Etiket arşivi: Emily Browning

The Uninvited

En iyi Kore filmleri arasında yer alan 2003 yapımı Janghwa, Hongryeon’un 2009 yapımı Amerikan uyarlaması The Uninvited. Filmin baş rolünde Emily Browning var. Zaten filmi izlemek içinde en büyük etken kendisi. Genel olarak bakıldığında oldukça basit yeniden çevrim olmuş. Asıl konu amerikan Holywood usulü süslenerek izleyiciye durum yedirilmeye çalışılmış.

Film ilk başlarda ne olduğu anlaşılmayan bir şekilde seyrediyor. Ancak filmin girişini bitirdikten sonra bariz bir şekilde iki karakterden birinin olmadığını anlıyorsunuz. Zaten bu süreçte uyarlama olduğunu bilmeyenler filmin uyarlama olduğunu anlıyor. Ben hikayeyi anladıktan sonra filmin gizemini ve keyfini bir yana bakarak nasıl uyarlamışlar ona dikkat ettim.

Emily Browning fena bir oyunculuk çıkarmamış ancak yan karakterler göze batıyordu. Hikayede bulunan açıklar filmin nereye gideceğini belli ederken, yaşanan durağanlık, filmi izlerken izleyicinin sıkılmasına sebep oluyor. Beş dakika normal akış, üç dakika korku akışı şeklinde görüntü akışlarına sahipti film. Görsellik beni tatmin etmedi ve zaman zaman ekranda beliren mikrofonlar beni sıktı. Nasıl olur da montajda görülmez anlayamadım.

Film konu ve kurgu bakımından orijinal ile birebir. Ufak değişiklikler üzerinde biraz daha ayrıntılı durabilirlermiş. Ancak bu hali ile de film kendini izlettiriyor. Son dönem izlediklerimiz içerisinde en başarılı filmlerden biri diyebilirim. Sadece elinde daha iyi olma şansı varken geri tepmiş.

Konuyu özetlemek gerekirse, Steven iki kızı ve yeni sevgilisi ile birlikte yeni bir hayata başlamak için bir eve taşınmışlardır. Kızları yeni annelerine karşı olumsuz düşünce sergilemektedir. Anna da tedaviden yeni çıkmıştır. Birden evde garip şeyler olamaya başlar. Olan biteni araştırmaya başlarlar.

Özetlemek gerekirse, Janghwa, Hongryeon’u izledikten sonra tat vermeyecek, ama izlenmemiş ise amacına ulaşan bir film The Uninvited. Özellikle izlenecek bir film değil Janghwa, Hongryeon varken.

Yönetmen: Charles GuardThomas Guard

Senaryo: Craig RosenbergDoug MiroCarlo BernardJee-woon Kim

Oyuncular:

Emily Browning
Anna
Arielle Kebbel
Alex
David Strathairn
Steven
Elizabeth Banks
Rachel
Maya Massar
Anne
Kevin McNulty
Şerif Emery

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt0815245/

Sleeping Beauty

Senarist ve yönetmen  Julia Leigh‘in ilk filmi Sleeping Beauty. Aslında filmi nasıl değerlendirsem diye kendime sormadan edemiyorum. Biraz geri çekilip baktığımda ise, yönetmen ne yapıp edeyim de bir palmiye, bir ayı alayım diye düşünmüş ve bu filmi çekmiş. Film görsel anlamda görsel anlamda tatmin edici. Tabi bunu Emily Browning‘i hesaba katarak söylüyorum. Gerçi filmin renklerini de beğenmedim desem yalan söylemiş olurum.

Film oldukça durağan ilerliyor. Karakterler üzerinde ayrıntılı şekilde durmaya çalışmalarına rağmen karakterler hakkında pek bilgiye sahip olamıyoruz. Gizem her zaman ön planda film için. Lucy karakterinin bu kadar fazla çalışma sebebi nedir, arkadaşı birden bire neden ölmüştür, intihar ettiyse neden etmiştir bunlar soru işareti. Okumaya devam et

Sucker Punch

Beni çok tereddütte bırakan filmlerden biri Sucker Punch. Aslında film mi demeli yoksa güzel müziklerin klibi mi demeli pek bilemedim. Ama doğru olan şu ki müzikler kesinlikle çok güzel. Görüntüler eşliğinde de kendinizi bilgisayar oyunlarının tanıtımlarını izliyormuş gibi hissediyorsunuz. Bunun haricinde hikayede, senaryo ve kurguda çok fazla boşluk ve tutarsızlık var.

