yaşlandık mi ne?

mynet sitesini gezerken çocukluğumuzun çizgi filmleri diye bir bölüme rastladım. eh olay çocukluk ve çizgi film olunca bakmadan geçemezdim tabii. bir de ne göreyim tüm çizgi filmler 80 ve 90 lara ait. bu durum aklıma şu soruyu getirdi. herkesle mi yaşıtız yoksa? bu çizgi filmleri belli jenarasyonun dışında bilen çıkmaz ,acaba neden böyle bir genellemeye gidilmiş ki? tamam bizim dönemimiz herkesinkinden güzel olabilir. bir nevi kıskandırmadır mı bu? 🙂 Yanlız mynet Voltran eklememiş, Pluto var mesela ilk aklıma gelen. Onlarda niye geldi geçen gün indirmeye başladığımdan olabilir… http://haber.mynet.com/galeri/yasam/1587/34187/sayfa/1/cocuklugumuzun-cizgi-filmleri

eski şarkılar…

Sabah kahvaltıdan sonra kendi yerime gitmeden (ofis) önce arkadaşın yanına uğradım (benim odanın yanı). Eskilerden müzikler açmış dinliyordu. eski dediğim çokta eski değil en fazla 10 sene hani o okul dönemlerine ait olanlardan… yanına oturdum sessizce dinledim… o dünemde çıkan her şarkının ne kadar da anlamı, hatırası varmış üzerimde… sürekli birşeyler hatırlayıp durdum. düşünüyorum da artık şarkılar o kadar iz bırakmıyor hayatımda. acaba bırakacak şarkı mı yok, yapılacak iz mi? yoksa zaman geçtikçe daha mı bilinçli oluyoruz… üç gündür filmlere ara verdim… bu akşam artık 3 film birden yaparım 🙂

Eskilerden Kimler Kaldı: Dr Skull

Vokal: Murat Ersöz – Murat Baştepe – Alper Yarangümeli Gitar: Murat Ersöz – Murat Baştepe Bas Gitar: Mustafa Erman Bateri: Alper Yarangümeli Ankara Fen Lisesinde okuyan dört kafadarın biraraya gelmesiyle başlar Dr. Skull’un hikayesi…Elemanların dördü birden Hacettepe Tıp Fakültesini kazanınca Dr. Skull adı ile ortamlara çıkar adamlarımız..Bu topraklarda varolan en sağlam topluluktur Dr. Skull. İmkansızlıkların had safhada olduğu dönemlerde yaptıkları albümlerle tarihe altın harflerle yazıldılar..Ne yazık ki Dr. Skull artık yok, belki birçoğu bırakın dinlemeyi adını bile duymadılar..Zaten albümlerini bulmak imkansızdır ama en azından böyle bir grup varmış bir zamanlar diyebilirler artık..Güven Erkin Erkal’ın önderliğinde bir proje başlatılmış, Dr. Skull için saygı albümü.. http://www.myspace.com/drskull06 http://www.anatolianrock.com/Dr_nd__Skull http://tr.wikipedia.org/wiki/Dr._Skull http://metal.deliriyum.com/bands.php?bid=254 http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=dr+skull

yaramaz ben!!!

Efendim Gay Kedi şurada bir yaramazlığını yazmış, e haliyle bende özenmeden edemedim 🙂 Elektronik cihazlara olan zaafım küçük yaşlardan itibaren vardı. Sonradan anladım ki insan bu işi meslek olarak belirliyorsa kesinlikle eski hazları almıyor. Yanlış hatırlamıyorsam 9 yaşındaydım. Kime sorarsanız sorun melek gibi sessiz sakin bir çocuktum ama aslında değildim. Aslında bütün becerim yaptığım yaramazlıkları çok iyi örtbas etmemdi. Almanya’dan hediye olarak küçük bir radyo getirmişlerdi akrabalarım. O zaman FM bandı şimdiki kadar gelişmiş değildi tabi, cızırtıdan başla bir şey yoktu. Radyo 9 voltla çalışıyordu. O zaman bizim memlekette 9 voltluk pil zor bununsa gerek, sürekli istememe rağmen pil bir türlü gelmemişti. Boş kaldıkça bende aile dostumuz olan bir televizyon tamircisi vardı onun yanında vakit geçirir bu ne bu ne diye sorarak adamcağıza kriz geçirtirdim. O zaman televizyonların altında regülatörler vardı kısmende olsa. Yeni televizyon alınca bizde bu eski regülatörü dolaba kaldırmış o orada öylece kuzu kuzu bekliyordu. Bir gün …

