Dabbe 6

bazı yerler filmi izlemeyenler için çok acayip bilgiler verebilir…. Yine bir Dabbe’de karşı karşıyayız. Türkiye’nin en soluklu devam filmi olan -üstüne üstlük korku- Dabbe, yine karşılaşılmamış bir şey yapıp karşımıza 160 dakikalık bir filmle çıkmış. Tabi biz aksiyon filmlerinden bu süreye alışkınız ama bir korku filmi için bu süre sanki fazla gibi. Yine de bu süre izlerken beni çok sıkmadı gibi. Nihayetinde olaylar kısır döngüye girerken filmin yönetmeni Hasan Karacadağ farklı bir teknikle çözüme gitmeye çalışmış. Şimdi yönetmenin filmlerini zevkle takip ettiğimi yeri geldiğinde de eleştirdiğimi beni okuyanlar bilir. Tabi bu film içinde gördüklerimi yazacağım. Serinin en uzun filmi olan Dabbe 6 için aslında genel olarak Karacadağ’ın bir şeyler oturttuğunu söyleyebilirim. Ama bu seri ne kadar devam edecek merak ediyorum. Ben artık Dabbe’nin ayyuka çıkması bir kıyametin hazırlanması taraftarıyım. Belki bu filmler onun için hazırlık oluyordur. Doğrusunu söylemek gerekirse her film gelişerek gidiyor.

Dabbe 5: Zehr-i Cin

Yine bir Hasan Karacadağ filmi vizyonda ve ben de bu sebebpten dolayı sinemanın yolunu tuttum. Mevzu Türk korku sineması olması ve benim Karacadağ’a olan ilgim. Eski yazılardan bu ilginin sebebini az çok çıkartabilirsiniz. Bir de sanıyorum Dabbe serisi Türk sinema tarihinin en uzun soluklu seri filmi olmasına aday. Lakin ilk filmle başlayan kurgunun hala hayalini kurmaktayım. Film güya üçleme olarak kıyamete kadar uzanacaktı. Hatta küçük bir kıyamet senaryosu D@bbe 2‘de yapılmıştı. Sonra gelen filmler ise genel hikayeden kopup -bu arada küçük bağlantılar vererek- ilerledi. Ben artık Dabbe serisinde kıyameti göreceğimden şüpheye düşmeye başladım. Hikaye artık klasik cin hikayeleri ötesine çıkmamaya başladı.

Dabbe : Cin Çarpması

Dabbe serisinin son filmi Dabbe: Cin Çarpması geçtiğimiz günlerde vizyona girdi. Açıkçası Karacadağ’ın son filmi El-Cin‘in üzerinden daha sene bile geçmeden bu filmle karşımıza çıkması beni oldukça şaşırttı. Artık Karacadağ’da ne kadar çok cin hikayesi varmış ki altı ayda bir piyasaya cinli film çıkartıyor diye düşünmeye başladım. Akabinde peki bu serinin sonu nereye gidecek diye sormaya başladım kendime. Bir de bu filme baktığımızda Dabbe ile bağlantısının sadece bir cümleden öteye gitmediğini görüyoruz. Peki kıyamete kadar uzanacak Dabbe serisinin evrim geçirip Karacadağ’ın Dabbe aralarında yaptığı cin filmlerine dönme sebebi nedir anlayamadım. Türkiye’de istikrarlı bir şekilde korku filmi çeken Karacadağ’ı tebrik ediyorum. 2006 yılında yola çıkan ilk Dabbe filminden sonra bu altıncı filmi oldu ve gözle görülür bir ilerleme katetti kendisi. Ancak bazı konularda hala kendini tekrar etmeye devam ediyor. Bu da beni sıkıntıya sokuyor desem yalan söylemiş olmam.

El-Cin

Filmin fragmanlarını geçtiğimiz gün gördüm. Tabi tüm olanları değiştirip bir an önce filmi izlemek için plan yaptım. Vizyona bu gün girdi ve akşam seansında ben de yerimi aldım. Tabi her Karacadağ filminde olduğu gibi bu filme de soluğu Beyoğlu Fitaş’ta izledim. Salon ve izleyiciler hakkında pek yorum yapmayacağım zaten on kişi kadardık salonda. Bu da izleme zevkimi arttırdı elbet. Fazla konuşup kıkırdayan olmayınca (aradan önce vardı ama ara sonunda suspus oldular) filmden oldukça zevk aldığımı söyleyebilirim. Yavaş yavaş filme girmem gerekirse karşıma çıkan Hasan Karacadağ’ın şu ana kadar izlediğim en iyi filmi. Gerek görsel, gerek hikaye, gerekse kurgu olarak en başarılısı. Öyle görünüyor ki, Karacadağ eleştirilerden ve yaptığı hatalardan ders alıyor. Efektler güzeldi ben bir çok filme göre başarılı budum. Efektler güzeldi ama biraz çoktu. Bu da izlerken sıktı diyebilirim.

