Mine vaganti

Ferzan Özpetek’in La finestra di fronte‘den sonra en sevdiğim filmi olma özelliğine sahip Mine vaganti. Ancak La finestra di fronte’den fark bu filmde komedi dozunun biraz daha yüksek olması. Komedi dozunun yüksek olması anlatmak istediklerini anlatamıyor anlamına gelmiyor elbet. Ancak bu filmde anlatmak istedikleri biraz daha karmaşık bir hal almış. Ferzan Özpetek filmlerinin olmazsa olmazı yemek masası muhabbetleri bu filme de damgasını vuruyor. Ancak öyle başarılı diyaloglar var ki anlatmak isteneni tam anlamıyla anlatıyor. Oyunculuklar mimikler başta olmak üzere her şey oldukça doğal. Filmi güzel kılan da bu. Ferzan Özpetek filmlerinde ki o karaktere ait olma duygusunu bu filmde de yaşıyoruz. Herkesin kendisi ile özleştirebileceği bir karakter çıkıyor karşısına. Film ilk dakikasından itibaren kendine çekiyor. İlk dakikadan itibaren filmin açılışla nasıl bir bağlantı kuracağını merak ediyoruz. Ancak filmde büyük anne hikayesi biraz izleyiciye bırakılmış. Bu hikayeyi tamamlayıcı öğe ise final sahnesi. Yeri gelmişken belirtmek lazım ki, son sahnede kullanılan figüranların oyunculuklarını pek beğendiğimi söyleyemeyeceğim. O güzel …

Saturno contro

Ferzan Özpetek‘in tüm filmlerini bir kaç kez seyredip, buraya hiç yazmamak ayıpmış gibi geldi ve geçtiğimiz günlerde La finestra di fronte filmini izlemek içimde depreşince, tüm filmlerine bir göz atayım ve yazmaya başlayayım dedim. İyi de ettim aslında, şu anda yeni filmi vizyon ilk film olarakta eski filmlerini hatırlamak biraz izi olur. Klasik Ferzan Özpetek filmi diyeceğim bu film için ancak o dönemlerde daha klasik Ferzan Özpetek filmleri daha ortaya çıkmaya yeni başlamıştı. Her ne kadar yönetmenin en iyi filmi olarak La finestra di fronte’yi düşünsem de bu filmde izlediğinizde yüzünüzde bir takım duygu değişimleri yaratıyor.

Back to Top