Samâ uôzu

2009 yapımı animenin yönetmen koltuğunda Mamoru Hosoda var. Mamoru Hosoda’yı Toki o kakeru shôjo ile tanımış ve aklıma kazımıştım. Yine karşımızda farklı ve güzel bir anime var. Ancak iki animeyi kıyaslamamı isterseniz ben Toki o kakeru shôjo’yu seçerim. Olay örgüsü, izlenmesi, hikayesi daha etkiliydi. Tabi bu Samâ uôzu’nun başarısız olduğu anlamına gelmiyor. Oz adındaki sanal dünya belkide pek beklediğim gibi olmadığından yada buradaki karakterler ve çizimler bana pek hitap etmediğinden sanal dünya kısımlarını pek etkili bulduğumu söyleyemeyeceğim. Oz dünyası biraz daha gerçek hayata yaklaştırılarak daha büyük bir etki sağlanabilirmiş.

Yeong-hwa-neun yeong-hwa-da / Rough Cut

Festivalin tek Kore filmi olma özelliğine sahip Yeong-hwa-neun yeong-hwa-da. Aynı zamanda da en iyi filmlerinden biri olma özelliğine sahip. Filmde Ki-duk Kim parmağı görüyoruz kendisi senaryo yazımında yer almış. Zaten bu ismi duyduğumuz anda filmin boş olmayacağı aşikar. Ama cidden ben bu kadar iyi bir film beklemiyordum. So Ji-sub biraz daha oyunculuğu ile büyüyor gözümde. Ne demeli ki… Film sadece So Ji-sub’dan ibaret değil tabi. Diğer oyunculuklarda takdir edilecek düzeyde, müzik ve görsellik takdire şayan. İzlediğim en iyi aksiyon filmi olmasına rağmen birbirini kovalayıp dövüşen adamlardan çok farklı bir seviyede. İçi en dolu aksiyon filmi diyebiliriz ki insanın kendileri ve hayatla yüzleşmesi çıkıyor ortaya… Senaryo gayet başarılı bir şekilde kurgulanmış. Yer yer durağan olması, sıkmaktan çok karakter psikolojisini tatmanıza yardımcı oluyor. Başarılı bir konu, başarılı bir film çıkmış ortaya. Eh Kore’de kazandığı ödüllerle bunu pekiştirmiş… Film azılı bir gangster olan Gang-pae ile ünlü film yıldızı Soo-ta’nın hikayesini anlatıyor. Gang-pae aslında …

Død snø / Dead Snow

Ben filmi korku statüsüne koyamadım !f’te her ne kadar, Nöbetçi Sinema kuşağında gösterilmiş olsa da film korkudan çok komedi. Tabi filmin korku komedi olduğunu da hatırlatmak lazım… Aslıda komik olan ne kahramanların esprileri ne de yaptıkları. Komik olan Nazi zombiler. Zaten filmde en yaratıcı görülülen kısım bu. Nazileri zombi yapmak. Bir grup tıp öğrencisi, tatillerini geçirmek üzere, arkadaşlarının sağ evine giderler. Daha sonra garip bir adam gelerek bu bulundukları yerin aslında geçmişte vukuatlı olduğunu anlatır. Gerçi adamın gereksiz asabiyeti ve o soğukta  çadırda ikamet etmesi bana hayli garip geldi. Neyse buz gibi hava da dışarıda tuvalette sevişen bir çiftimizden bayan olanı bizim zombilerden ilk nasibini alandır. Bu arada unutmamak lazımdır ki, ev sahibi gencimiz sevgilisini aramak için bir geziye çıkmıştır. Tabi ilk kurbandan sonra  ikinci kurbanımız, çadırdaki asabi amcamız olur. Bu arada kız arkadaşını aramaya giden ev sahibimiz, bir çukura düşerek zombilerin yuvasını bulur lakin ölmez… Tabi bu noktadan sonra …

