Etiket arşivi: Emma Stone

Birdman

2014’ün en iddialı yapımları arasındaydı Birdman. Zaten bu iddiasını 9 Oscar adaylığıyla kanıtlamış durumda ve bence yılın en iyilerinden biri. Ben haklı olarak bütün ödülleri taplayacağını düşünüyorum ama tabi birde eşit adaylıkla The Grand Budapest Hotel var. Bu iki film haricinde bir film Oscar kazanırsa keserim kendimi. Şaka bir yana Birdman oldukça başarılı bir film. Okumaya devam et

The Amazing Spider-Man 2

Bu seride biraz farklılık olduğunu The Amazing Spider-Man yazımda söylemiştim. The Amazing Spider-Man 2 ile birlikte sanki biraz daha alışıp bildiğimiz Spider-Man kimliğine geçiş yaptı Peter Parker. Filmin yönetmen koltuğunda ilk filmden de bildiğimiz  var. Yönetim açısında pek farklılık göstermese de bu kez ilk filme oranla aksiyon daha üst seviyede. Bu da zaten aksiyon beklediğimiz bir film için tatmin edici bir unsur. Okumaya devam et

The Croods

2014 akademi ödüllerinde En İyi Animasyon Film dalında aday olan ancak tek adaylığına rağmen eli boş dönen animasyon filminin yönetmen koltuğunda  ve  var. ‘i, How to Train Your Dragon filminden de tanıyoruz. Bu filmde en az How to Train Your Dragon kadar başarılı ve Dreamworks’un en iyileri arasında yerini alıyor. Son dönemde zaten Dreamworks iyi işler çıkarmaya başladı. Bu yadsınamaz.

Her ne kadar animasyon çok başarılı olsa da hikayesi bu konuda sınıfta kalıyor. Yani filmin ilk dakikalarından sonunda ne olacağını kestirebiliyorsunuz. Basit bir kurgusu var ve bu kurgu dışına da çıkmıyor film. Karakterler ve hareketleri ayrıntılı bir şekilde düşünülmüş. Tabi animasyonun olmazsa olmazı komedi unsuru da filmde mevcut. Bunu kısman karakterler karşılasa da büyük çoğunluğu filmin asıl aksiyonunun başladığı ikinci bölümünde evcil hayvanlar oluşturuyor. Okumaya devam et

The Amazing Spider-Man

Yeni bir Örümcek Adam filmi ile bu kez karşımızda yönetmen Marc Webb var. Şimdi film hakkında nasıl yorum yapsam bilemedim. Öyle ki Örümcek Adam yıllardır onlarca kez çizgi olsun, film olsun karşımıza çıktı. Hatta geçtiğimiz senelerde Sam Raimi‘den de bir Örümcek Adam üçlemesi izlemiştik. Sanıyorum Holywood’lu yapımcılar arayı uzatmayalım bir Örümcek Adam filmi daha yapalım halk izlesin diye düşünerek bu filmi yaptılar.

Şimdi biraz kıyaslamaya gireceğim bir önceki SpiderMan ile. Öncelikle bu kez filmimizde esas kızımız Gwen Stacy. Örümcek Adam çizgilerini okumadım bu gibi bir şahsiyet var mıdır bilmiyorum ama filmde Mary Jane Watson’ın yerini almış. Tabi burada ikisinin kıyaslamasına girmeyeceğim. Sonuçta ikisi de sarışın. Birinde Emma Stone diğerinde ise Kirsten Dunst var. Şöyle de bir baktığımda Emma Stone’da filmi izlenebilir kılanlar arasındaydı.

Burada hikayede de değişiklik çıkıyor. Gwen Stacy ve Mary Jane Watson aynı paralel zamanda var oluyorlar gibi. Çünkü iki süreçte de Ben Amca’nın ölümü mevcut. Yani burada Mary Jane’i bir Gwen Stacy’leştirme çabası mevcut. Bu versiyon biraz daha teknoloji tarafından gelişmiş. Biraz daha bilim kullanılmış. Görsel olarakta gerçekten tatmin edici ama senaryo oldukça basit.

