Etiket arşivi: Guillermo del Toro

Kayıp Zamanların Dizi ve Film Güncesi – B1

Malum yaklaşık üç aydır bloga film, dizi vs. yazmıyorum. Bunlara kitaplarında eklendiğini düşünürsek blogda renkli-resimli bir şey kalmadı diyebiliriz. Bakıyorum da o kadar şeyi yazmak çok zaman alır, bu sebepten dolayı kısa özetler geçiyorum. Resimlerin üzerine tıklarsanız filmin/dizinin IMDB sayfasını açabilirsiniz, Resmin üzerinde beklediğinizde de benim ufak yorumlarımı okuyabilirsiniz. Filmler/diziler alfabetik olarak eklenmiştir, izlenme sırasına göre değil.

                              

The Hobbit: The Battle of the Five Armies

İlk iki filmi IMAX’de izlemiştim. Bu film için de IMAX planları yeni çıktığını gördüğüm ses sistemi Dolby Atmos’u bu kez tercih olarak kullandım. Bu vesile ile Dolby Atmos’u da bu test etmiş olacaktım. Aslında ben pek bir fark alamadım seste. Benden midir izlediğim salondan mıdır bilmedim. Bu sırada filmi Özdilek Park CineTime sinemalarında izlediğimi belirtmek isterim. Temiz güzel bir salondu. Koltuk düzeni biraz perdeyi görmeyi engellese de rahattı. Perde salona göre küçük kalıyordu kanımca. Biraz daha büyük bir perde daha iyi iş görürdü. He zaman olduğu gibi bilinçsiz izleyicilerde mevcuttu filmde. Film ortasında geyik yapanları mı ararsınız, cep telefonu ile konuşanları mı, şapır şupur yeyip içenleri mi? Biz bilmiyoruz bu işi arkadaş. Seyircimiz daha olmamış, Türk sinemamız nasıl olsun. Neyse. Okumaya devam et

The Hobbit: The Desolation of Smaug

Hobbit’i arık IMAX’de izlemek görev oldu hal böyle olunca ve Türkiye’de IMAX salon sayısı az olunca yer bulmak biraz zordu. Neyse ki İstanbul’a ikinci bir IMAX salonu açılmış. Kendisi aslında İsatanbul’un bir ucu olan Marmara Park’ta. Tabi ben filmi IMAX 3D izlemek için kıvransam da ilk Hobbit yazımda belirttiğim gibi düşünmüyorum artık. Filmlerin çoğu derinlik hissi vererek çekiliyor. Yani önümüzde uçuşan şeyler pek yok. Bu da açıkçası beni ilk test gösterimindeki IMAX demosu gibi tatmin etmiyor. Bu arada Hobbit ile birlikte yeni bir teknoloji ile de tanıştık bunun adı da HFR, diğerinden farkı ise 48 fps kare hızı olması. Tabi nedir ne değildir bu şekilde izlediğim bir film yazısında açıklama yapacağım. Şimdi gelelim The Hobbit: The Desolation of Smaug’a yani,Hobbit: Smaug’un Çorak Toprakları’na.
Okumaya devam et

Pacific Rim

“Robotları al Godzilla’larla savaştır” gibi bir özet yapabilirim filmin tanımlaması için. Böyle filmler var elbet ancak ben pak fazla izlemediğim için bu film de buradan alıntı diyemeyeceğim. Zaten malum sitelerde bunların karşılaştırmasını yapan onlarca insan var. Ancak film bana çok fazla Voltran’ı anımsattı. Yaratıklar için Godzilla demiştim zaten burada türlüsünü görüyoruz. Voltan demişken dev robotlarımızın dayak yeyip yeyip sonra karşısındakini dövmesini diyorum. Ancak izleyici olarak sanırım kaderimiz bu.

Şimdi robotlara girmişken filme biraz daha dalıyorum (bu arada iki ayrı değerlendirme yapmaya çalışacağım) Bütün milletler birleşmiş muazzam bir teknoloji ile dev robotlar yapmış, o kadar nükleerden o kadar güçten bahsedilmiş ama benim anlayamadığım kısım benden robotların hala klasik uzak doğu dövüş yöntemlerini kullandığı. Abi salla bombaları, salla lazeri iş bitsin. Yaratıklara yumrukla, tekme tokatla girmenin alemi nedir? Tabi bu aksiyonu körüklüyor. Bir yerde robotlar inan gibi dövüşmeselerdi onlarla empati kurmamız zor olurdu. Okumaya devam et

The Hobbit: An Unexpected Journey

Sonunda Hobbit’i izleme fırsatı buldum. Tabi bu fırsatı daha önce de yakalayabilirdim ama birazda filmi IMAX 3D izlemek isteyince yer bulmak biraz zor oluyordu. Aslında şimdi düşünüyorum IMAX 3D bana ne verdi? Sanki bizim IMAX olayımızda bir eksiklik var. Tabi bunu yurt dışında bir IMAX filme gidersem anlayabileceğim. Bana verdiği ise dev ekranda filmi izleme zevkiydi. Ancak filmi izlediğim İstinye Park sinemalarında bir yerleşim sorunu olduğunu düşünüyorum. Neyse filme dönelim.

Tabi Lord Of The Rings’ten sonra herkes gibi benimde çok fazla beklentim vardı filmden. Ancak o bilindik giriş ve müzikler kulağıma takılınca film hakkında ilk düşüncem Lord Of The Rings’in gerisinde ve etkisinde kalacağı oldu. Bunda yanılmadım da. Peter Jackson pek riske girmeyerek yeni şeyler denemeye çalışamadan, Lord Of The Rings arkasından giden bir film olarak çıktı karşıma. Hatta müzikler bile Lord Of The Rings’i hatırlatıyordu.

Okumaya devam et