Ant-Man

Marvel’in Ant-Man’ını duymuş, karıncadan süper kahraman mı olur demiş üzerine düşmemiştim. Eh geçenlerde de şöyle sıkmayacak bir film olsun deyip koyuldum filmi izlemeye. Film çok iyi mi hayır, ama iyi olmadığı bilinci ile eğlenceli bir şekilde yapılmış. Film ciddiyete hiç girmiyor zaten ciddiye bağladığında saçmalamaya başlıyor. Bu sebepten filmi çekerken bu filmin komedi filmi olmasına dikkat etmişler. Her şeyi ona göre hazırlamışlar.

Şimdi film eğlenceli dedim. Filmi zaten kurtaran tek şey buydu ama izlerken de Ant-Man Paul Rudd olmalı mıydı demeden de duramadım. Filmde sürekli aynı yüz ifadesi dolanıp durdu. Sanki mimiklerini daha iyi kullanan daha eğlenceli bir tip olsaydı iyi olurdu gibime geldi. Filmin ağır topu ise Michael Douglas‘dı lakin ben onda da pek bir şey göremedim. Bunun sebebi sanırım karakterlerinin içerinin tam olarak doldurulamamış olması yatabilir. Filmin güzelini canlandıran Evangeline Lilly ise bu görüntüsüyle güzelden çok oduna benziyordu bence. Aslında baktığımda oyunculuklar çok iyi olmasa da filmi kurtaran haliyle Paul Rudd ve ona yazılmış komiklikler oluyordu. Continue reading “Ant-Man”

The Adventures of Tintin: The Secret of the Unicorn

The Adventures of Tintin için ne söylenebilir bir araya toparlamaya çalışıyorum. Filmin prodüktörleri arasında Peter Jackson‘ın yer alması, prodüksiyona ek olarakta yönetimde Steven Spielberg‘in yer alması zaten filmin gidişatını belli ediyor. Bunlara ek olarak senaristleri arasında Scott Pilgrim vs. the World‘ten Edgar WrightAttack the Block‘tan Joe Cornish en önemlisi de Coupling gibi bir dizinin senaristlüğü ve yaratıcılığını yapmış Steven Moffat olunca ister istemez filmin göz doldurucu olacağı kesinleşiyor.

Tabi böyle bir yazım kadrosu olunca hikeyenin de pek aslına sadık kalmasını düşünemiyoruz. Nitekim filmde bir kaç hikaye başarılı bir şekilde harmanlanarak bize sunulmuş. Aksiyon, şiddet düzeyi çocuk izleyiciler için biraz düşürülmüş. Aynı şekilde diyaloglarda biraz kırpılmış ancak bu kesinlikle rahatsız edici bir seviyede değil. Karşımızda hem senaryo hem kurgu bakımından başarılı bir film var.
Film görsel olarak kesinlikle tatmin ediyor. Aslında tatminin de ötesinde bir durum var. Bu zamana kadar çekilmiş en iyi motion capture film diyebilirim The Adventures of Tintin: The Secret of the Unicorn için. En yakın rakiplerini bile sollayacak kapasitede. Animasyonlar oldukça başarılı. Her türlü ayrıntıya yer verilmiş. İnsanın üzerindeki en ufak bir kıl hareketine bile dikkat etmişler. Öyle ki bazen görüntülerin gerçek olup olmadığından şüphe ediyorsunuz. Bu gerçeklik size normal bir film izliyormuş hissini verirken diğer yanda da animasyonun varlığı filmin çizgi roman sayfalarından çıktığını unutturmuyor.
Steven Spielberg bu filmde biraz daha deneysel kamera açıları ile karşımıza çıkıyor. Filmin 3D olması sebebi ile biraz da bu sebepten dolayı bazı durumlarda gereksiz kamera açıları kullanılmış. Ancak pek göze batmıyor. Filmin süresi 107 dakika. Ancak hikaye o kadar güzel akıyor ki, bu süre rahatlıkla uzatılabilirdi. Sanki bir yerde hikaye kesilmiş gibi hissediyorsunuz. Yakın zamanda bir Director’s Cut çıkacağından eminim.
Filmi kısaca özetlemek gerekirse son dönemde izlediğim ve zevk aldığım en iyi animasyon filmleri arasında. Kesinlikle hala izlememiş olanlara tavsiye ederim. Müthiş bir zevk alacaksınız bunu garanti edebilirim.
Yönetmen: Steven Spielberg
Oyuncular / Seslendirenler:
Jamie Bell
Tintin
Andy Serkis
Captain Haddock / Sir Francis Haddock
Daniel Craig
Sakharine / Red Rackham
Nick Frost
Thomson
Simon Pegg
Thompson
Daniel Mays
Allan

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt0983193/

http://www.tintin-movie.net/

Scott Pilgrim vs.The World

İlginç bir gençlik filmi karşımızda. Şimdi gençlik filmi deyince bir çoğumuzun aklına o klasik Amerikan yapımları gelecektir ancak bu filmin onlarla pek alakası yok. Eski atari oyunları ile büyümüş kişilerin dikkatini çekerek izleyeceği bir film. Bunu Pac-man’a yapılan göndermelerden ve görsellikten anlıyoruz zaten. Film ilk dakikalarda normal bir filmmiş edası ile izlemeye çalıştığımızda, anlamıyoruz ancak filmimizin bir kurgusu var bu kurgu dahilinde bütün her şey yerine oturuyor.