Diyaloglar da aynı şekilde. Gerçekliğe biraz uydurmaya çalışmışlar ama garip gelen bir çok bölümde vardı. Aklımda kalan bir şey Peter Parker, Dr. Curt Connors’un yıllardır üzerinde çalışıp çözemediği formülü iki dakikada çözer ve deneyde başarı sağlar.  Dr. Curt Connors sormaz bile bunu nasıl yaptın diye. Altı üstü Peter Parker lise öğrencisi. Madem bu kadar zekiydi de neden sıradan bir eğitim alıyordu o da ayrı bir konu. Tabi burada Amerikan eğitim sisteminin kalitesinden (!) bahsedebiliriz.

Bir de Peter Parker’ın nükleer elbiselerle dirilen odaya elini kolunu sallaya sallaya girmesi var ki dillere destan. Hiç bir mantıklı yönü yok. Bu filmde karşımıza daha atarlı bir ergen olarak çıkıyor Peter Parker. Bunu ayrıntılı bir şekilde görüyoruz. Okul içerisinde arkadaşlarını duvardan duvara vurmalar, uçmalar poya kırmalar. Kimse de ne oldu kuzum sana demiyor.

Hikaye bir çocuğun elinden çıkmış ya da onlar için yapılmış gibi. Bir genç olsun, orijinline uygun olarak ailesi ölsün amcasının yanında kalsın. Laf dinlemesin atarlı olsun, ezik olsun, sevdiği kız olsun. Süper güçlere erişince okuldaki düşmanlarından intikam alsın. Kızın gözüne girsin. Zekileşsin, şehri kurtarsın vs… sadece çocukların hayal edebileceği ve isteyebileceği bir senaryo.

Filmin süresi 136 dakika. Bu süre boyunca aslında sonlara doğru sıkılıyorsunuz. Bunun sebebi verilmesi gerekenlerle verilenlerin farklı olması Oldukça basitleştirilen hikaye akılda onlarca soru işareti bırakırken aslında yeni kurulan altyapının merak edilen cevaplarını veremiyor. Filmin sonuna doğru bir devam filminin geleceğini anlıyorsunuz ama hikaye yönü ile bu şekilde olursa bu film gibi sadece görsel olarak izlenecek bir film olur.

Özetlemek gerekirse, aksiyonu görselliği açısından izlenebilir bir film. Hikaye, konu, kurgu olarak ise kesinlikle tatmin etmiyor. SpiderMan candır diyerek izleyin diyorum. En azından Emma Stone sizi oyalar. Tabi erkekseniz.

Yönetmen: Marc Webb

Senaryo: James VanderbiltAlvin SargentSteve KlovesJames VanderbiltStan LeeSteve Ditko

Oyuncular:

Andrew Garfield
Spider-Man / Peter Parker
Emma Stone
Gwen Stacy
Rhys Ifans
The Lizard / Dr. Curt Connors
Denis Leary
Yüzbaşı Stacy
Martin Sheen
Ben Amca
Sally Field
May teyze

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt0948470/

http://www.sonypictures.com/homevideo/theamazingspiderman/

The Help

 

 

Kathryn Stockett‘un aynı adlı romanından uyarlanan filmin yönetmeni Tate Taylor. Kitabı okumuş ve kitap hakkındaki görüşlerimi yazmıştım. Bu sebepten dolayı filmin konusuna pek fazla girmeyi düşünmüyorum. Tabi bu yazı kitap ve film arasında kıyaslamalar içerecektir ancak mükümkün oluğunca kitaba bulaşmadan filmi değerlendirmeye çalışacağım.

 

Öncelikle kitapla filmi göz önünde bulundurduğumda filmin başarılı bir uyarlama olduğunu düşünmüyorum. Kitap zaten bayanlar için yazılmış olmakla birlikte konular oldukça yumuşak biçimde işlenmişti. Film ise bu dozu biraz daha düşürüyor. Hikaye örgüsü kitapla paralel işlenmeye çalışılmış ancak, bazı önemli gördüğüm noktalar filmde atlanmış. Kitabı okuyan biri olarak filmi izlediğinizde ise bu eksikler sizi rahatsız ediyor.

 

 

Filmin örgüsünün kitapla aynı şekilde işlenmeye çalıştığını söylemiştim. Tabi yer yer bu kurgunun duşuna çıkıldığı oluyor. Kitapta herkes kendi dilinden hikayeyi anlatırken film genelde Aibileen karakterinin dilinden anlatılmış. Ancak farklı ağızlardan anlatılmasına rağmen düz kurgusu basit olabilecek film biraz daha karmaşık bir hal almış.