Hikaye bir kızın, üvey babasının annesini öldürmesi üzerine bir akıl hastanesine yatırılması ile başlıyor. Hastaneden anlaşmalı bir hizmetli ise onu orada tutmak, onu gerçekten hasta yapmak için kızın üvey babasından para alır. Kız hastaneye yatar yatmaz buradaki acısını hafifletip, dindirmek için kendisine bir dünya yaratır. Bu dünyada bulunduğu yer, büyük bir striptiz kulübüdür ve kızlar burada zorla çalıştırılmaktadır.

Kızımızın gerçek adı bu mudur hatırlamıyorum ama bu yarattığı dünyada kendisine Baby Doll’derler. Baby Doll bu kulübe bir papaz tarafından satılmıştır. Burada bir kaç gün içerisinde kendisine dans öğretilecek ve çok zengin bir adamla beraber olacaktır. Baby Doll buradan kaçmak için bir plan yapar ve plana bir kaç kızı daha dahil eder.  Biz daha gerçek dünyada ne olup bittiğini anlamadan, kendimizi Baby Doll’un yarattığı striptiz dünyasında buluruz. Burada anlam veremediğim bir olay ise kızımız acısını hafifletmek için neden kendisini bir striptiz kulüpte hayal ettiği. Karakterlerin gerçek hal ve durumları ile hiç bir kanıya varmadan hepsini bu striptiz kulübü karakterleri olarak tanıyoruz. Sanıyorum bu filmi daha izlenebilir kılmak için düşünülmüş bir şey.

Baby Doll başlarda ortalığı temizlemekle yetinir. Bir gün onun dansını izlerler. Dansı o kadar güzeldir ki onun dansı süresince insanlar kendinden geçer. Biz izleyici olarak bunun nasıl bir dans olduğunu çok merak etmemize rağmen göremiyoruz. Bu nasıl bir danstır ki herkesi puta çeviriyor. Bu dans sırasında biz Baby Doll’un hayal dünyasına açılan başka bir kapıdan bakarız.  Baby Boll burada adeta bilgisayar oyunlarının içine dalar ve oradaki düşmanlarla savaşır.

Baby Doll yaptığı planla bazı şeyleri toplayarak buradan kaçacağını düşünür ve arkadaşları ile birlikte bunları toparlamaya başlar. Baby Doll dans ederken arkadaşları gerekli malzemeleri toplarlar. Burada aklıma takılan bir konu da Herkesin dans sırasında hiç bir şey hissetmediği halde, arkadaşlarının nasıl normal yaşantılarına devam ettikleri. Tabi biz bu olayı bilmiyoruz. Dans esnasında biz, kızlarımıza verilen görevlerin yerine getirilmesini izliyoruz. Taş adamlarda dövüş, Nazi zombilerle savaş, nükleer bir saldırıyı engellemeye çalışmak.

Burada bir başka soru geliyor aklıma. Her ne kadar bu dövüş sahneleri Baby Doll’un hayalleri gibi dursa da, sanki bu striptiz kulübü hayali onun değilmiş gibi gözüküyor insana. Bu olsa olsa Snyder’ın fantezisi olabilir diye düşünüyorum ancak burada senaryonun bütünlüğü hepten kaybolmuş oluyor. Ne olduğunu nasıl olduğunu bilmediğimiz / anlam veremediğimiz bir hikayeye uzandırıyor bizi. Kurgu, hikaye oldukça karmaşık bir hal alıyor.

