Transformers: Age of Extinction

Serinin dördüncü filminin yönetmen koltuğunda ilk üç filmden de bildiğimiz Michael Bay var. Filmin senaristi ise yine diğer filmlerden de bildiğimiz Ehren Kruger. Filmde bu kadar ortak payda olunca ilk üç filmle de alakalı bir hikaye karşımıza çıkacak diye umutlandım ancak Age of Extinction ile karşıma çok farklı bir hikaye çıktı. Biraz da yadırgamadım değil. İlk üç hikaye Sam Witwicky karakterinin etrafında dönerken belli bir akış içerisinde ilerliyordu. Bu filmde ise ilk üç filmlerdeki karakterlerin adı bile geçmiyor en ufak göndermelerde bile bulunulmuyor.

Transformers: The Dark of the Moon

Sonunda serinin üçüncü filmine kavuştuk. Merakla beklediğimi söylemem gerekir. Ancak film bir ve ikiye oranla beni pek fazla tatmin etmedi.. Yapımcılar ve senarist bu filmde duygulara daha fazla hitap etmeyi denemişler. Filmde, aşk, komedi, dram, aksiyon ne ararsanız var. Tabi bir de vazgeçilmez olan Amerikan propagandası. Diğer filmlere oranla sanki bu filmde propaganda daha fazlaydı. Yine dünyayı kurtaran Amerikalılar oldu. Tabi sanım aslında bu konuda adamlara pek bir şey demiyorum. Bizde yapalım böyle işler biz de yapalım propagandamızı. Ancak Optimus’un son sözü beni fena etkiledi. “Müttefiklerimiz gün gelir bize sırtlarını dönebilir ama biz bu dünyanın barışı vs.. için savaşmaya devam edeceğiz” Tam cümle bu değildi elbet ama buna yakın bir cümle idi. Tabi bu arada bizi pek etkilemese de, bilhassa Amerikan halkı işçin ince noktalar vardı filmde. Bu halkının Amerikan ordusuna olan güvenini daha da tazeliyordu. Öyle ki filmde, Amerikan ordusu ve halk el ele hatta halk orduya emir bile …

Back to Top