Dabbe : Bir Cin Vakası

Filme gitmişken sıcağı sıcağına bir şeyler karalayayım dedim. Tabi Türkiye’de korku filmi çekmek riskli iş bu riskli işe girişip devam edenlerden biri ise Hasan Karacadağ. Şimdi diğer Karacadağ film eleştirilerimi okuyanlar yine kedisini savunuyormuşum gibi bir görüşe kapılabilir ancak kesinlikle öyle değil. Bu tam anlamıyla gözlemlerin yaılması. Gözlemler demişken blogta sadece filmlere yer veriyorum. Ancak filmi film yapan eğer sinemada izliyorsanız sinema salonu bir de. Filmi Fitaş’ta izledim. Beyoğlu’nun merkezinde her gün yüzlerce kişinin izlediği belkide Türkiye’deki en çok kazanan sinema salonlarından biri. Filmi 6 Numaralı salonda izledim. Ancak ne yalan söyleyeyim zamanında üç film izlediğimiz sinema salonlarından daha beter durumdaydı. Bulunduğum sırada koltuğun biri parçalanmış, koltuklar kirli, kolları düşmüş… Nasıl bir mantıkla böyle bir salon işletiliyor anlamış değilim. Salonu geçtim, film başladı ancak seste problemler vardı. Bu problemin kopyadan kaynaklı olduğunu düşünmüyorum. Sanki birileri dürtüklediğinde ses düzeliyordu. Muhtemelen ses cihazında bir sorun vardı ve zaman zaman ses tek kolona cızırtılı bir şekilde düşüyordu. Bu Fitaş’ta …

D@bbe 2

Efendim az önce bir hayal kırıklığına uğradığımı söyleyebilirim lakin bu filmle ilgili bir hayal kırıklığı değil blog ile alakalı birşey. Sanıyorum taşınma esnasında bazı verileri kaybettim bunlardan biri de D@bbe 1. Neyse ölen ile ölünmez diyorum ve filme geçiyorum… Öncelikle belirtmeliyim ki görsel olarak ilkine ve diğer Hasan Karacadağ filmlerine oranla daha sağlam bir filmle karşılaşıyoruz. Ancak oyunuluklar bir kademe daha yükselmiş olsa da yine tatmin edici seviyede değil. Film de korkutucu bir unsura -şahsım için konuşayım- rastlamadım ama filmin sesleri rahatsız edici seviyede… Filmde korkutucu unsurlara rastlanamadığı için yönetmen sesler ile insanları germeye çalışmış. Evet bu biraz etkili olmuş ancak ortam sesleri ile efekler arasında dağlar kadar fark olumuş. Film esnasında efekleri karakterler mi bu sesleri duyuyor yoksa bizim için özel mi yapılmış düşüncesinden kenimi alamayarak dinledim. Çünkü iki türül ses vardı tonlamadan anladığım kadarıyla, birincisi karakterler için yapılmış ses bir diğeri ise izleyiciler için. Ekranda herhangi bir hareket …

Semum

Çarşamba olmuş bile. Aslında bilmediğimden değil aksiyon olsun diye yazdım. Yoksa o zor geçen iki günü kim unutabilir ki bu günün çarşamba olduğunu. Nefesim tutulmuş bir vaziyette, nedense şu saatlerde başımda bir sızı, gözlerimde bir yanma sürekli oluyor. Yaşlılık belirtileri sanırım bunlar. Şu migren sebebiyle klasik bölümlerime bir süre ara vermişim gibi gözüküyor geçtiğimiz haftaya göz attığımda. Eh artık devam edebilirim ancak şu rüyalar işi benim canımı sıkıyor. Çok uzun süredüğü için bir türlü oturup yazmayı gözüm kesmiyor. Ne olacak benim bu tembelliğim. Yazsam bir türlü, yazmasam bür türlü, yazamasam bir türlü.Neyse başlıktan da anlaşılacağı gibi bu günkü konum bir film eleştrisi/ tanıtımı. Nasıl olmuşsa D@bbe‘nin ardından gelen Hasan Karacadağ’ın ikinci filmini kaçırmışım, dün başka bir araştırmanın uzantısı olarak birden bire çıktı karşıma. Ne yapmalı ne etmeli dedim, aradım taradım filmi buldum ve izledim. Tabi izlemeden önce bir çok yorumla bilgi topladım. Sinema sitelerindeki yorumlar genelde iyiye doğru giderken, Türkiye’nin …

Back to Top