Cenneti hayal ettiğimiz bir kurguda cehennemi ne kadar yaşayabiliriz?

Bir önceki yazımın başlangıcı da aynı şekildeydi. Uzun bir süre, uzun bir süre. Ve ne yazık ki ülkenin içinde bulunduğu döngüde ben de kendi döngümü oluşturuyorum maalesef. Hani havasından mı suyundan mı bilmiyorum ama ne kadar beynim bu ilkedeki gerçeklikleri, buna gerçeklik mi demek gerekir onda da emin değilim ama bu ilkedeki algıyı reddetse de onun döngüsünden bir türlü çıkamıyorum. Ve her şey sürekli olduğu gibi bir kaos, bir acı, bir… Sanıyorum, benim beyin göçüm tam olarak gerçekleşmemiş, bir şekilde ülkede olanlardan etkileniyor. Tabii bu “beyin göçü” kavramını Emre Safa Gürkan’ın aşağıdaki videodaki tanımlamasına göre yorumluyorum. Hangi dine bakarsanız bakın asıl olan ölümden sonraki yaşam ve cennettir. Burada yaptıklarınız orada kazanacaklarınızla ödüllendirir. Kötüyseniz cehenneme, iyiyseniz cennete gidersiniz. Zaten sütten çıkmış ak kaşık olan insan da şeytan yüzünden cennetten konuşmuştur. Konuşmuştur kovulmasına da Yine bir cennete kovulduğunu söylemek eminim ki yanlış olmaz. Ama biz o kadar cehennem meraklıymışız ki el birliği …

Hafta Sonu Kaçamağı: Enez

Geçtiğimiz hafta ufak bir kaçamak yaptığımı yazmıştım ama blogda yazacak fırsat olmamıştı. Şu an o fırsatı yakalamama rağmen yazacak takatim yok aslında. Bu takatsizlik uzun sürer düşüncesiyle iki üç ufak şey karalamaya karar verdim. Cumartesi sabahı çıktık yola. Tabi yol bilmez iz bilmez haldeyiz. Yaklaşık 4 saat sonra varabildik. Enez ilçe olmasına rağmen pak ilce özelliği taşıyan bir yer değil. Yakın çevrede Enez kadar büyük bir yerleşim alanı olmadığı için Enez ilçe olmuş. Ama gittiğinizde göreceğiniz şey bir köyden farksız. Turizmin gelişmemiş olduğu yerlerde aktiviteler de pek olmuyor takdir edersiniz ki. Enez de ham tarihi hemde doğal güzellik olmasına rağmen pek gelişmemiş hatta hiç gelişmemiş diyebiliriz. Bunun sebeplerinden biri de son bir kaç yıla kadar Yunanistan ile sınır bölgesi olması sebebiyle askeri bölge olması. Tam olarak bir askeri bölge denemez ama yabancı turist giremiyormuş. Enez de denizin bir özelliği de kendi kendini temizleyen dünyadaki 3. deniz olmasıymış. Maalesef bu temizlenmeye …

her şey gökyüzündeydi. koca bir masa üzerinde bekleyen bir telefon. diğerleri de aşağıda. yukarıya bakmaktan çok minnet duyan. gözlerimdeydi. kırıtması, konuşması alındaki anlamsızlığın yansıması. aşağıdaydı, ayaklarımın altında. minnetle uzanan kolların arasında mide bulantısı içinde. durup, düşünüp içinden çıkılmadığında. kırmızı bir başlık, yolu kesen anlar.. neler konuştular, güneş dinmeden, rengi bozuk şemsiyenin altında. tam da giderken. çok garipti, garip bir tanışmaydı yağmurla aniden bastırdığında… çök üzgünüm demişti, üzülürken ardında bıraktığı, tuhaf ıslaklık.şimdi eşlik eden gözyaşları ve bıraktığım yağmurlar… bir gün patlayacak içimdeki balon, içimizdeki düşüncelerle, saçılacak etrafa. şimdi daha iyi görüyorum, gözlerinin rengi sadece sana olan minnetim. gitme giderken kalanalar ardında büyük bir çöküşün parçaları, her şey bir oyuncak hem de sevimli bir ayıdan daha fazlası… sekiz yüz otuz ve ardında kalan iki kafatası…

tıkanmak…

uzun bir süredir beyaz sayfaya bakar durumdayım. belki bir açılış cümlesi gelecek cümlelerin habercisi olacak ama bekte çıkacağa benzemiyor. sıcağa veriyorum yada üzerime binmiş sıcağın rehavetine… yağmur, serinlik, ve kara bulutlar… gelsin diyorum…

as(h)abileşmek…

evet ben metal müzik dinleyince asabileşiyorum. tabi tanıyanlar kenardan pis pis sırıtarak “hedi len senin ashabiliğin nasıl oluyor” diye bir cümle kurabilirler ki şu an hiç sırası değil. laf arasına “siktirin ulan” diyorum onlara da. yani o kadar asabiyim. zaten 22:00’da işten eve dönmemin verdiği hissiyat gün geçtikçe çöken bedenime ayrı bir eziyetten başka bir şey değildi. bu arada sen daha gençsin diyenlere de bir “siktirin ulan” gönderiyorum… sadece ve sadece olayı umumi yer olması sebebi ile siktirle geçiştiriyorum özel istek doğrultusunda kutu açılır. ne diyordum ben ashabiyim. mazeretimin var olup olmaması asabiyet dozajımla alakalıdır. buradan anlaşılması gerekiyor ki mazeretim olmasa da asabi olabilirim.. ya da böyle saçmalayabilirim…

Belkide

Yine çöker yalnızlığı bulutların Zor zamanlar dile dolanır Sözler kafi olur ve kafiyeli cümleler sıralanır ardından Belkiler gelir gün olur Belkiler gelir umut olur Toprağa girer ardından Belki de kısacık bir ömür olur…

Back to Top