Aslında tüm bunları düşünmeden izlediğinizde, güzel kızların dans edip, seksi kıyafetlerle savaşması filmi oldukça izlenir kılıyor. Tabi müziklerin de etkisi kesinlikle unutulmamalı. Filmde zaten ne doğru zamanı ne de doğru makanı kavrayabiliyoruz. Savaş sahnelerindeki animasyonlar kesinlikle bilgisayar oyunu gibi. Kendini çok belli ediyor. Bu görüntüler arasında bizim karakterleri de animasyon olarak yerleştirselermiş pek sırıtmayacakmış ama, bu şekilde kızlarımızın perde önünde savaştıkları çok belli oluyor.

Film hakkında daha ne anlatılır bilmiyorum. Konusu oldukça basit, üç ayrı dünyada geçen film hiç biri hakkında bilgi vermiyor. Her şey havada iken akıp giden görüntüleri izliyorsunuz. Ancak filmin sıktığını söyleyemeyeceğim. Sürekli dövüşülen yerler kişiler değiştiği için film kendini izlettiriyor. Ama hatırlatmakta fayda var filmin müzikleri oldukça iyi. Soundtrack kesinlikle elde edilmeli.

Yönetmen: Zack Snyder

Senarist: Zack Snyder , Steve Shibuya

Oyuncular:

Emily Browning
Baby Doll
Abbie Cornish
Sweet Pea
Jena Malone
Rocket
Vanessa Hudgens
Blondie
Jamie Chung
Amber
Carla Gugino
Dr. Vera Gorski
Oscar Isaac
Blue Jones

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt0978764/

http://suckerpunchmovie.warnerbros.com/dvd/

Lemony Snicket’s A Series Of Unfortunate Events / Talihsiz Serüvenler Dizisi

Lemony Snicket takma adını kullanan yazar Daniel Handler tarafından yazılıp Brett Helquist tarafından resimlendirilen bir roman uyarlaması olan A Series Of Unfortunate Events beyaz perde de 2004 yılında Brad Silberling yönetmeliğinde can bulmuş. Film her ne kadar adını çok duyurmuş olmasa bile oyuncu kadrosu pek bir geniş… Film zaten onlar için bile izlenilebilir.

Film serinin ilk üç kitabını kapsamakta. Film oldukça eğlenceli ve izlenebilirken, devamının gelmemesi hayal kırıcı. Sanıyorum bunun sebebi gişede başarısız oluşu. Jim Carrey‘nin oyunculuğu filmi götüren tam bir lokomotif, ancak a’dan z’de diğer oyuncuları da unutmamak lazım.

Klaus, Violet, Sunny iç kardeştir. Her birinin ayrı bir özelliği vardır. Violet küçük bir dahi, Klaus tüm kitapları okumuş bitirmiş biri, en küçükleri olan Sunny ise güçlü dişlere sahip, küçük bir afacan. Bu üç kardeş yetim kalır ve evleri yanar. Çok uzak akrabaları olan Kont Olaf bin bir dalavere ile mirasa konmak için bu üç yetimi evine alır.

Ancak Kont Olaf bu üç çocuğa çok kötü davranmaktadır. Yetimler Kont Olaf’tan, kurtulur ve diğer akrabalarının yanına giderler. Ancak hiç tanımadığı akrabaları ile tanışırken bir gizemin ardından da sürüklenirler. Anne ve babalarının bilmedikleri yönlerini öğrenmeye başlarlar.

Yetimler, akrabalarını gezip bilinmeyenleri öğrenirken Kont Olaf’ta onların yakasını bırakmaz. Türlü maceraya atılmalarına sebep olur. Film oldukça eğlenceli. Filmi yıllar önce televizyonda izlemiştim geçtiğimiz gün elime geçince yine zevkle izledim. Zaten başta da dediğim gibi oyunculuklar yeterli, izlemek için.

Yönetmen: Brad Silberling

Senarist: Robert GordonDaniel Handler (kitaplar)

Oyuncular:

Cast overview, first billed only:
Jim Carrey
Count Olaf
Liam Aiken
Klaus
Emily Browning
Violet
Kara Hoffman
Sunny
Shelby Hoffman
Sunny
Jude Law
Lemony Snicket (ses)
Timothy Spall
Mr. Poe
Catherine O’Hara
Justice Strauss
Billy Connolly
Uncle Monty
Meryl Streep
Aunt Josephine

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt0339291/

http://www.unfortunateeventsmovie.com