olmaması ve mantıksız da olsa aksiyonla örtbas etmesine sebep oluyor.

Aksiyon meraklıları için izlenebilir bir film. *** Yönetmen – Senarist: Rawson Marshall Thurber Oyuncular:  Dwayne JohnsonNeve CampbellChin Han www.imdb.com/title/tt5758778

Tau (2018)

tauKendini merakla izlettiren bir film Tau. Ancak o kadar çok havada kalan şey var ki bunları düşündükçe insanın biraz tadı kaçıyor. Mesela insanlar neden buraya işkence / öldürülmek için getiriliyordu bu havada. Tamam adam psikopat ama bir dayanağı olmalı. Genç bir kadın kaçırılır ve teknolojik bir eve kapatılır. Burada kendisi ile bir deney yapılmaktadır. onu kaçıran adam haricinde evi yöneten Tau adındaki yapay zekadır. Kadın yapay zeka ile iletişme geçerek kendini kurtarmak için plan yapar.

İzlenebilir bir film. Konu olarak iyi ama belirttiğim gibi çok havada. *** Yönetmen: Federico D’Alessandro Senaryo: Noga Landau Oyuncular: Maika MonroeEd SkreinGary Oldman https://www.imdb.com/title/tt4357394/

Midnight Sun (2018)

midnight sunGüneşe çıkamayan 17 yaşındaki kızın hikayesini anlatıyor film. Eğlenceliymiş gibi giderken birden dram dozajı artıyor. Yine de duygu sömürüsü yok. Katie çocukluğundan beri dışarıya çıkamamaktadır ve pencereden gördüğü bir çocuğa aşıktır. Günün birinde gece dışarıya çıkar ve bestelediği şarkıyı okurken sevdiği çocukla tanışır. Birlikte takılmaya başlarlar ancak Katie çocuğa hastalığını söylemez. Günün birinde ise zamanı unutur ve gün ışığına yakalanır.

İçinizi çok fazla darlamayacak romantik bir film arıyorsanız izleyebilirsiniz. Bu arda film Taiyô no uta adlı Japon filminden uyarlama.  *** Yönetmen: Scott Speer Senaryo: Kenji BandoEric Kirsten Oyuncular: Bella ThornePatrick SchwarzeneggerRob Riggle https://www.imdb.com/title/tt4799066/

The Outsider (2018)

the outsiderFilm kendisini izlettiriyor izlettirmesine de nispeten biraz durağan. Hikayenin işlenişinden tutun, kurguya varıncaya kadar bazı içe sinmemezlikler mevcut. Ancak filmin eski Japonya’da geçmesi atmosferi merakta bırakan hikayesi biraz olsun filmi izlenebilir kılıyor. Son dakikada izleyiciyi ters köşe yapmaya çalışıyor ve başarıyorda. Tabi bir de Amerika’nın Japonya üzerindeki baskısını görebiliyoruz. Amerikalı bir adam Japon mafyasına girer film burada olan biteni konu alır.

Boş zamanda izlenebilir bir film. Yönetmen: Martin Zandvliet Senaryo: Andrew Baldwin Oyuncular: Jared LetoTadanobu AsanoKippei Shîna https://www.imdb.com/title/tt2011311

The Strangers: Prey at Night (2018)

the strangers preyat nightFilmin başında gerçek bir hikayeden uyarlama diye not düşülmüş. Aslında böyle filmlerden uzak dururum ama neyse izleyeyim dedim. Aslında farklı bir şey yok. Bir aile üç psikopat tarafından sıkıştırılır ve öldürülmeye çalışılır ve biz de bu can pazarına tanıklık ederiz.

İzlenmese de olur bir film. ** Yönetmen: Johannes Roberts Senaryo: Bryan BertinoBen Ketai Oyuncular: Christina HendricksMartin HendersonBailee Madison  https://www.imdb.com/title/tt1285009/

Düğüm Salonu (2018)

düğüm salonuAynı düğün salonunun iki farklı salonunda yapılan iki ayrı düğün iki eski sevgilinin düğünüdür. İkisi dışarıya çıktıklarında karşılaşırlar ve eski defterler açılır. Derken birden bire öpüşürler ama bu düğün fotoğrafçısı ve küçük çocuk tarafından görülür. Arada şantaj dönerken bu durumdan kurtulmaya çalışır çiftler. Geçmiş aralanırken her şey de gün ışığına çıkar.

