Etiket arşivi: Geoffrey Rush

The Book Thief / Kitap Hırsızı

Sinemanın olmazsa olmazlarından olan Nazi dramını konu alan filmlerinden biri de The Book Thief / Kitap Hırsızı. Film Markus Zusak‘ın aynı isimli romanından uyarlanmış. Film hakkında şöyle bir araştırma yaptığımda tabi ki kitap yorumlarını da okudum. Ben kitabı okumadım ama okuduğum bu yorumlar kitabın akıcılığı ve güzelliğinden bahsediyordu. Öyle ki kitap bitince okuyanlar baştan başlamak için zaman kolluyorlarmış. Aynı başarıyı filmde sağlamış diyemeyeceğim. Bence film oldukça başarısız bir uyarlama.

Hikayenin ağır ilerlemesinden tutun, kurgudaki eksiklikler, bir türlü hikayeye giremememiz filmin izlenmesini işkence haline getiriyor. Buna bir de 130 dakikalık süresi eklenince baha ilk dakikalarından adaptasyon sorunu yaşadığınız film izlenmesi zor bir hal alıyor. Okumaya devam et

Pirates Of The Caribbean: On Stranger Tides / Karayip Korsanları: Gizemli Denizlerde

Benim için bu film tam anlamıyla hayal kırıklığı oldu. Aslında böyle bir şey olacağı da belliydi. Pirates Of The Caribbean: On Stranger Tides serinin en kötü filmi. Tam anlamıyla gişe için yapılmış bir film olduğu daha ilk sahnelerinde kendisini belli ediyor. Senaryo çok kısır kalmış aksiyon eski filmlere oranla çok düşük. Filmin bir çok sahnesi Jack Sparrow’un izin verdiği ölçüde duygusal geçiyor. Film biz bu kadar izleniyoruz madem mesajda verelim kaygısına da yenik düşmüş bu gözle görülür bir biçimde karşımıza çıkıyor.

Teknik hususta, göze çarpan farklı bir sahne yok. Bazı sahnelerde animasyon olduğu oldukça belli oluyordu. Tabi bunu da geçtim asıl önemli olan filmin 3D olarak lanse edilmesiydi. Zaten sırf bu sebepten sinemada izlenecek bir filmdi. Bu zamana kadar 3D görmesek film 3D diye kandırabilirlerdi bizi ancak artık alıştık bizde. Filmin 3D olan tek kısmı alt yazılardı. Evet gözlüğü çıkardığınızda alt yazıları okuyamıyordunuz. Onun haricinde filmi rahatlıkla izleyebilirdiniz. Bazı küçük sahneler ikilenmeler olmuyor da değildi. Ancak ne derinlik, nede öne çıkma bakımından film kesinlikle tatmin etmiyordu. Keşke normal şekilde izleyip gözümüzü yormasaydık.

Elbette serinin en iyi filmi ilk film olan Siyah İnci’nin Laneti idi. Öyle bir filmde beklemiyorduk zaten. Ancak bu film onun ve diğerlerinin yanında az aksiyon, az doğa üstü olayla geçirilmişti. Anlaşılan çok kafa yorulmamış. Tavanda biriken sular, kılıçla yönetilen bir gemi, ölümsüzlük pınarı ve deniz kızları bu aksiyonsuz geçen filme aksiyon katmış. Zaten en büyük aksiyon ve güzellik filmde deniz kızları idi. Tabi filmde anlam veremediğim diğer bir husus ise İspanyollar oldu. Geldiler, imana gelin lan dediler gittiler.

Neyse konuya geçelim ufak ufak. Jack İngiltere’de aranmaktadır. Tabi bu arada söylentiler de onun mürettabat topladığı yönündedir. İngiliz dükü onu yakalar ve Ölümsüzlük Çeşmesine gitmek için zorlar. Ancak Jack bulunduğu ortamdan kaçar kurtulur ve kendi adını kullanan taklitçiyi aramaya başlar.

Ona çok çabuk ulaşır ve görür ki, bu eski sevgilisi Angelica’dır ve öğrenir ki Angelica, Kara Sakal’ın kızıdır. Bir rivayete göre de, Kara Sakal kısa süre içinde tek ayaklı biri tarafından öldürülecektir. Kara Sakal ve Angelica’nın amacı Ölümsüzlük Çeşmesinden içmektir. Tabi bunun içinde Jack’in yardımına ihtiyaçları vardır. Bu arada Barbarossa İngilizlere katılmış o da çeşmenin peşindedir. İspanyollar da aynı şekilde.  Ayini tamamlamak için ise üç şeye ihtiyaç vardır. Kadehler, deniz kızı göz yaşı ve su.

