zaman geçiyor. bazen kendi bile hızı karşısında hayrete düşüyor. yüzümün kırışması lazım, gözlerimin kararması, ancak bedenim yeni doğmuş bir çocuk kadar sağlıklı, duyularım her ince kareye duyarlı. milyonlarca yıl önceki hayatı düşünüyorum. oluşumları, kuramları. herşey yeni gibi aldatmaya çalıştıkça herşeyi…

“bu günlerde insanların aklına takılan bir çok soru var? zaten düşnen insan diye tabir ettiğimiz kesim bu soruların binlerce yıldır cevabını aramıştır. geçmişe baktığımızda aristo, foucauld, voltaire ve üzerine yazabileceğim yüzlerce isim aslında insan olmanın özünü araştırmış bir nebzede olsun insanlığın kökenini ait olduğu tabanı anlamaya çalışmıştır. tabi ki son …

kelimeler kendileirni terketmiş gibi. gözümün üzerinde uzanan doğanın geröekliğinden şüphe eder durumdayım. kelimeler, düşüncelerin karışıklığıyla bulanmış. sadece yapy bir zekayla büyütülen çocukların hayat görüşlerine acıyorum. peki ya ben? diğerleirnden farkım ne? gözlerim, ellerim tüm vücudum, genetiğin yarattığı en fevkulade insana denk. eksilen birşeyler olmalı… ya da yanlış yapılan… gözleirm biraz …

2300 (notlar 3)

Yıl 2110 Gecenin sonu yaklaşmak üzere. Gözlerinin üzerinde gözlerini görüyor. Ellerini akşamın erken saatlerinden beri ellerinde tutmakta. Önce yazlık sinemada eskiden kalma bir film izlediler. Artık gerçeklik o kadar vardı ki duygular hep bir kenara atılmakla yetiniyor. Ama bu gün değil ve de bu yaşta. İnsanlar ağlamanın ne olduğunu unuttular …

2300 (notlar 2)

DOĞUŞ 1: Kapıyı açıyorum. Sabahın ilk ışıkları doluyor odaya. Gecenin yapay ışıklarından çok farklı. ‘o’nu merak ediyorum. Belirsizce aklıma kazınmış bir merak bu. Elimde… neye ulaşmak istiyorum. Bu son kapı mı yada son öldürmem gereken yaratıklar onlar mı? Bilmiyorum ama şuursuzca etrafa ateş ediyorum. Biliyorum onları ben öldürmezsem onlar beni …

Back to Top