İzlenebilir eğlenceli bir film. *** Yönetmen: Hakan Algül Senaryo: Şahin Irmak Oyuncular: Sahin IrmakIrem SakGonca Vuslateri https://www.imdb.com/title/tt8045670

Leobeulli Horeobeulli (2018)

leobeulli horeobeulliEğlenceli bir K-Drama. Philip ve Eul-Soon kaderleri bribirine bağlanmış iki kişidir. Philip ünlü bir oyuncu Eul-Soon ise senaristtir. Ancak birinin hayatı iyi olursa diğerinin hayatı kötü olmaktadır. Bu ikisi birbirine aşık olur ama aralarındaki bu bağ çözülmesi gereken sorunları da bir bir çözülmesi gerekmektedir.

Eğlenceli keyifli bir dizi. İzleyin derim. **/ Yönetmen: Ji Byung HyunKang Min Kyung Senaryo: Park Min Joo Oyuncular: Jeong Jae EunDong-hoon HaSun-Hee Hwang https://www.imdb.com/title/tt8628658

 

buralarda yokken izlediklerim

Jumanji: Welcome to the Jungle (2017)

Jumanji’nin ölüsü bile para yapar mantığıyla çıktığımız yolda hızla devam ediyoruz. Filmin devamı ile ilgili söylentiler var. Gider mi, gider. Ben izlerim. Zaten bu tarz filmler pek kalmadı. İşin aksiyonundan çok fantastik yapısı önemli benim için. Bu kez Jumanji bir video oyunu olarak çıkıyor karşımıza. Birbiri ile pekte anlaşamayan lise öğrencileri bir ceza esnasında eski bir video oyunu bulurlar. Oyunu oynamaya başladıklarında ise kendilerini oyunun içerisinde oyun karakterleri olarak bulurlar. Aksiyonu bol, kendi içinde çelişkileri olan, kafayı takmadan izlenebilecek bir film Jumanji. https://www.imdb.com/title/tt2283362/

Hwayugi (2017)

Aslında diziyi beğendiğimi söyleyemeyeceğim. Ancak gerek fantastik öğeleri gerek Kore mitolojisine çalan tarafları diziyi izleyip sonunu getirmem için sebeplerden biriydi. Şu sıralar genelde Kdrama izleyen genç kızlarımız erkek oyuncular için izlerken bende işi çevirip bu filmi kadın oyuncular için izledim dersem ayıp olmaz sanırım. Onun haricinde dizinin hikayesi değişik olmasına rağmen kurgusu hiç mi hiç yanıltmadı ve çok fazla açık vardı. Sahne devamlılıklarındaki sorunları saymıyorum. Zaten kdramalar için klasik bir durum oldu bu. Hayaletli, tanrılı, tanrıya karşı çıkmalı bir dizi A Korean Odssey. https://www.imdb.com/title/tt7099334/

Kokkoku (2018)

Değişik bir anime Kokkoku. Zaten Japonlardan değişik olmayan bir şey beklemek garip olur. 19 yaşında iş görüşmeleriyle uğraşan Juri Yukawa bir güne ve geldiğinde yeğenin ve abisinin kaçırıldığını öğrenir. Onları kurtarmak için ise çok kısa süre içerisinde yüklü bir miktarda bir parayı eski bir depoya getirmesi gerekmektedir. Yaklaşık on beş dakika içerisindeki bir sürede bu parayı bulmaları bulsalar bile oraya götürmeleri imkansızdır. O esnada dedesi onları bir taşın başına toplar ve o esnada zaman durur. Aile fertlerini kurtarmak için depoya giderler. Ancak depoda onlar gibi hareket edebilen insanlar vardır. Juri hem bu taşı, hem bu taşın peşindeki tarikatı, hem de güçlerini keşfetmeye başlar. Anime insanları, zamanı ve gerçekliği başarılı bir şekilde sorguluyor. Tavsiye ederim. https://www.imdb.com/title/tt7933666/

Cold Skin (2017)

