insanları körelten çalışma hayatı. nerede, kim, nasıl olursan ol körelmenin başlıca sebebi. tabi eğer hayatınızı adadığınız bir iş yapıyorsanız bu büyük bir zevkten başka ne olabilir ki? ama etrafımıza baktığımızda kaç kişi işinden memnun belki parmakla sayılacak kadar az belki de hiç. çalışmaz aslında vakit geçirmekle orantılı. insanlar çalışmaya öyle endeksleniyor ki çoğu kişi boş zamanı kaldığında ne yapacağını şaşırıyor. mesela emekliler…
birşeyler eksik. insan hayatında çalışmak o kadar çok yer kaplıyor ki onsuz yalnız kalmış gibi hissediyor insan. ama yapacak çok şeyiniz varsa, çalışmak sizin için sadece bir eziyet oluyor.
tabi benim gibi miskin ve tambel bir insanı düşünürsek kendi sınırlarımı aşmam yakın çevremde büyük bir şaşkınlık oluştururken ben ise vazgeçtiğim lüksümün ardından özlemle bakıyorum. geri gelir mi, daha ne kadar gider bilinmez.
ama geçmiş özlemle dolu…


bu ne şanssızlıktır. ikidir akşam vakitleri sistemlere sorun çıkıp üstüne üstlük belirsiz bu sorun yüzünden bu saate kadar mesai yapılır mı?
evet yapılır… bereye kadar, ne zamana kadar sürer bilinmez… haydi bakalım… pazartesi iyiydi nasıl başlarsa öyle geçer dedik ama hiçte öyle geçmedi. salı akşamı sendromu ve çarşamba sabahı… akşamı ve perşembeyi bağlayabilir miyiz acaba?


bütün ihtimallerin haricinde ihtimal var mıdır? yoksa büyün ihtimaller aslında bütün ihtimallerin için de değil midir?
öyle bir sorunla karşı karşıyayım şimdi…

Bu aralar işle o kadar meşkulüm ki şuraya yazacak şeyler bulmakta zorlanıyorum. Hani şu eğitim faslı bitse bende tam anlamıyla adapte olsam, şöle eski günlere dönüş yapsam.. ama beklemedeyim… bekliyorum… bekleyeceğim… iyi alıştım beklemeye de…