Terminator Genisys

Ben vakti zamanında Terminator hastasıydım. James Cameron imzalı ilk iki filmin yani. Hadi sonrasında da üçüncü film kotarır dedik ama dizisi, sonra gelen filmler derken, o hayranı olduğum Terminator birden yerini tiksintiye bıraktı. Bu tiksintinin bir kaynağı da merak edip ne yapmışlar diye izlediğim Terminator Genisys oldu. Tamam Arnold Schwarzenegger‘i yine terminator olarak görmek güzeldi ama yani artık o da durumu kotaracak durumda değildi.

Terminator Salvation‘da da belirttiğim gibi bu filmde sallama bir film olmuş. Ne yazık bırakın eskileri bu iki yakın süreli yapım sırasında da pek konu birlikteliği yok. Bu bağlantıyı farklılaştırmak için de son dönemde popüler olan ve sıkışanın sarıldığı paralel zaman konusunu uygulamışlar. Ancak Terminator’un her ne kadar temelleri sağlam olsa da bu saçma işleyiş filmin kalitesini düşürüyor. Continue reading “Terminator Genisys”

Game Of Thrones

HBO’nun başarılı dizisi Game Of Thrones. Şimdi diziyi yazman gerektiğini görünce alslında birden ne yazmalıyım ki sorusu geldi aklıma. Bir çok kişi tarafından dizi son donemin en iyi dizileri arasında gösterilmiş. Ne yalan söyleyeyim bende bu metihlere dayanamayarak filmi izledim. Aslında genel olarak iyi bir dizi olmasına rağmen ben diziye tam anlamıyla adapte olamadım. Eminim ki sorun benimdir.

Dizi geneline baktığımızda çekim, mekan ve kostümleri, olayların kurgusu, karakterler ve karakter derinlikleri oldukça başarılı. Bunlara rağmen beni diziyi izlemeye iten ise Sean Bean‘in Eddard Stark karakterini oynaması. Başrolde kendinin olduğunu düşünürken birden bire karakterin öldürülmesi beni hayal kırıklığına uğratmıştı. Hadi ya dediğimde olmuştur. Tabi şimdi filmin adı da Taht Oyunları olunca tahta en yakın ismin ortadan kalkması kötü oldu. Biri gitti onu geldide diyebiliriz. Continue reading “Game Of Thrones”