Aslında çok farklı ve güzel konusu olan bir film Cold Skin. Ancak nedendir bilmiyorum bilme bir türlü adapte olamadım. Sanki yer yer film hikayeden kopup farklı yerlere gidiyor gibiydi. Bir saat kırk sekiz dakika film için uzun olmuş bence. Anlatılmak istenen aslında bir saat içerisinde de anlatılabilirdi. Oyunculuklar fena sayılmazdı daha iyi olabilirdi elbet. Genç bir bilim adamı bir adaya buranın coğrafyasını incelemeye gelir. Adada bulunan bir başka bilim adamıyla yer değiştirecektir ama adam yoktur sadece deniz fenerinden sorumlu Gruner vardır. Genç bilim adamı adadaki ilk gecesinde bazı yaratıklar ona saldırır. Sonra öğrenir ki adaya bazı deniz canlıları gelmektedir ve onlarda Gruner’e saldırmaktadırlar. Bilim adamı bunun Gruner’in yaratıklardan birini alı koymasından kaynaklandığını anlar. İnsanlığı, zeki bir yaratık olmanın getirdiği şiddet ve baskı olgusunu anlatmaya çalışmış. İkinci deniz yaratığı ile çiftleşme filmi diye not düşelim. Yeni trend bu olacak sanırım. https://www.imdb.com/title/tt1034385/

Jungle (2017)

Film aynı isimli romanın yazarı aynı zamanda ana karakteri olan Yossi Ghinsberg ‘in başından geçenleri anlatıyor. Yani gerçek bir hikayeden uyarlama film. Şimdi garip dediğim tesadüfler olmadı mı filmi izlerken oldu. Gerçekten öyle miydi hadi kurgulayalım bu şekilde mi olsun dediler onu bilmiyorum. Birde filmde çok fazla din teması vardır. Tamam kurtuldun Allah’a şükür de bu kadar göze sokulmalı mıydı bilmiyorum. Yossi genç yaşta dünyayı dolaşmaya çıkar. Hindistan’a geldiğinde burada tanıştığı birkaç kişiyle Bolivya ormanlarına gider. Bu esnada grup içinde çatışma çıkar ve derken işler iyice karışır. Bu sırada ikiye ayrılan grup yollarına farklı şekilde devam eder. Yossi arkadaşından da ayrı düşerek nehirde sürüklenir. Mucizevi bir şekilde hayatta kalması anlatılıyor filmde de. https://www.imdb.com/title/tt3758172/

Journey 2: The Mysterious Island

Doksan dört dakikalık süresiyle birden başlayıp biten bir film Journey 2: The Mysterious Island. Öyle ki süreyi geçtim filmin hikayesi kurgusu da bu şekilde. Ne zaman adanın şifresi geldi, nasıl geldi, birden bire nasıl çözüldü. Ne zaman kalkıp oraya gidildi. Derken helikopter bulunması, adaya tamda istenildiği gibi varılması, burada her şeyin ve yaşanan maceraların bir çırpıda olması ve geri dönülmesi… Filmi izlerken hangi arada tüm bunlar oldu şaşırdım.

Hikaye oldukça kısır. Filmin bir içeriği yok. Bir şeyler izliyorsunuz ama bunun neden olduğu hakkında bir fikir oluşturamıyorsunuz kafanızda. Üvey babanın, üvey oğluna yaranması, gözüne girme çabası diyebiliriz ancak hiçte bunu veren sahnelerle karşılaşmıyoruz. Film kendi içerisinde oldukça tutarsız. Sırf aksiyon olsun diye mantıksız sahneler var. Aklıma takılan konu ise, adanın belli dönemlerde suyun dibine çökmesi ve sonra tekrar yer yüzüne yükselmesi. Peki burada yaşayan devasa hayvanlar ne oluyor suyun altında bu konuda hiç bir şey söylenmemiş. Tabi tüm bu mantıksızlıklara kafa yorduğunuzda film izlenmez bir hal alıyor.

Dikkatimi çeken bir diğer konu ise karakterlerdi. Hiç bir karakter sağlam ve tutarlı değildi. Hank ve Sean karakterleri ana karakterlerdi. Gabato filmin komedi unsurunu oluşturmak amacıyla eklenmiş basit bir karakterdi. tam anlamıyla bir ayak bağıydı. Kailani’nin ise filmin güzel kız açığını doldurmaktan başla bir işe yaramadığını söyleyebilirim.

Film aksiyonla başlayıp aksiyonla bitiyor. Bu sebepten dolayı aksiyon olsun da ne olursa olsun mantığı güdülmüş. Belirttiğim gibi konu, kurgu, görsellik çok başarılı değil. Filmin Journey to the Center of the Earth tan pek bir farkı yok Zaten onun üzeirne oynanmış bir film. Ancak onun kadar eğlenceli ve üstüne düşünülmüş bir film olduğunu söyleyemeyeceğim.

