Etiket arşivi: Erdal Beşikçioğlu

Kayıp Zamanların Dizi ve Film Güncesi – B1

Malum yaklaşık üç aydır bloga film, dizi vs. yazmıyorum. Bunlara kitaplarında eklendiğini düşünürsek blogda renkli-resimli bir şey kalmadı diyebiliriz. Bakıyorum da o kadar şeyi yazmak çok zaman alır, bu sebepten dolayı kısa özetler geçiyorum. Resimlerin üzerine tıklarsanız filmin/dizinin IMDB sayfasını açabilirsiniz, Resmin üzerinde beklediğinizde de benim ufak yorumlarımı okuyabilirsiniz. Filmler/diziler alfabetik olarak eklenmiştir, izlenme sırasına göre değil.

                              

Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku

Aslında filmi sinemada izleyecektim ama bir türlü fırsat bulamamıştım. Şimdi kendime neden fırsat bulamadım diye kızıyorum. Bence Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku kesinlikle sinemada izlenmesi gereken bir film. Neden mi? Sadece destek olmak için. Çünkü bence başarılı bir yapım.

Film İlhami Algör’ün kısa bir romanından uyarlanmış. Kitabı okumadım ama okunacaklar arasında aldım. Filme gelince kitap ile kıyaslamaya giremeyeceğim ama bence başarılı bir uyarlama olmuş. Oldukça doğal, sade, şatafatsız bir anlatımla film aslında vermek istediğini vermiş. Evet standart bir üslupla ilerlemiyor film, belki finalde yada hikaye ilerlerken bir çok kez “e n’olmuş” tabiri kullanabilirsiniz ama bence zaten filmde olması gereken de buydu. Okumaya devam et

Behzat Ç. Ankara Yanıyor

Film vizyona girer girmez akşamında soluğu sinemada aldım. Beklentim çok mu yüksekti? Elbette hayır. Bununla birlikte aslında eski dostları görmeye gitmişim gibi bir hissiyat vardı içimde. Öyle de oldu. Bir uğradık çıktık Behzat Amirim ve ekibine. Çünkü her ne kadar dizinin devamı gibi ilerlese de aradan çok zaman geçmiş kopmuştuk birbirimizden. Aslında görmekte iyi geldi.

Bu süreç içerisinde Behzat Amirim işi bırakmış (zaten biliyorduk) gitmiş kendini antrenör olarak yeşil çimlere bırakmış geleceğin futbolcularına yenmekten çok beraber olmanın, birlik olmanın önemini anlatıyor. Cinayet büro ise biraz karışık. Behzat Amirin gidişinden sonra yerine yükselme heveslisi badem bıyıklı kalıbının göre oynayan bir adam gelmiş. Tabi Eda, Harun, Hayalet, Akbaba hepsi adama kıl. Bir de laf taşıyan kendi adamı var ekibin içerisinde ki o kendisinden de beter. Okumaya devam et

Eve giden yol 1914

2001 yapımı Şellale’den sonra 2006 yılında çektiği filmi Semir Aslanyürek‘in. Şellale’den sonra kendisini oldukça beğenmiş ve takip listeme almıştım. Sürekli de yeni filmi ne zaman çıkacak diye takipteydim. Bu film 2006 yılında çekilmiş ama aldığım duyumlar üzerine izlememiştim. Ama yeni filmi 7 avlu çekilince ister istemez bu filim de izledim. Keşke izlemez olsaydım. En azından aklımdaki Semir Aslanyürek tabusu kırılmamış olurdu.

Filmi Şellale ile kıyaslamaya girmeyeceğim bile. Çünkü kıyaslanacak hiç bir şeyi yok. Biri nasıl bir baş yapıt olarak duruyorsa diğeri o kadar vasat duruyor. Açıkçası film benim için tam anlamıyla bir hayal kırıklığı oldu.

Filmin kadrosuna baktığımızda, Türk sinemasındaki bir çok önemli ismi görüyoruz. Bu kadroyu görünce zaten insan ister istemez filmi izlemek istiyor. Ancak hiç birisinden filmde adam akıllı performans göremiyoruz. Bu da karakter derinliklerinin olmamasından kaynaklı. Senaryoda bu konu ile ilgili çok açık var. Karakterler derinliksiz ve düz. Filmde o kadar çok olay oluyor ki takip etmekte zorlanıyorsunuz. Her bir olayda havada askıda kalıyor. Final ise ayrı bir muamma.

Görüntüler ve görüntü kalitesi çok kötüydü. Sesler sanki sonradan dublaj yapılmış gibi ancak sanki bu dublajlar da bir İngiliz’e yaptırılmış gibiydi. Bazı konuşmalar şiveli bazıları İstanbul Türkçesi kıvamındaydı. Birbirini tutan hiç bir tarafı yoktu. Müzikler ise filme uymamış ve oldukça yorucuydu. Yani filme genel olarak baktığımızda bu iyiydi diyebileceğimiz bir şey görmedim ben. Hikaye karma karışık demiştim, tarihi alıntılar yapılmış yapılmasına ama farklı zaman dilimleri aynı zamana sıkıştırılmış. Film ne bir kurtuluş filmi olarak, ne de bir aşk filmi olarak başarılı değil ve milli nede aşk duygusunu izleyiciye geçirebiliyor.