Bu kuralda Super Mario’da gördüğümüzden farklı değildir. Scott Pilgrim yirmili yaşlarda umutsuz bir vakadır. Aslında kendisini öyle görmektedir. Kurdukları bir rock gurubunda bas gitar çalmaktadır. On yedi yaşında kolej öğrencisi uzak doğulu bir kızla çıkmaktadır ancak bu sebepten dolayı, arkadaşları onunla alay etmektedir. Gün geçtikçe kız Scott’a aşık olurken, Scott ise rüyalarında gördüğü kıza gerçek hayatta rastlar. Scott öncelikle arada kalır. Çünkü hayallerindeki kız ulaşılamayacak kadar uzaktır ona. Kime sorsa, ne yapsa hep aynı reaksiyonu alır, ondan uzak durması gerekmektedir.

Scott küçük sevgilisi Knives Chau’a olan biteni anlatır ve ondan ayrılır. Bu arada hayallerindeki kız, Ramona Flowers ile de çıkmaya başlamıştır. Ancak bir sorun vardır. Bu sorun öncelikle ona mail olarak gelmiş, ancak Scott bunu kaile anlamıştır. Sonra anlar ki, Ramona ile beraber olabilmesi için, Ramona’nın and içmiş yedi eski sevgilisi dövüşmek zorundadır. Tabi bu eski sevgililer de, eski oyunların özelliğine göre gitmektedir her level bir öncekinden daha zordur.

Scott gel gitler içerisinde Ramona’nın bütün eski sevgilileri ile kapışır. Tabi final kaçışması, benim en çok hoşuma gidendi. Scott kendisi ile yüzleşir bu levelde. Tabi akıllıca bir manevrayla, kendinden de kurtulur. Ancak kendisi nereye gitti bilmiyorum sonunda. Şimdi filmi böyle anlatınca ee bu filmin özelliği diye sorulabilir haklı olarak. Tüm filmin oyun esaslarına göre ilerlemesi. Yapılan hareketler, birini öldürdükten sonra (aslında öldürmek biraz sert olur) alınan bonus paralar ve puanlar, filmi çok eğlenceli ve izlenilebilir kılıyor.

Filmin temposu yer yer düşüyor. Bu biraz sıkıyor insanı. Aslında böyle hareketli filmin temposunun hiç düşmemesi gerekli. Ancak yer yer gereksiz diyaloglar oyunmuş gibi izlediğimiz filmin, film olduğunu hatırlatıyor bize. Bunlar haricinde yerine oturmuş özel efektler göze batmıyor. Batmıyor desem de oldukça batıyor. Ses efektleri bile yazı ile belirtilmiş daha ne olsun? Tabi bu filmin akışı ile ilgili. Filmin müziklerine ayrı değinmek lazım çünkü başarılı müziklerden oluşuyor. Türün meraklısı için, soundtrack kesinlikle indirilip dinlenebilir.

Boş vakitte eğlenceli bir film olabilir Scott Pilgrim vs.The World. Alışılmışın dışında bir yapıya sahip. Bunun sebebi ise Brayn O’Malley’in aynı adlı çizgi roman serisinden uyarlanmış olması. Filmde yer alan bir çok sahne sadık kalmış çizgi romana. Senaryo sağlam bir altyapıda değil. Zaten böyle bir filmde insan sağlanm bir senaryoda beklemiyor. Oyunculuklar güzel.Bilhassa Ramona karakteri benim de dikkatimi çekti. Kalabalık kadrosuna rağmen hepsi rollerin hakkını vermiş. Zaten zorlayacak bir şeyde yok.

Yönetmen: Edgar Wright

Senaryo:

Michael Bacall
Edgar Wright
Bryan Lee O’Malley (çizgi roman)

Oyuncular:

Michael Cera Scott Pilgrim
Alison Pill Kim Pine
Mark Webber Stephen Stills
Johnny Simmons Young Neil
Ellen Wong Knives Chau
Kieran Culkin Wallace Wells
Brie Larson Envy Adams
Anna Kendrick Stacey Pilgrim
Aubrey Plaza Julie Powers
Mary Elizabeth Winstead Ramona Flowers

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt0446029/