Continuum

Yıl 2077. Dünyanın yönetimi paranın yani şirketlerin elinde. Bu duruma Liber 8 adında bir grup karşı çıkmaktadır. Tabi grubun eylemelri kanlı olunca terörist ilan edilirler. Bir grup Liber 8 üyesi yakalanır ve idama çarptırılır. İdam günü geldiğinde ise garip bir şeyler olur. Orada idamı izleyen özel eğitimli güvenlik görevlisi Kiera Cameron durumu anlar ve müdahale etmek için atılır bu esnada tutuklular ile bilikte zamanda tolduluk yapar ve 2012 yılına dönerler.

Kiera başta ne olduğunu anlayamaz. Daha sonra zamanda yolculuk yaptıklarını fark eder. Ancak Liber 8 üyelerinin geçmişe bilerek geldiklerini ve ve geçmişi değiştirerek geleceği değiştirmeye çalışacakalraını öğrenir. Bu dakikadan sonra amacı Liber 8 üyelerini yakalamak ve zamanda yolculuk yapıp geriye evine dönemektir. Continue reading “Continuum”

Beastly

Sanıyorum böyle filmler için yaşım geçmiş. Evet aslında gençlik filmlerini severim ama, bu şekilde olanları beni pek sarmıyor sanırım. Duygusal yönümü mü kaybettim, koskoca bir kireç taşına mı döndüm bilemiyorum lakin bu film bana sıkıntıdan başka bir şey vermedi. Gayet ayrıntısız, sığ birden bire olup bitiveren bir filmdi. Şimdi filmin bir roman uyarlaması olduğunu düşünürsek hikayenin bu kadar sığ olabileceğini düşünmüyorum. Demek çekim ya da oyunculukta var bir sorun…

Filmin roman uyarlaması olduğunu bir önceki satırda belirtmiştim. Kaleme alan ise Alex Flinn. Romanı okumadım ancak uyarlamasının başarısızlığı romanı okumam için, bende istekte uyandırmadı. Görsellik olarak tatmin edici bir film değil. Kurgu başarısız. Neyin ne olduğunu anlamaya mahal vermeden her şey olup bitiyor. Oyunculuklar ortalama bir filme yakışır biçimde. Göz doldurmuyor ancak film Vanessa Hudgens‘i keşfetmeme sebep oldu. karakterinden midir kendisinden midir bilemem ancak benim için filmin ilerlemesi için tek sebepti diyebilirim.

Film zaten afişinde de belirttiği gibi modern bir “Güzel ve Çirkin” uyarlaması. Hikayenin bize verdiği ise önemli olan iç güzellik. Hayır aslında ben filmi izlerken bu mesajı alamadım. Film sanki zorunluluğun verdiği bir aşk gibi çıktı karşımıza. Kyle zengin yakışıklı biridir. Okulda seçimler yaklaşmaktadır ve Kyle sırf yakışıklı olduğu için kendisinin seçilmesi gerektiğini düşünmektedir. Zaten neresi olduğunu kestiremediğimiz bir yerde seçim konuşması yapılırken bunu da belirtir.

Koskoca okuldaki tek gotik ablamız olan Kendra bu görüntüsü yüzünden Kyle’in sözlü tacizine maruz kalır. Burada eksik olan Kendra kimdir sorusu ile tümleşik, bir güzellik konuşmasının yapıldığı yerde neden çirkin olarak adlandırılan kişiler hakkında hiç bir bilgi verilmemesidir. Lakin ilerleyen dakikalarda anlarız ki Kendra bir büyücüdür.

Kyle bir gün özür dilemek için Kendra bir partiye gitmeyi teklif eder. İkisi partide buluşur ancak Kyle burada da Kendrayı aşağılar. O gecenin sonunda Kendra ona bir büyü yapar. Kyle çok çirkin olacaktır ve bir sene boyunca kendisine gerçekten aşık birini bulmazsa hep bu şekilde kalacaktır. Bu arada partide kendisi ile röportaj yapan okul gazetesinin sevimli muhabiri Lindy ile tanışır. Lindy’nin tavırları onun ilgisini çekmiştir. Lindy ise ona zaten abayı yakmış durumdadır.