Filmi götüren ise her zamanki gibi Jack karakteri. Diğer filmlerdeki yan karakterlerin, yokluğu bu filmde hissedilmiş. Film tek karakter etrafında dönerken bazı sahneler gereğinden uzun çekilmiş. Bu da aksiyon beklediğimiz, sahnelerde aynı sahnenin sürekli tekrar etmesi izleyiciyi sıkar cinsten olmuş.

Kısacası beni tatmin etmeyen bir film oldu. Ne hikaye, ne de çekimler, ne de 3D bakımından. Bunun yanı sıra izlediğim sinemadan mı kaynaklı bilemedim ama seslerde de sorun vardı sanki ayrıntıyı tam olarak alamadım. Sinemada izlemek isteyenlere 3Dsini önermem. Ekstra para vermeye hiç gerek yok. Aslında evde BlueRay’de daha tatmin edici şekilde izlenebilir bir film.

Yönetmen: Rob Marshall

Senaristler:

Ted ElliottTerry RossioStuart BeattieJay WolpertTim Powers

Oyuncular:

Johnny Depp Jack Sparrow
Penélope Cruz Angelica
Geoffrey Rush Barbossa
Ian McShane Blackbeard
Kevin McNally Gibbs
Sam Claflin Philip
Astrid Berges-Frisbey Syrena

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1298650/

http://disney.go.com/pirates/

The Kings Speech

Başarılı bir film, The Kings Speech. Ancak hemen filme başlamadan filmin isin çevirisine çatmadan edemeyeceğim. “Zoraki Kral nedir arkadaşlar, bu nasıl bir çeviridir. Kralın Konuşması ismini filmi yapanlar layık görmüş bizim çevirenler filme bu adı layık görememiş mi? Filmin adı basit mi kaçmış? Yoksa bizimkiler mi basitleştirmeye çalışmış… Öyle ki bu isimden dolayı insanın aklına basit bir film olduğu yer ediyor. Nitekim filmi, bu duygu içerisinde izliyorsunuz.

Film oldukça akıllı bir kurguya sahip. Senaryo yere sağlam basıyor oyunculuklar da keza aynı şekilde. Yönetim de oldukça başarılı. Dönem filmi olmasına rağmen film sıkmadan başarı ile ilerliyor. Merak uyandırıyor. Ancak doğrusunu söylemek gerekirse o kadar çok ödül koparacak vasıfta da bir film değil… Bunun gibi filmleri çok çok izledik desem yalan söylemiş olmam. Ancak Oscar kriterlerini tam anlamıyla karşıladığını da söylemekte fayda var. Tabi şimdi okur “e filmin her şeyi iyi diyorsun daha ne olsun” diyecektir. Evet, doğru ancak film etkili, çarpıcı bir film değil.

Oyun gücü yüksek bir film olduğunu belirtmiştim. Zaten kadrodaki isimlerde bunu kanıtlıyor. Ancak film aslında bir Colin Firth filmi. Kendisi baş rol gibi gözüken yan rollerden sıyrılıp, bir filmi nasıl götürebileceğini sokmuş gözümüze. Ancak filmde onu destekleyen en büyük karakter Geoffrey RushHelena Bonham Carter ise senaryo olarak bekleneni vermiş sadece. Ancak onun sakinliğinin, iki karakter arasındaki iniş çıkışlarda belirtici rol oynaması onun bir oyuncudan çok gözümüzde gerçek bir karakter olarak görünmesine sebep verdi. Belki de filmi doğallaştıran bu karakterdi.

Film kekeme bir kralın abisinin tahttan feragat etmesi ile, tahta geçmesini anlatıyor. Ancak bu kişi görünen yüzü ile kekeme ve kendini yetersiz olarak görmektedir. Film aslında bu hikayeyi anlatırken, aslında kralın içinde olan bitenler çok fazla değinmemiş. Diyaloglar sırasında bunlara biraz göz gezdirilmiş belki de filmin eksik kalan kısmı buydu. Evet bir kral olarak durumunu anlayabiliyoruz ancak bir insan olarak o karakterin duygularına nail olamıyoruz.

Lionel karakteri ise tam anlamıyla oturmuş bir karakter. Oyuncu olmaya çabalamış, diksiyon üstündeki hakimiyeti sebebi ile konuşma bozuklukları eğitimi vermeye başlamış. Olabilecek ve olması gereken bir karakter. Geoffrey Rush ise bu karakterin gözlerindeki ışığı tam anlamıyla vermiş.