 

Filmde kitap ile bağdaştıramadığım bir diğer şey ise karakterler oldu. Cast sanki biraz kitaba göre yapılamamış gibi geldi bana. Yada benim kafamda canlandırdığım kişiler çok daha farklıydı. Oscar’da en iyi yardımcı kadın oyuncu ödülü alan Octavia Spencer‘in canlandırdığı Minny karakteri daha sert, daha dediğim dedik, daha sorunlu bir kişi çizgisi çizerken, filmde bu karakter filmin komedi unsuru gibi duruyor. Tabi karakterler ile ilgili fazla ayrıntılara yer verilmemesi karakterler ile etkileşime girmeyi zorlaştırmış.

 

 

Filme baktığımızda ise aslında bir dram filmi olarak karşımıza çıkması gereken filmin, biraz daha komedi filmi edasıyla karşımıza çıktığını görüyoruz. Film hikayenin doğal dramasının dışında filme pek bir şey katamamış. Ana karakterlerin oyunculuklarına bir şey diyemeyeceğim ama yan karakterlerin oyunculukları çok göze batıyor. Bilhassa kötü karakter Hilly her filmde gördüğümüz kötü kadın betimlemesine fazlasıyla uyarak çok karikatürize bir hal almış. Aynı şekilde bir yerde  Minny’nin güçlü olmasına sebep olan Celia karakteri sönük bırakılmış. Editör ise tam anlamıyla kitaptakiyle farklı bir çizgi çizmekte.

 

Ana karakterlerin oyunculukları fena değil demiştim. Bir filmde bu kadar karakter olunca ister istemez hangisi ana hangisi yan karakter kestiremiyorsunuz. Aslında Minny Jackson karakteri ana karakter ancak Oscar törenlerinde böyle bir filmi es geçmek istemediklerinden olsa gerek Octavia Spencer‘a en iyi yardımcı kadın oyuncu ödülünü vermişler. Diğer Oscar adayları filmleri izlemedim ama bu film sinema gözüyle baktığımızda aslında ödül alabilecek bir film değil. Yani film aslında oyuncuların oyunculuk güçlerini  tam anlamıyla gösterebilecek bir film değil.

 

 

Film oldukça düz bir şekilde çekilmiş. Görüntü yönetmenine pek fazla iş düşmemiş. Aynı şekilde kostümlerde bildiğimiz, bu dönem böyledir dediğimiz kostümler ancak kitapta anlatılanlarla biraz farklı. Aslında yönetmen filme kendinden pek fazla bir şey katmamış. Duygu yoğunluğunu bunu hissetmeyi izleyiciye bırakmış. Yani olan biten olaylardan, hayal gücünüzle çok fazla pay çıkartabilirsiniz. İnsanı etkileyen bir yada iki sahne vardır filmde. Aibileen’in bir zenci öldürüldükten sonra çıkan olaylardan kaçması filmin en etkili sahnesi.

 

Film uzun süresine rağmen sıkmıyor. Bunun en başlıca sebebi de filmin hatta kitabın da ırkçılık yapmak yada bunu ajitasyona dökmek yerine sadece gözler önüne sermesi. Bu doğallık içerisine karakterleri karükatürize ederek yerleştirmeselermiş daha iyi olurmuş. Filmi ana karakterleirnin oyunculuklarına ve hikayesine bir şey demiyorum ama sinema dili olarak baktığımızda bence olmamış bir film. Filmin temel direkleri ise Viola Davis ve Octavia Spencer‘ın oyunculukları.

Şimdi tüm bu olumsuz yorumlarıma rağmen şöyle bir durup baktığımda insanı sıkmayan izlenebilecek bir film diyebilirim. Erkekleri çok fazla etkileyeceğini düşünmemekle beraber bayan izleyiciler için dozu düşükte olsa göz yaşlarına sebep olabilir. Gerçi 2011’in filmlerine göz attığımda kendi klasmanında başarılı bir film.

 

Yönetmen: Tate Taylor

 

Senaryo: Tate TaylorKathryn Stockett (roman)

 

Oyuncular:

Emma Stone
Skeeter Phelan
Viola Davis
Aibileen Clark
Bryce Dallas Howard
Hilly Holbrook
Octavia Spencer
Minny Jackson
Jessica Chastain
Celia Foote
Ahna O’Reilly
Elizabeth Leefolt

 

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1454029/

http://thehelpmovie.com/us/