The Lovely Bones / Cennetimden Bakarken

Aynı zamanda Oscar’a aday olan bir film The Lovely Bones. Yönetmen sevdiğimiz saydığımız artık kötü iş yapmayacağını kabullendiğimiz Peter Jackson. Tabi yapımcılardan biri de Spielberg. Film Alice Sebold‘un aynı adlı kitabından uyarlanmış. Kitabı okumadım ama gerçekten başarılı bir uyarlama olduğu zaten izlerken kendini belli ediyor. Tabi film boyunca bana What Dreams May Come çağrışımı yaptı ama sonuçta hikaye aynı diyarlarda gezinince böyle çağrışımların olması gayet normal. Öncelikle belirtmeliyim ki hikayenin kurgulanışı ve oyunculuk gayet başarılı. Film durağan ilerlemesine rağmen görsellik ve işleyiş merak uyandırıyor. Hikaye başarılı bir şekilde gizlenmiş. Film 14 yaşındaki Susie Salmoon’un bize seslenmesi ile başlıyor ve anlıyoruz ki Susie ölmüş ve başından geçenleri anlatıyor. Yıl 1973, Susie okul dönüşü, bir katil tarafından kaçırılıyor ve öldürülüyor. Su tarihten sonra Susie’nin sesinin deldiği dünyayı da görmeye başlıyoruz. İki dünya arasına sıkışmış bir dünyadır bu anlaşılan o ki tamamlanmayan işini tamamlamaya çalışacaktır. Susie kendi dünyasından gerçek yaşamda olup biteni izler. …

Away We Go

Akıllarımıza American Beauty ile kazınmış yönetmen Sam Mendes‘in aynı özellikteki filmi. Tabi Amerikan Güzelindeki performansı beklememek lazım. Ancak film Amerikan toplumunu yansıtmak ve eleştirmek bakımından gayet başarılı. Tanımlarda komedi, dram diye geçiyor ama ben pek komedi kısmını göremedim filmin. Belki de Amerikan kültürünü bilmememden kaynaklıdır. Film malumunuz üzre !f 2010 kapsamında gösteriliyor. Bu da demek oluyor ki ikinci festival filmimiz. Verona ve Burt uzun soluklu sevgililerdir. Verona altı aylık hamiledir. Bu sebepten dolayı çift geleceklerini planlamak amacıyla bir takım kararlar alırlar. Aslında bu kararların balında Burt için Verona’yı evliliğe razı etmek vardır ama Verona Burt’un tüm tekliflerini reddeder. Tabi Burt sıkılmaz ve devam eder… Çift eskimiş bir Volvo ile Amerika yolculuğuna çıkar. Amaçları çocuklarını yetiştirecekleri güzel bir yer arayıp oraya yerleşmektir ve köklerini salmaktır. Ancak Arizona, Orta Amerika, Kanada, Florida ve Güney Karolina’ya kadar giden seyahat, Amerikalıların ilginç hayat ve görüşlerini bize sunar. Çiftimiz de bu seyahat ile birlikte kendilerine …

An Education

Ey blog uzun zamandır yeni filmler ekleyememekteyim sana. Buna çalkantılı iç dünyam, izleyemediğim, yada tembellikten yazamadığım filmler sebebiyet oldu. Asıl olay isteksizliğimdi tabi… Kafamı toplayamamam… Ama bu arada İstanbul’a !f uğradı. Bende izlemeden edemedim. Halada gitmedi ya… Meraklısına… İşte açılış filmim… Filmin başında BBC logosunu gördüğümde açma BBC yapımlarından sanmadım desem yerinde olur ancak filmin Oscar’a aday olması, 2009 Sundance Film Festivalinde gösterilmesi eh tabi !f”te de yer alması bu gereksiz düşünceyi aklımdan çıkardır. İngiliz gazeteci Lynn Barber’in anılarını yazdığı otobiyografik eserden uyarlanmış. Film 1961yılında 16 yaşında zeki ve çekici bir genç kız olan Jenny’nin başından geçenleri anlatıyor… Jenny yukarıda da belirttiğim gibi genç ve güzel bir kızdır. Tabi bunun yanı sıra birde sevgilisi vardır ve yaşıtıdır. Jenny ailesiyle sevgilini tanıştırır ancak genç çocuğun hayalleri Jennynin babasına hayal gelince işler biraz bozulur. Babası ise tek kuruşun hesabını yapan aslında otoriter gibi gözüken ama şeker mi şeker birisidir. Jenny her kız …

Back to Top