Filmin gerçek bir hikaye olmasa da filmin etkisini arttırıyor tabi. Bir de bu kişinin kral olması kendisinden beklentilerin artmasına sebep. İkinci dünya savaşı esnasında olması ise filme ayrı bir izleme şevki katmış. Ama film sadece kralın konuşmasına odaklı olduğu için bu bölümler es geçilmiş. Burada bir eksik daha görülebilecek şey, kralın devlet üzerindeki etkisini görememiş olmamız. Sadece konuşması üzerine yapılmış bir film, siyasi kısmını geri plana itmiş filmi. Bunu neden mi söylüyorum, savaş gibi bir konunun işlenmesi sebebi ile… Yani bir şeye değinirken diğerleri es geçilmiş. Zaten akıcı anlatıma sahip olan filme bu konuları da ilave edip 15 dakika daha uzatılabilirdi. Ancak olan olmuş…

Kısacası izlenecek bir film. Ancak sinemada izlenmeye zorlanacak bir filmde değil. Pekala ev keyfi ile güzelce izlenebilecek bir film. Tabi izlemesekte sadece Oscar almış bir filmi izlememiş oluruz. Kaybedeceğimiz çok şey yok…

Yönetmen: Tom Hooper

Senaryo: David Seidler

Oyuncular:

Colin Firth
King George VI
Geoffrey Rush
Lionel Logue
Helena Bonham Carter
Queen Elizabeth
Guy Pearce
King Edward VIII
Jennifer Ehle
Myrtle Logue

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1504320/

http://www.kingsspeech.com/

9 dollars 99 cents / 9.99 $

Ağır bir animasyon, 9.99 $. Hayatın anlamını sorgulayan bir animasyon en başta. Yani şu an tamda insanlar için bire bir olan. Tüm yönüyle insan hayatını ele almış bir kara mizah örneği. Sokakta yaşayan bir insandan tutun, güzel bir mankene, iki oğlunu yetiştirmeye çalışan bir babaya, hayalleri olan bir gence kadar çok akılcı bir şekilde hayatın her noktasındaki insana değinmiş film.

Animasyon Etgar Keret‘in kısa hikayesinden uyarlanmış. Aynı zamanda senaryoda kendisine ait. Yönetmen ise Tatia Rosenthal. Gerçekten de stop motion için başarılı bir iş çıkarmış ekip.

Başta da belirttiğim gibi, hikaye hayatın tüm noktasına değinmiş. Film sıradan bir memurun hayatı ile başlıyor öncelikle. Bu kişinin iki çocuğu vardır. Büyük oğlu, özel icra görevlisi, küçük oğlu ise işsiz ve iş aramaktadır. Bu esnada reklamını gördüğü bir kitabı sipariş eder. 9.99 dolara hayatın anlamı diye. Kitabı alır ve okumaya başlar ancak o kitapta öğrendiklerini anlatacak ve fikirlerini tartışacak birini bulamaz. Bir kaç kez babası ile konuşmaya çalışır ancak babası onu dinlemez.

Büyük çocuk ise apartmana tanışan bir fotomodele aşık olur. Kendisini tamamen ona adamıştır. Onun istekleri doğrultusunda hareket etmektedir ve ailesinden tamamen kopmuştur. Adam ise gözlerinin önünde ölen evsizin ölümünden sonra hayatı sorgulamaya başlar ve çocukları ile ilgilenemediği için ve hayatta olduğu yer yüzünden bunalıma girer.

Tabi hikayenin gelişiminde birde yaşlı yalnız yaşayan adam vardır. O da ölümü beklerken bir melek gibi gelen evsiz adam ile yalnızlığını paylaşır.

Uyuşturucu bağımlısı bir genç ise sevgilisinin onu terk etmesinden sonra yaşadığı gelgitleri, ve aralarındaki hikayeyi anlatmakta.

Hikaye bu kadar derin olunca anlatılması da zor oluyor tabi ama kesinlikle izlenmesi gereken filmler arasında yer aldığını söyleyebilirim. Katkısız, abartısız her insanın yaşayabileceği şeyleri gözler önüne seren belkide göremediklerimizi gösteren bir film…

Seslendirenler:

Josef Ber
Roy Billing Marcus Portman / Policeman A

Tom Budge Bisley
Joel Edgerton Ron

David Field Sammy
Leon Ford Stanton

Samuel Johnson Dave Peck
Claudia Karvan Michelle

Jamie Katsamatsas Zack
Anthony LaPaglia Jim Peck
Ben Mendelsohn Lenny Peck

Henry Nixon Drazen / beanbag / radio announcer (voice)

Barry Otto Albert
Geoffrey Rush Angel

Leeanna Walsman Tanita

Linkler:

http://www.9dollars99movie.com/

http://www.imdb.com/title/tt0790799/