Chatroom

Hideo Nakata’dan beklemediğim tarzda bir film. Aslında belki de klasik olabilecek bir korku filmi beklediğimdendir. Ancak bu film beklentilerimin tamamen dışında çıktı. Film aslında tam anlamıyla bir festival filmi. Gerek konu, gerek işleyiş, gerek görsellik, gerekse kurgu tam anlamıyla bekleneni karşılamakta. Tabi bu arada oyunculuğu da es geçmemek lazım. Film boyunca neden Japonlar oynamadı diye düşünsem de aslında bu oyuncular da işlerini tam anlamıyla yerine getirmişler. Nakata bu filmde sanal dünya ve gerçek dünya arasındaki bağlantıyı çok güzel bir şekilde kurmuş. Akıllıca bir senaryo karşımızda. Chatroomlar onların bir arada bulunduğu koridor tanımlaması tek kelime ile mükemmel. Kimin ne olmadığını bilmediğiniz bir dünyada kendimizi güvende hissederken o koridorun betimlemesi kesinlikle tereddütte bırakıyor insanı. Görmek istediklerimiz, yada olmak istediklerimiz diyeyim çıkıyor karşımıza. Film bir chat odasının açılmasıyla başlıyor. Beş genç bu odada buluşuyor ve tanımadıkları kişiler ile hayatlarını paylaşıyorlar. Karakterlere göz ucu ile baktığımızda aslında bu chat odalarını kullananların aslında sorunlu birer …

Koci Suzuki ( Halka, Sarmal, Düğüm, Doğum Günü)

Elbette bir Koci Suzuki biyografisi yazmayacağım buraya. Ancak dikkat ettim kitap tanıtımlarına pek ağırlık vermemişim. Şu saatten sonra biraz daha ağırlık vermeyi düşünüyorum. Koci Suzuki’yi tanıyan bilir. Meşhur “Halka” serisinin yazarıdır kendileri. 1957 Hamamatsu-Japonya’da doğmuş, Keio Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun olmuş kendileri. 1990 yılında yazdığı, on bin yılı aşan bir kadın-erkek aşkını anlattığı Rakuen adlı eseri Japonya Fantastik Edebiyat Nobeleri Büyük Ödülü’nü kazandırdı (Bu kitap için Doğan Kitaba mail attım). 1993 Halka, 1995 Sarmal, 1998 Düğüm, 1999 Doğum Günü adlı kitaplarıyla Halka ile başlamış olduğu seriyi tamamladı. Hideo Nakata tarafondan çekilen Suzuki’nin uzun öyküsü Dark Water Fransa’da 2003 Gérardmer Uluslararası Fantastik Filmler Büyük Ödülü’nü kazandı. Halka ve serisinin akıbetini yazmaya hiç gerek yok. Ben ise geçtiğimiz haftalarda Halka, Sarmal, Düğüm, Doğum Günü dörtlemeyi birdim. Her zaman olduğu gibi filmlerde aslına sadık kalınmamış ve final kitabı olan Doğum Gününü okuduğunuzda hayal gücünüzün bir yerlere erişmekte zorlandığınızı hissedebiliyorsunuz. Aslında …

Araf

‘Ben yanarım yane yane’ cümlesinin devamı elbette aşk boyadı beniyle devam etmeyecek. Öyle ki bu bir film eleştirisi yazısı olacak. Kendimle çok savaştım, bu yazıyı yazayım mı yazmayayım mı diye, sonuçta bu filmin iyi olduğu konusunda herkese telkinler veriyordum. Ama cıka cıka ne çıktı? Yani insanlar sende ne kaypakmışsın kardeşim? diye düşünmezler mi hakkımda. Yok ama o dönem bir arkadaş kimliğiyle yaklaştığım övgüleri, şimdi bir sinemacı (yok aslında bu kelime olmadı daha layık değiliz) gözüyle eleştirmek lazım. Sonuçta yaşadığım hayal kırıklığıydı. Ama her ne kadar eleştiriler olumsuz olsa da siz Türk Sinemasına destek için gidin efendim. Öncelikle biz Araf nedir ona bir göz atalım.Kuranın, 206 ayetten oluşan yedinci suresidir. Sözcük olarak, Arapça “kum tepesi” anlamına gelen urf sözcüğünün çoğuludur ve cennet ile cehennem arasında bulunan bir tepeyi adlandırır. Günah ve sevapları eşit olduğundan cennet ya da cehenneme giremeyenlerin durdurulduğu yerdir. Kimi bilginler de Arafı, peygamberlerle doğruluktan ayrılmayan Müslümanların bulundukları yüksek …

Back to Top