Hikayeyi kısaca özetlemek gerekirse; Sean dedesinden bir mesaj alır ve bu mesajı çözmeye çalışır. Bu arada üvey babası ile de arası pek iyi değildir. Üvey babası Hank onunla arasını düzeltmek için şifreyi çözmeye yardım eder. Şifreyi çözünce de bu gizemli adaya doğru yola koyulurlar. Gittikleri yerde onları istedikleri koordinata götürecek kimseyi bulamazlar. Onlara yardımcı olan para göz üç kağıtçı Gabato ve güzel kızı Kailani’dir. İstedikleri adaya giderler ve burada Sean dedesini bulur. Ancak ada suların altında kalmak üzere olduğundan adadan kaçmaları gerekmektedir.

Filmi 3D izlemediğim için, 3D konusunda nasıldır bir bilgi veremeyeceğim. Ama konusuna ve oyunculuklarına bakınca, filmi 3D ile kurtarırız edası seziyorum. Aslında bu da zor gibi görünüyor. ben gayet basit çekimlerle karşılaştım. Tüm bu saydıklarıma takılmadığınız zaman bir çırpıda biten bir film. Vakit geçirmek için bire bir. Ama ben takarım diyorsanız, izlemeyin derim.

Yönetmen: Brad Peyton

Senaryo: Brian GunnMark GunnRichard OuttenJules Verne (kitap)

Oyuncular:

Dwayne Johnson
Hank
Michael Caine
Alexander
Josh Hutcherson
Sean
Luis Guzmán
Gabato
Vanessa Hudgens
Kailani
Kristin Davis
Liz

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1397514/

http://www.themysteriousisland.com/

Planet 51 / Gezegen 51

Aslında tüm hatlarıyla bilindik bir konu üzerine yazılmış bir hikayesi var Planet 51’in. Ancak bu kez roller biraz değişmiş. Burada uzaylılar bize gelmiyor da biz uzaylılara gidiyoruz. Tabi uzaylı olarak.  Bu da filmi izlenebilir kılıyor. Tabi hep biz saldırıya uğramayacağız ya…

Tabi film animasyon olması nedeni ile çok fazla saldırı yok. Uzaydan geldiğini bildiğiniz bir yaratık gezegeninizde dolanırsa aslında ne yapacağınız her şeyi Gezegen 51 ahalisi yapıyor. Bu gezegende yaşayanlar henüz, bizim dünyamıza göre 50’lerde yaşıyorlar. O uzay ve yaratık filmlerinin bol olduğu çeşitli söylentilerin döndüğü dönemde.

Hal böyle olunca gezegene bir uzaylının inmesi, uzaylılar hakkında dosça bir kaynak olmadığından gelen ziyaretçiyi beyin yemek isteyen yaratık olarak tanımlamaları oldukça normal. Tabi aradaki dil uyumunu evrensel hatta galaksiler arası, dil olan İngilizce ile çözmüşler. Bize göre uzaylılarda İngilizce konuşuyorlar. Aslına bakarsak biz onlarız…

Lem uzay gözetleme kulesinde yeni işe başlamıştır. Planet 51’in insanları ise uzaylılarla kafayı yiyecek duruma gelmiştir. Bir gün gezegene bir uzar aracı iner ve içinden bir dünyalı, Astronot Charles T. Baker iner. Ancak gezegende ünü kötü olan uzaylılar, Astronot Charles T. Baker’ın peşine takılır. Tabi herkes bu beyin yiyen uzaylıdan korkmaktadır.

Lem ile Charles tesadüfen karşılaşırlar. Lem, Charles’ın kötü bir yaratık olmadığını anlar ve onun uzay aracına geri dönmesine yardım eder. Charles iki gün içinde ana gemiye dönmelidir aksi taktirde burada kalmaya mahkum olacaktır. Tabi Gezegen 51 askerleri de General Grawl komutasında bu uzaylıyı aramaktadır.

Lem, arkadaşları ile birlikte Charles’ı gemisine ulaştırmaya çalışırken türlü türlü maceraya atılırlar. Tabi bu macera eğlenceli bir filme dönüşür.