O ve Z Hikayesi – ÜNLÜ

Evet biliyorum albüm çıkalı yaklaşık 10 sene olmuş ama lezzetinden birşey kaybetmemiş. Aslında albümü unutmuşum ama bu gün Özgür’ün msn’den albüm linkini göndermesiyle indirmem ve dinlemeye başlamam bir oldu. E tabiki albüme ilk ses [‘x] tiryakisi ile başladım. Bu ne tad bu ne hazdır ki albüm hala dönüp duruyor. Kendimi albüme odakladığım anda birden bire beni içine çeken eski vurdum duymaz hovarda hallerim gözlerimin önünde canlanan. Walkmen kulağımda, sırtımda yeşil bez çantam, İzmit’te fuardan alkol etkisiyle kendimi atıp, E5’in üzerinden geçişim… Ah kaç kez almıştım bu albümü 1-3-5. Sayısını hatırlamıyorum ancak fazla olduğu kesin… Bir dönemin hatırası, bir dünemin özlemi ve yavaşça çürümeye başlamam… Hatıraları aralamamak lazım birden…

tanışma yazısı…

İlk tanışmayla kazınır insan belleğinde her şey. Döner bakarsınız daha sonra, dudaklarınızı birbiriyle birleştirerek, ses tellerinizi titreştirir “hımm” diye bir ses çıkarırsınız. Bu hoşnutluğunuzun yâda hoşnutsuzluğunuzun temelidir ve bu temel üzerinde yükselir her şey. Küçük bir “hım”la başlar, büyük bir dünyaya açılır kapılar. İyi, kötü, kaba, çirkin, yerli yerinde… Yazarın yalnızlığı olmaz ya da gizleyecek bir özel hayatı. Çünkü karakterleri hep kendisini yaşatır içinde her karakter odur ve o gibi yaşar. Kendini tanıtmak için bir çaba sarf etmez, ancak başkaları anlatır onu dilden dile konuşarak. Hakkında kitaplar yazılır, yorumlanır çocukluğuna inilir. Bir mankenin geçmişi gibi sevecen değildir geçmişi. Umutsuzluk mutsuzluklarla örülü, paranoyak bir hayat hikayesine açılır bütün perdeler, sahneler, dekorlar hatta karakterler bile farklı, yerli yerinde duran ise umutsuz hikayeler. E boşuna dememiş yazar “mutluluğun öyküsü olmaz” diye. Okuyucu hep zengini okumak ister, hep başarılıyı, hep güzeli, hep iyiyi, ulaşamadıklarını kitaplarda, şiirlerde, filmlerde yaşamayı… hiçbir sefil hikaye pirim yapmaz, bu …

evde dağınıklığı toplarken bir dvd buldum, içinden eskiler çıktı buyrun bakalım hiçte birşey değişmemiş 🙂 “Buyuru burdan yakın.” diyor, yatağın baş ucunda bulunan paketi alıp, ter içinde, soluk soluğa kalmış, etrafına aptal aptal bakınan, boşalma sonrası rahatlamanın verdiği geri zekalılıkla, kendinden geçmiş adama. Uzun sürdüğünü sandığı beş dakikalık bir sevişmenin ardından, omzunu yastığa gururla dayayarak böbürleniyordu adam. Kadın adamın sigarasını yakıyor. Daha sigaranın dumanını içine ilk çekişinde beynine hücum eden duman onu bu rehavetinden kurtarıyor ve kulağına ilişen şarkının sözleriyle yastığın ve yatağın içine biraz daha gömülüyor. Ve bir tokat! “Küçük kaygan deliği, koskoca bir dünya mı sandın?” Hikayeyi biraz daha ilginçleştirelim. Son kelime dökülmeden dudaklarından kırmızı şarabında etkisiyle, iri kırmızı dudaklarını yapıştırıyor karşısındaki dudaklara. Kendisine söylenen sözlerin sarhoşluğuyla, göğüs uçları kalbi gibi atmaya başlarken bir elin onları kontrol etmeye çalıştığını hissediyor. Küçük bir zevk acısı çığlık olarak dökülecekken dudaklarından, birden alt dudağını ısırıyor. Bu arada ıslak bir dilin çenesinin …

Back to Top