Özetlemek gerekirse film benim için tam bir hayal kırıklığı oldu. Böyle bir kadroya yazık olmuş ve bu yapımın ardında da Semir Aslanyürek gibi bir ismin olması da canımı çok sıktı açıkçası. Oyunculuklardan tutun (Tek göze batan farklı tiplemesi ile Emre Altuğ’du) tüm öğeleri ile olmamış bir film Eve giden yol 1914.

Yönetmen – Senaryo: Semir Aslanyürek

Oyuncular:

Metin Akpınar
Resat Aga
Erdal Beşikçioğlu
Mahmut
Melisa Sözen
Safiye
Emre Altuğ
Halit
Ali Sürmeli
Servet Aga
Erdinç Olgaçli
Akif
Irem Altug
Iffet
Ege Aydan
Demirci Butros

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt0826541/

Behzat Ç. Seni Kalbime Gömdüm

Sonunda beklediğim film vizyona girdi ve çok fazla vakit kaybetmeden bende izlemeye gittim. Aslında aklımda film ile ilgili türlü türlü kurgu vardı. Son Hafriyat romanının tam anlamıyla sinema uyarlaması mı karşımıza çıkacaktı, yoksa dizinin bir bölümü niteliğinde film mi karşımıza çıkacaktı. Ben ikincisi ile karşılaştım. Behzat Ç. Seni Kalbime Gömdüm bir film olma özelliğinden çok bir dizi olma özelliği taşıyordu. Tabi dizi olamayacak kadar daha pahalı bir yapım o ayrı bir konu.

İzlerken filmi biraz kitaba endeksli yürüttüm. Bir çok bölüm elbette filmde yoktu. Ancak olması gerekenler de filmde yoktu. Filmi izlerken sanki bazı sahnelerin kırpılmış olduğunu hissettim. Sahneler sanki birinden diğerine kovalıyormuşçasına atlıyordu. Tabi bu gidişat hikayede ve kurguda bazı açıklara sebebiyet veriyordu. Redkid’in yurt ve askerlik maceraları daha ayrıntılı verilebilirdi. Birde çalıştığı fabrikada yaptıkları. Redkid’in saklama merakı ve zekası bu bölümlerde ortaya çıkıyordu aslında.

Filmin senaryo ve kurgusunu eksik buldum. Hikaye daha da canlanabilirdi. Kitapta olan psikolog bölümü filme dahil edilseydi film daha tatlı bir hal alınırdı. Evet film konu ve kurgu bakımından eksikti ama oldukça da eğlenceliydi. Bunun sebebi elbetteki oyunculardı.

Oyunculuklara kesilikle hiç bir şey denemez. Filmde en korktuğum oyuncu Cansı Dere’ydi ancak o da bu güzel oyuncular içinde sırıtmamış. Redkit, Pembo, Gorbaçov, Kolsuz Ahmet karakterleri tam anlamıyla oturmuş. Dizinin diğer karakterlerinin de performansı yine yerindeydi.

Teknik olarak film diziye oranla pek fazla yenilik getirmemiş. Hayaletin tabut arama maceraları dışında. Bu da ayrı bir tat vermiş filme. Ancak Türk filmlerinin çoğunda gördüğüm ses problemi bu filmde de vardı. Sinemadan mıdır bilmiyorum ama ses düzeyi çok düşüktü. Buna rağmen konuşmalar anlaşılabilir ve yüksekti. Ancak seslerin ses kanalı geçişlerinde sanki kes yapıştır vardı. Ses ön hoparlördeyken kamera sola hareket ettiğinde sesin sola doğru hafifçe geçmesi lazım ancak filmde ses direkt geçiş yapıyordu ve bu beni bu yapım için rahatsız etti.

Tüm bunların dışında film oldukça eğlenceliydi. Diyaloglar yine başarılıydı. En önemlisi de sansür yoktu. Küfür ediyorlardı, sigara içiyorlardı… Kitaba göre Behzat’ın ağzından 216 hiç düşmezdi, filmde 216 hiç verilmemiş, çok sigarada içmiyordu. Tabi kitabı okuyunca birde oyuncuların her şeyi başarılı bir şekilde verebileceklerini bilince, ayrıntıları çok arıyorsunuz. Filmde ayrıntılar yok sanıyorum en büyük hayal kırıklığıda bu.

Filmin süresi dizilerin süresi kadardı. Süreyi biraz daha uzatıp hikayeyi daha ayrıntılı işleyebilirlerdi. Her şeye rağmen güzel eğlenceli bir film olmuş. Özlemiştik iyide geldi. Gidin izleyin derim ben… Her şey sansürsüz bir Behzat Ç için…

Yönetmen: Serdar Akar

Senarist: Serdar AkarEmrah Serbes

Oyuncular:

Erdal Besikçioglu
Behzat Ç.
Tardu Flordun
Redkit
Cansu Dere
Canan Erguder
Savci Esra
Fatih Artman
Harun
Ege Aydan
Sevket
Hakan Hatipoglu
Selim
Hazal Kaya
Berna
Inanç Konukçu
Hayalet
Berkan Sal
Akbaba
Berke Üzrek
Cevdet
Hakan Boyav
Kendini Ahmet Sanan Süleyman
Nihat İleri
Rıza Kocaoğlu  Pembo
Tolga Tekin
Gorbaçov Hasan

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt2010914/

http://www.behzatcsenikalbimegomdum.com/