Yönetmen:

Jorge Blanco, Javier Abad,Marcos Martínez

Senaryo: Joe Stillman

Seslendirenler:

Jessica Biel
Neera
John Cleese
Professor Kipple
Gary Oldman
General Grawl
Dwayne Johnson
Charles T. Baker
Justin Long
Lem
Seann William Scott
Skiff
Freddie Benedict
Eckle
Alan Marriott
Glar

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt0762125/

http://www.sonywonder.com/planet51/

Race To Witch Mountain

Disney’den yine vakit geçirmelik bir film karşımızda. Yormadan, sıkmandan, zorlanmadan izleyebileceğimiz şöyle kafa boşaltacak bir film. Yine bir aile filmi. Hem de tam anlamıyla aile filmi. Kahramanların çocuk olması onları ekrana çekerken gerekli aksiyon ve iki oyuncu büyükte, büyükleri tatmin ediyor. Ben neden mi sevdim? Çünkü uzaylılar var filmde.

Bir çok filmden kolajı görebiliyoruz. Film ne çok iyi ne de çok kötü ancak film için uğraşıldığı belli. Biz daha kötü filmler gördük. Peki izlemesek ne kaybederiz elbette hiçbir şey. Özellikli bir film değil bu sadece bir film. Bir çoğumuzunda aman ya diyeceği cinsten.

Öncelikle filmin adı ile filmin konusunu bir türlü bağdaştıramadım belirtmem lazım. Jack Bruno, Las Vegas’ta taksi şoförlüğü yapmaktadır.. Tabi eskiden kötü kişilere bulaşmış sonra ise bu bulaştığı kişi ve işlerden emekli olmuştur. Ancak geçmişi de onun peşini bırakmaz. Filmin geçtiği dönemde ise Uzaylılar ile ilgili şehirde konferanslar düzenlenmektedir. Hatta bu konu hakkında konferans düzenleyen bir profesörü de gideceği yere bırakır. Jack aslında haliyle her insan gibi uzaylılara inanmamaktadır.

Aynı zamanda dünyaya bir uzay gemisi iner. Devlet bu işi gizli olarak araştırmaktadır. Ancak kimsenin haberi yoktur. Yapılan araştırmalar sonucunda uzay gemisinden iki uzaylı kaçmış ve insanların içine karışmıştır. Tabi büyük bir takip başlar. Bu esnada Jack iki çocuk yolcu alır arabasına. Gidecekleri yer çok uzaktır, ancak çocuklar bir tomar para uzatıp Jack’e. Jack gerekeni alır ancak bu çocuklardan da şüphelenmiştir. Onları izler. Bu arada çocuklar biri tarafından saldırıya uğrar. Jack onları kollayama başlar. Daha sonra öğrenir ki çocuklar uzaylıdır.

Jack çocuklara inanır. Çocukların amacı dünyada bulunan bir şeyi alıp götürmektir. Kendi dünyalarında yaşam bitmiştir. Anne ve babaları, kendi dünyalarını kurtarma projesinde çalışmaktadırlar ancak aldıkları karar yüzünden öldürürler. Aldıkları karar ise bu yapay öğe ile dünyalarını kurtarmaktır. Ancak askeriyeleri karşı çıkar ve dünyayı ele geçirmeyi ister. Çocuklara bu şeyi götürmek ve savaşı engellemek kalmıştır. Ancak ordu büyük bir savaşçı göndermiştir ve çocukların peşindedir.

Jack, çocukları korurken hem devlete hem de bu savaşçı uzaylıyla uğraşmaktadır. Çocuklar dünyadaki görevlerini tamamlamış, gemilerine gitmeye çalışılar ancak gemi devlet tarafından başka bir yere götürülmüştür. Yapacak bir şeyleri yoktur. Yardım alacak kişi olarak Jack’ın aklına, söyleşiye götürdüğü profesör gelir ve durumu ona anlatırlar. Başka bir profesöründe yardımı ile gizli bir dağ olduğunu ve devletin burada araştırma yaptığını götürse götürse uzay gemisini buraya götüreceklerini öğrenirler.

Tabi alırlar çocukları giderler. Ellerini kollarını sallaya sallaya çok korunan bölgeye girerler ve uzak gemisini ele geçirirler. Çocuklar kaçar gider. Ben final olarak bizim elemanlarında gideceğini düşünmüştüm ama onlar kalıp evlenip bu yaşadıkları maceradan bol bol para kazanırlar. Belirttiğim gibi çok gerekli olmayan boş vakitte zaman geçsin diye izlenebilecek bir film…

Yönetmen: Andy Fickman

Senaryo:

Mark Bomback
Matt Lopez
Alexander Key kitap

Oyuncular:


Dwayne Johnson
Jack Bruno

AnnaSophia Robb
Sara

Alexander Ludwig
Seth

Carla Gugino
Dr. Alex Friedman

Ciarán Hinds
Henry Burke

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1075417/