Etiket arşivi: Dylan McDermott

Autómata

Ben bu filmi daha önce neden yazmadım bilmiyorum. Sanıyorum diğer filmler arasına kaynadı. Aslında yazdığımı düşünüyordum ama blogda aradığımda bulamadım. Haliyle bulamayınca da şaşırdım. Yazdığımdan o kadar emindim ki. Neyse sonuçta son dönem yapay zeka filmleri üzerinde aklımda kalan sayılı filmlerden biri olarak Automata nin üzerinden bir kez daha geçmeye ve onu bloga eklemeye kadar verdim.

Filmin yönetmeni Gabe Ibáñez bu yönetmenin izlediğim ilk filmi. Kendisinin bu üçüncü filmi olmakla birlikte yapımlarda genelde özel efekt sorumlusu olarak yer aldığını görüyoruz. Hal böyleyken filmdeki görsel efektlerin de sırıtmadığını söylemem lazım. Pek çok anlamda filmi başarılı buldum. Aslında anlatmak istediğini anlatmış ama sanki bir polisiye edasıyla başlayan ve ilerleyen filmin temposunun bu kadar düşük olmaması gerekliydi. Okumaya devam et

The Perks of Being a Wallflower / Saksı Olmanın Faydaları

 tarafından yazılmış aynı adlı romanından uyarlama film. Uyarlayan da yine aynı isim. Film için başarılı bir uyarlama diyebilirim. İlk yönetmenlik deneyimi olmasına rağmen Stephen Chbosky’i oldukça başarılı buldum. Kitabı okumadım ama kitap için de son dönem Amerikan edebiyatının en iyisi olduğunu savunanlar mevcut.

Film için bu zamana kadar lisede geçen en iyi filmlerden biri diyebilirim. Lise ortamını, girip çıkılan depresyonları, umutları başarılı bir şekilde vermiş. Burada Stephen Chbosky vermek istediğini başarılı bir şekilde vermiş. Kim olursanız olun hikayenin bir köşesinden tutuyorsunuz. Film bir lise filmi olarak ilerlerken belki tahmin edilebilecek bir yol çiziyor ama hikayenin altyapısı oldukça sağlam.
Okumaya devam et

Nobody Walks

‘un izlediğim ilk filmi Nobody Walks. Açıkçası diğerlerini neden izledim diye de düşünmedim. Film oldukça yüzeysel bir şekilde işlenmiş. Ne anlatmak istediği yada ne olduğu konusunda pek bir şey anlayamadım. Film kadınların cinsel yönünü ele almış ve bu bir aile üzerinden yapılmaya çalışmış. Ne kadar başarılı olduğu da tartışılır.

Hikaye Martine karakterinin Peter’in evine gelmesi ile başlıyor. Martine 22 yaşında genç ve güzel bir kadındır. Tabi bu güzelliği karşısında erkekler onu cinsel bir obje olarak görür. Daha filmin ilk sahnesinde uçakta birlikte yolculuk yaptığı adamla ilişkisi göz önüne geliyor. Martine eve vardığında Peter onu karşılar. Martine yapmış olduğu bir film için ses uzmanı olan Peter’den yardım ister. Bu işe anladığım kadarıyla aracı olan ise eşi psikiyatrist olan Julie’dir. Film bu konuda pek açıklayıcı değil. Okumaya devam et

American Horror Story

American Horror Story’i görünce aklıma ilk gelen beni Masters of Horror gibi bir yapımın karşılayacağıydı. Her bölüm farklı bir hikayenin geleceğine kendimi şartlandırmıştım. Ancak dizi beni yanılttı. Her ne kadar dizi tek mekana ve sabit karakterlere sıkışmış olsa da sezon yarısına kadar dizi beklediğim şekilde ilerledi. Her dölüm de ayrı bir hikaye ayrı bir konu ve karakter çıktı ortaya.

 

Tüm bu olayların ortak noktası ise bir evde geçmesi. Amerikan korku filmlerinin klasik perili evi karşımızda. Ev yapıldığından itibaren yaşayanlar üzerindeki etkilerinden dolayı onlarca olay olmuş. Evin geçmişine tam anlamıyla inilmemiş. İlk olay izinsiz kürtaj yaptıran bir doktorla başlıyor. Ancak evin sakinlerine baktığımızda çoğunlukla doktorlardan oluştuğunu görüyoruz.

 

 

American Horror Story, Harmon ailesinin perili eve taşınmasıyla başlıyor. Ben  ve Vivien evlilikleri sallantıda olan bir çifttir. Psikolog olan Ben üniversiteden bir öğrencisiyle ilişki yaşayınca eşi Vivien ile arası bozulur. Yani bir başlangıç yapmak içinse bu evi kiralarlar. Ben aynı zamanda evi hastalarını muayene etmek için kullanmaktadır.

 

Bu arada evde gariplikler olur. Ben’in hastaları da bir gariptir. Akabinde öğreniriz ki, hastalar ve eve giren çıkanlar aslında bu evde ölmüş olan kişilerdir. Ölüler zaman zaman ortaya çıkarak kendilerini gösterirler. Dizinin asıl kötüsü ise bir okula girip dehşet yaratmış sonrada evde öldürülmüş Tate Langdon karakteridir. Tate Harmon  ailesinin genç kızları, Violet ile birlikte olur. Bu arada gizlice Vivien’i de hamile bırakır.

 

 

Hikaye Vivien’in hamile kalmasından sonra kırılmaya ve klasik her bölüm farklı hikaye boyutundan çıkar. Vivien iki bebeğe hamile kalmıştır. Birisi kocası Ben’den diğeri ise bir hayaletten. Bu durum Vivien’in psikolojisini bozar. Vivien evde bir sorun olduğunu anlar ve oradan ayrılmak ister ancak tabi ki ayrılamaz.

Bir dizi olunca çok şey işleniyor elbette. Bunların tamamı anlatmak biraz zor. Ancak klasik korku öğelerinin bolca olduğu, klasik kamera hareketlerinin sıkça rastlandığı, korkutmayan ancak kendini izlettiren bir dizi. İlk bölümler akıp giderken sonrasında dizi birden bire güç kaybediyor. Ancak sonunda yine performansını yükselterek izlenebilir duruma getiriyor kendini. Sezon finali beni oldukça şaşırttı, açıkçası hikayenin devamı gelmeyecekmiş gibiydi ancak ikinci sezon onayı alınmış. Sanıyorum farklı bir aile karşımıza çıkacak. Ancak hikayenin kronikleşme olasılığı yüksek gibi.

Birde dizinin sezon finalinde Harmon ailesinin takındığı tavrı Beetle Juice‘deki Maitland ailesine benzettim. Özetle az olan korku dizileri içerisinde -hatta hiç olmayan- izlenilebilir başarılı bir dizi American Horror Story. Belirtmekte gerekir ki,, açılış jeneriği diziden çok çok iyi…

 

Yaratıcılar: Ryan MurphyBrad Falchuk

 

Oyuncular:

Connie Britton
Vivien Harmon
Dylan McDermott
Ben Harmon
Evan Peters
Tate Langdon
Taissa Farmiga
Violet Harmon
Denis O’Hare
Larry Harvey
Jessica Lange
Constance Langdon

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1844624/

https://www.facebook.com/americanhorrorstory?sk=wall

http://www.fxnetworks.com/shows/originals/ahs/