The Dark Knight (Kara Şövalye) (imax, reald, düzeltmeleri…)

Dünyanın Merkezine Yolculuk – Joueney to the Center of the Earth (3D sinema deneyimleri yahut bir cumartesi özeti” başlıklı yazımda imax be reald hakkında ufak tefek bilgiler vermiştim ancak bilgilerin sinemaların da yeterli bilgi vermemesinden kaynaklanan eksik ve hatalı bilgiler olduğunu belirtmeliyim.

Öncelikle Imax şirketinin gelştirmiş olduğu teknoloji RealD den farklı. İki farklı şirketin Türkiye’deki yansımaları ise Imax’in AFM, RealD’nin ki ise Mars Sinemaları. Imax ve RealD’nin orjinal sitelerinde de görebileceğimiz gibi, IMax salonlar AFM IMAX İstinye Park ve AFM Ankara Imaxda bulunmakta. RealD salonlar ise sadece İstanbul’da Cinebous Nautilus ve Cinebonus Kanyon sinemalarında bulunmakta.

RealD şirketi Imax’e göre daha uzun filmler yapmakta çünkü maliyet daha az. Imax’in özelliği ise normal film karelerinin normal film karesinden daha büyük, sesin ise daha fazla kanallı olması. Şu anda yukarıda adı geçen iki RealD sinemasında gösteirmde olan Dünyanın merkezine yolculuk filmi 3D yayınlanmakta. Ancak imax denemesi olarak lanse edilen İstinye Parkta ki Kara Şovalye filmi bir imax yapımı ancak 3d değil.

Tabi firmaların eksik bilgileri yüzünden insanlar bunu idrak edememesi İstiye Parka gidip 3d film izlemek istiyenler için bir hayal kırıklığından öteye gitmiyor. Ancak şunu söylemeliyim ki İstinye Park AFM imaxin da altından kalkabilmiş değil çünkü imaxin görüntü kalitesi Kara Şovalye filminde fiç yoktu ve dev gibi bir imax perdesi için salonun küçük olması altyazıların takibinde tam anlamıyla zorluktan başka bir şey değildi. Yani Kara Şovalyeyi izlemek zekten öte bir eziyetti bizim için. Keşke normal bir sinemada izleseydik. Ama İstinye Park’ta bir 3d deneyimin daha olacak, ama hakiki 3d.

Neyse filme gelelim. Açıkça söylemek gerekirse bir önceki Batman filmi gibi bu film de bana çok iç açıcı gelmedi. Tamam iyi oyuncular bulmuş olabilirsin ama aksiyondaki kesiklik ve o bildiğimiz Batman çizgi romanlarının havasını bize vermiyor. Ne bileyim açıkçası Tim Burton‘un 1989 yapımı Batman‘i daha zevkli anlar yaşatıyor bize. Yönetmenlik koltuğunda bir önceki Batman Begins filmden de hatırladığımız Christopher Nolan var. Oyuncu kadrısu ise kayda değer…

Christian Bale, Heath Ledger, Aaron Eckhart,Michael Caine,Maggie Gyllenhaal,Gary Oldman,Morgan Freeman. Şu bir gerçek ki bu sayılan isimler arasında filmi kurtaran tek isim, film çekimlerinden sonra odasında ölü olarak bulunan Heath Edger (http://tr.wikipedia.org/wiki/Heath_Ledger). Ledger’der tam anlamıyla bir oyunculuk şöleni izliyorsunuz. Batman’in klasik konusu ve diğer oyuncular hakkında pek yorum yapmayacağımstandar oyun sergilemişler ancak, Ledger için aynı şeyi söyleyemem. Film sırf onun için izlenerek arşive konulabilir. Zaten resmi olarak açıklanmasa da Oscar adayları arasında ismi geçmekte…

Wanted

Sinemanın son zamanlarda en çok gözüme çarpan yönetmenlerinden biri olan Timur Bakmembatov‘dan Hollywood (?) tarzı mükkemmel bir aksiyon film. Eh yapım Hollywood olunca tanıdık yüzler çıkıyor karşımıza; James McAvoy, Morgan Freeman, Angelina Jolie gibi. Film başlar başlamaz kendine çekiyor sizi ve soluksuz filmin akışına kaptırıyorsunuz kendinizi. Tıpkı Nochnoy dozor (Night Watch) ve Dnevnoy dozor‘da (Day Watch) olduğu gibi.

Rusya’da kendini ispatlayan Bakmembatov tası tarağı toplayıp Amerikaya gider ve ortaya Wanted çıkar. Matrix’e taş çıkartacak, bu da fazla diyeceğiniz sahneler sizi belkiyor.

Wes hayatında oldkça başarısız olan ve sürekli kendini sorgulayan bir karakterdir. Ani baş ağrıları ve ve gel gitleri vardır. Bunun sebebini panik atak olarak değerlendirdiği için sürekli antidepresan kullanmaktadır. Bir gün markette izlendiğini hisseder bu arada ve bu kişiden onu kurtaran Fox olur. Bu Wes’in hayatını değiştirecektir. Daha sonra Solan’ın önderliğindeki kardeşlikte bir katil olacaktır.

Filmin can alıcı görüntülerinden bazılarını fragmanlarda görmüşsünzdür. Daha fazlası ise filmde. Artık klasik Bakmembatov sahnesi diyebileceğim araba sahnesi yine akılda kalacak türden. Şöyle bir baktığımızda filmde yine Mark Miller adı geçiyor ama pekte çizgi romanın aslına sağdık kalınmamış.

Ama şu gerçek ki önceki Bakmembatov filmlerini izlememişseniz, bu film sizi onları izlemeye sevkedebilir. Benim tavsiyem ise ilk önce onları izlemenizdir. Tabi değinmek gereken bir gerçek daha var, Bakmembatov filmlerini sinemada yada iyi bir görüntü ve ses sisteinde izlemiyorsanız alacağınız zevk yüzde yirmi olabilir.

(Hızlı bir filme böyle hızlı karışık ordan oraya atlayan bir yazı olur zaten :))