Killer Joe

Film hakkında ne düşündüğümü açıkçası bende bilmiyorum. İyi bir film mi kötü bir film mi buna karar veremedim ama rahatsız edici bir film olduğu kesin. Filmin yönetmen koltuğunda usta isim William Friedkin var. The French Connection, The Exorcist gibi filmlerin yönetmeni William Friedkin. Ancak bu isim filme taraflı yaklaşmama neden değil tabi. Öncelikle film yavaş ilerlemesine rağmen hikaye ve kurgu bakımından kendini kolayca izlettiriyor. Ne olup biteceğini merak ediyorsunuz. Bu bağlamda, kurgu ve geçişler oldukça başarılı. Matthew McConaughey oldukça iyi bir oyunculuk sergilemiş. Onun oyunculuğu yükselirken sanki diğer oyunculuklar biraz sönük kalmış. Belki de karakter betimlemeleri bu şekilde yapıldı ama gerçekten de Matthew McConaughey’in filmi götürdüğüne tanık oluyoruz.

The Girl Next Door

Aylar önce aynı isimli bir filmden bahsetmiştim. Hatta onun tanıtımında bu filmi izlemeyi düşündüğümü ve karşıma çıkan film karşısında şoke olduğumu belirtmiştim. Yoksa şimdi duyguları mı mı abartıyorum. Elbette diğer The Girl Next Door bu filmden daha iyiydi. Bu film ise bildiğiniz uyduruk, Amerikan gençlik filmlerinden. Filmin gereksiz yerlerden üç adet ödülü var. Tabi bu ödüller tartışılır olduğu için hiç mi hiç yer vermiyorum. Film, Matthew Kidman adında bir gencin etrafında geçiyor. Matthew, geleceği parlak olan inek düzeyinde bir öğrencidir. Tabi insan inek olunca etrafında insan da olmuyor pek ve okuldaki diğer öğrenciler tarafından da itilip kakılıyor. Tabi hiç kız arkadaşı da yok. Bu da başarılı olmasına rağmen alay konusu olmasına bire bir geliyor. Derken bir sabah, karşı evde bir kız görüyor ve ona birden tutuluyor. Ama kahramanımız inek olduğu için kıza nasıl yaklaşacağını bilmiyor ve onu kaçak kaçak gözlüyor. Bu röntgencilik sonunda, yakalanıyor tabi ki. Kız bir sabah kapılarını çalıyor. …

Milk

Tam anlamıyla bir Gus Van Sant filmi izledim. Yani işleyiş, dokunuş aynı. Filmi diğerlerinden farklı kılan ise Sean Penn‘in mükemmel oyunculuğu. Artık şunu daha iyi anlıyorum ki Sean Penn uyunculuk konusunu aşmış durumda ve becede film bir Gus Van Sant filmi olmaktan çıkmış Sean Penn filmi olmuş.  Nedendir anlayamadım bu her Oscar filminde olduğu gibi bu filmde de sahne devamlılığı hatasıyla karşılaştım. Küçük ve göze batmayan bir kare olsada Gus Van Sant’tan beklemezdim. Hele böyle usta bir oyuncunun rol aldığı bu kadar iddialı bir yapımla.  Film ilk enşcinsel politikacı olan Harvey Milk‘in hayat hikayesini anlatıyor. Mik’in homofobik, topluma karşı açtığı savaşı ve eşcinselleri örgütlemesi, heteroseksüelleri de yanına toplamasının hikayesini anlatmakta. Film eski video görüntüleriylede desteklenmiş. Hoş bir yapım olmuş. Öncedende belirttiğim gibi Sean Penn oyunculukta zirveyi oynamış. Filmi tüm herşeye kulak tıkayarak sırf oyunculuk için izleyebilirsiniz.  Hala aklımda bu hilm nasıl anlatılır diye soru işaretleri var.Filmin konusunu zaten yazdım ve …

Back to Top