Kyle gece acayip bir şeye dönüşür. Babası onu estetik cerrahlara götürür ancak kimse bir şey yapamaz. Üstüne üstlük babası ortalıkta görünmemesi için, ona bir ev kiralar ve Kyle orada yaşamaya başlar. Eğitimi içinse görme özürlü bir öğretmen tutulur. Ev işleri için ise uzun süredir tanıdığı ve çocuklarından ayrı kalmış bir kadını… Kyle bu şekilde kime kendisinin aşık olabileceğini düşünürken, internette okul gazetesinde, Lingy ile çekilmiş resimlerini görür ve kız aklına gelir. Onu takip etmeye başlar. Her adımından haberdar olur.

Lindy’nin banasının başının belaya ulaşması üzerine adamla anlaşma yaparak, Lindy’i korumak amacı ile onu kendi evine getirir. Lindy başlarda buna karşı çıkar ancak evde kalmaya devam eder. Kyle ise kendine Hunter adını vermiştir. Başlarda görüntüsü yüzünden Linda’dan saklanır ona kendini sevdirmek için hediyeler alır. Amacı kızı kendine aşık edip bu büyüden kurtulmaktır. Bir süre sonra kızla yüzleşir ve iyi arkadaş olurlar. Aslında bu hep Hunter’in planı ile olur aslında her şeyi planlamıştır.

Her şey asında plan dahilinde giderken, olaylar gelişir. Kyle, Lindy’den umduğunu bulamamıştır. Linde yanından ayrılırken ona hissettikleri hakkında bir şeyler yazmıştır ama Hunter daha sonra utancından onun karşısına çıkamamıştır. Günle bu şekilde tükenir. Hunter, Kendra’dan ek zaman ister ancak alamaz. Lindy’de şehri terk edecektir.

Hunter, Lindy’yı giderken yakalar ve bütün duygularını açıklar. Lindy gider ancak Hunter yine eski haline dönmüştür. Derken Lindy arkadan Hunter’i yakalamak için koşturur ve mutlu son. Hazır sonunu getirmişken bazı noktaları da es geçmeyeyim. Tamam iyi güzel, dış görünüş önemli değilde Lindy, Kyle’in konunda sürekli hareketlenip evrim geçiren dövmeyi hiç mi görmedi yada bu hale nasıl geldiğini hiç mi sormadı? Filmde araya sıkıştırılmış bir şey ise Kyle’in Kendra’dan büyü bitiminde istedikleridir. Yanında çalışan kadın çocuklarına kavuşsun, hocası ise görmeye başlasın. Bu nasıl bir cezalandırmadır, cezalandırılan kişi bu istekleri neden yapar ben pek anlayamadım. Aslında anladım burada Kyle karakterinin “insanlaşması”ndan bahsediliyor ancak filmin akışı kesinlikle bunu veremiyor.

Kısa ve özetle diyebilirim ki Beastly başarısız bir roman uyarlaması. Duygusal ergenler için yapılmış onların hayal kurmasını sağlayacak sıradan bir film. Evet film kendini izlettiriyor. Belki bir şeyler olur edasıyla ancak sıkmaktanda geri bırakmıyor. Vaktim var diyenler ve gençler için. Yoksa zaman kaybı…

Yönetmen: Daniel Barnz

Senaryo: Daniel BarnzAlex Flinn (roman)

Oyuncular:

Alex Pettyfer
Kyle
Justin Bradley
Student
Mary-Kate Olsen
Kendra
Dakota Johnson
Sloan
Erik Knudsen
Trey
Vanessa Hudgens
Lindy

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1152398/

http://beastlythemovie.com/