Etiket arşivi: George Clooney

Tomorrowland

Tomorrowland oldukça keyif alarak izlediğim bir film. Filmin yapımcısının Disney olduğunu belirtmem lazım başta. Bu sebeple, film bir aile – çocuk filmi kıvamında ilerliyor. Ancak öyle sıkıcı çocuk filmleri gibi de değil. Sanki biraz daha bakış açısını değiştirseler, bize de hitap eden güzel bir film çıkarmış ortaya.

Aslında filmin afişinde George Clooney‘i gördüğüm zaman beklentimin bir çocuk filmi olmadığını belirtmeliyim. İlk dakikalar beni hayal kırıklığına uğratsa da sonrasında filmin akışı keyifli bir izlenim sundu bana. Yine de George Clooney bu filme olmuş mu derseniz, yok derim. Okumaya devam et

Gravity

Bu ay içerisinde yer alan festivale bulaşmışken 2014 Oscar adayı filmlerin bir çoğunu izlemeye fırsat bulamamıştım. Sonuç olarak ödüller dağıtıldı, giden ödül yerine gitti bende ödül alan filmler başta olmak üzere adayları da yavaş yavaş izlemeye başladım. Gerçi izlediğim iki aday film için pek yanıldığımı söyleyemeyeceğim.

Gravity ise geçtiğimiz senenin en iddialı bilim kurgusu olmakla birlikte 10 dalda Oscar adayı gösterilmişti. Bunlar; En İyi Film, En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Yönetmen, En İyi Görüntü Yönetimi, En İyi Kurgu, En İyi Müzik, En İyi Sanat Yönetimi, En İyi Görsel Efekt, En İyi Ses Kurgusu, En İyi Ses Miksajı dallarındaydı. Bunların En İyi Kadın Oyuncu adaylığı hariç tüm adaylıklarına sempati ile baktım. Öyle ki filmin baş rolü olan  tam anlamıyla film için fiyaskoydu. Kesinlikle botokslu yüzüyle bir astronotu canlandıramayacak kapasitedeydi. Bu bağlamda filmin castı baştan tökezliyordu. Zaten kendisini çoğunlukla mimiksiz ve astronot kıyafeti içerisinde sabit ve kısıtlı alanda gördüğümüzden neden aday olduğu konusunu tekrar tekrar soruyorum. Neyse ki jüri beni şaşırtmadı ve Sandra Bullock ödül alamadan döndü evine. Okumaya devam et

The Descendants

 

 

84. Oscar ödüllerinde en iyi Uyarlama Senayo ödülü alan film bunu hak ediyor. Film iyi bir uyarlama olmasına rağmen o kadar özellikli bir konuya da sahip değil. Filmi izledikten sonra filmde aklınıza yer eden bir şey kalmıyor. Sadece film süresi boyunca sizi etkisi altında tutuyor. Ancak film 115 dakikalık uzun süresi boyunca, düşük temposuna rağmen izleyiciyi pek sıkmıyor. Bunun sebebine başarılı oyunculuklar ve fondaki Hawaii manzarası. Hikaye oldukça düz bir şekilde anlatılmış. Hatta bazı yerlerde karakterlerin yaşadığı duygulan bir törpülenmiş.

 

Filmin yönetmen koltuğunda, About Schmidt ve Sideways ‘ten tanıdığımız ve sevdiğimiz Alexander Payne var. Film ise, Kaui Hart Hemmings‘in aynı isimli romanından uyarlanmış. Matt King, Hawaii’de büyük bir toprağın yönetimine sahip bir avukattır. Büyük büyük annelerinden kalan toplarlar bütün kuzenler arasında pay edilmiş ve bu payların yönetim hakkı da Matt King’e verilmiştir. Matt King tüm bu zenginliğine rağmen geçimini, avukatlıktan kazanmakta ve çocuklarının çok paralı yaşamamaları istemektedir. Matt King tüm bu düşüncelerine rağmen, ailesi ile çok fazla zaman geçirmemiş vaktinin çoğunu işine ayırmıştır.

 

 

Günün birinde eşi bir bot kazası geçirir ve bitkisel hayata girer. Matt geride kalan iki kızı ile ilgilenmek zorunda kalır ancak, iki kızıyla da ilişkileri hiçte düşündüğü gibi değildir. Matt kızları ile arasını düzeltmeye çabalar. Küçük kızı ile ilgilenir, büyük kızını ise kaldığı yurttan alır. Ancak büyük kızını da pek tanımadığı ortaya çıkar. Bu arada büyük arazinin satışı için de kuzenleri ile çeşitli görüşmeler yaparak zor bir karar vermesi gerekmektedir.

 

Doktorlar ise Matt’in karısı, Elizabeth’ten umudu kesmişlerdir. Matt’a bunu Elizabeth’in hayatındaki insanlara haber vermelerini ve vedalaşmaları isterler. Bu arada Matt büyük kızı Alexandra’dan duyduğu şey onu yıkar. Elizabeth onu aldatmaktadır. Matt ne yapacağını bilemez ve kızlarını da alarak karısı ile birlikte olan bu adamı bulmaya gider.

 

 

Film Matt King karakterinin, ölüm, para ve yüklenen görevler yüzünden köşeye sıkışmasını anlatıyor. Bu köşeye sıkışma esnasında film kimseyi aslında yargılamıyor. Sadece Matt karakterinin yaptığı hataları ve bundan sonra onları öğrenip, düzeltmek için attığı adımlara yer veriyor. Film oldukça sakin ilerlemesine rağmen bir o kadar da sürükleyici. Bazı sahnelerde kendinizi Matt yerine koyup, onun sessiz kaldığı yerlerde onu otomatik olarak savunuyorsunuz. Bu bağlamda filmin izleyici ile etkileşimi oldukça başarılı.

 

Yönetmen her sahneyi oldukça başarılı bir şekilde tahlil etmiş. Nerede keseceğini, nerede uzatacağını çok iyi analiz ederek filmin gidişatını çok güzel bir şekilde belirlemiş. Müzikler Hawaii’de filmin geçtiğini destekler nitelikte ve filmdeki atmosferi olduğu gibi yansıtmakta. Filmle bir bütün gibi ilerlemekte. Ne ön plana çıkıyor ne de yeterince düşüyor. Oyunculuklar oldukça başarılı. George Clooney sade göze batmayan karakterine oturmuş bir oyun sergilerken, Shailene Woodley ilk sinema filmiyle başarılı bir performans yakalamış.

 

 

Filmi özetlemek gerekirse, çok etkili ahım şahım bir film değil. Ancak anlatmak istediğini başarılı bir şekilde anlatmış. Senaryo uyarlaması, kurgusu oldukça başarılı. Hawaii fonu fazla abartılmamış tam dozajında kullanılmış. Çok fazla şey beklemeden izlendiğinde memnun kalacağınız bir film The Descendants. Fazlasını beklememek lazım.

 

Yönetmen: Alexander Payne

 

 

Oyuncular:
George Clooney Matt King
Shailene Woodley Alexandra King
Amara Miller Scottie King
Nick Krause Sid
Patricia Hastie Elizabeth King
Grace A. Cruz Scottie’s Teacher

 

Linkler: