Patron Mutlu Son İstiyor

Aslında Tolga Çevik‘ten daha iyi filmler bekliyorum ben. Bir önceki filmi olan Sen Kimsin? nispeten bu filmden kat kat daha iyi bir filmdi. Filmin senaryosunu da Yılmaz Erdoğan yazmış. Bu da Yılmaz Erdoğan’da gördüğüm en kötü senaryoydu. Malum artık herkes biliyor ki öyle basit espriler, alışılmış taklitler, sakarlıklar insanı pek güldürmüyor. Filmde bunlardan fazlası yoktu. Romantik komedi gözü ile de bakarsak film bu konuda da çok tatmin edici değildi. Tabi kadroda isimler kaliteli olunca ister istemez eleştirinin dozu da artıyor. Çünkü beklenti artıyor. Ama bu filmle beklenti içine girdiğimiz tüm isimler bizi hayal kırıklığına uğratmış. Oldukça düz ve basit bir film çıkmış karşımıza. E film izletmiyor mu kendini izlettiriyor ama bunu kesinlikle Kapadokya’ya ve mekanlara borçlu. Yoksa hikayede adam gibi elle tutulur farklı bir şey yok.

İçimdeki Ses

Senaryosunu Engin Günaydın‘ın yazdığı filmin yönetmen koltuğunda Çağrı Bayrak var. Yönetmeni bazı Galip Derviş‘in ikinci yönetmeni olması sebebi ile tanıyoruz. Zaten film Barakuda Film yapımı ve Galip Derviş ekibine bir kaç ilave yapılarak film çekilmiş. Film konusunda biraz tereddütteyim. Aslında film oldukça samimi ve keyifle izlenen bir film ama Engin Günaydın’ın diğer filmlerine de baktığımızda oldukça basit kalan bir film. Muhtemelen Erol Günaydın hemen hemen her 35 yaş üstü erkeğin düşüncelerini kaleme alarak oturmuş bir hikaye yazmış ve buna filmde iç ses demiş. Tabi bu şekilde bir senaryo olmuyor derken içeriye aksiyon olsun diye güzel bir kız, bir kaç gereksiz sahne ekleyip, romantik komedi dozunu arttırmaya çalışmış. Bu bölümler genelde filmin ikinci bölümüne tekabül ederken, ikinci bölüm biraz klasik ve olmamış halini almış. Tabi bu ilk başlarda çıtanın yükselmesi ve sona doğru düşmesinden kaynaklı bir algı. Yoksa film genel olarak eğlenceli.

Galip Derviş

Galip Derviş fragmanı döndüğü anda dikkatimi çekmişti. Tabi dikkatimi çeken ilk şey Türkiye’de az çekilen polisiye olması ve ana kahramanın obsesif kompulsif bir kişiliğe sahip olmasıydı. İlginç bir konuya değindiğini söyleyebilirim dizinin. Tabi baş rolde Engin Günaydın ve Düriye’nin Güğümleri dizisinden aklımda kalan Algı Eke. Tabi daha sonra dizi ile ilgili araştırma yapınca dizinin Amerikan yapımı Monk dizisinden uyarlama olduğunu öğrendim. Monk’u izlemiş dğeilim bu sebepten dolayı kıyaslamaya girmeyeceğim elbet. Ancak Galip Derviş kadro olarak iyi oturmuş bir dizi diyebilirim. Tabi Ahmet Tekin’i canlandıran Ersin Korkut’u saymazsak . Zaten dizide oyunculuk olarak göze batan bir o var. Dizinin en büyük artılarından biri de her bölümde farklı ünlü kişilerin ekrana gelmesi. Her bölümde yaşanan farklı bir cinayet ve her bölümde farklı karakterler dizinin çıtır çerez olmasını sağlıyor. Yorulmadan rahat bir şekilde izleyebiliyorsunuz diziyi.

Kutsal Damacana 3: Dracoola

Bu filmin hangi mantıkla çekilmiş olduğunu bir türlü anlayamadım. Sanıyorum film sektöründe çok fazla para var ve dağıtacak yer arıyorlar. Böyle bir filmin sinemalarda vizyona girme mantığıysa ayrı bir konu. Umut ediyorum ki yurt dışından gelen insanlar böyle bir filmi sinemada izlemek zorunda kalmamışlardır. Filmde ne mantıklı sahne var, ne mantıklı bir hikaye, ne de mantıklı senaryo. Sanki aklımıza geleni çekelim demişler almışlar kamerayı ellerine. Oyunculardan birinin konuşması yetmiş, diğerlerinin görüntüsü. Diyaloglar oldukça boş. Film sürekli kendi içinde çelişiyor. Şimdi biz bu filmi hangi mantıkla izleyeceğiz? Günü doldurmak için mi? Zamanı geçirmek için mi? Zamanımız bu kadar kıymetsiz mi? Peki bu filme para verip sinemada izleyenlere ne diyelim? Şu filmin yapımcılarından, oyuncularına herhangi biri sinemaya gitmiş birinin karşısına hangi yüzle çıkar? Ancak, bu film bize şunu gösterdi. Efendim taşıma suyla değirmen dönmez. İnsan birilerinin itlemesi ile oyuncu olamıyor. Neyse daha fazla ileriye gitmeden filmin olmayan konusuna değineyim. Akıncı Kara Fuat, …

Back to Top