Eksik Sayfalar

Türk Sineması hakkında genelde kötü eleştirilerden kaçıyorum ama hani bizim sanatsal tabir ettiğimiz filmler dışında da genel izleyiciye hitap etmeyen filmlerde iyi filme rastlamak zor. Tabi yapımcılar yönetmenler ellerinden geleni yapıyorlar ancak Türk insanı olarak elimizden bu kadarı mı geliyor merak ediyorum. Yada amaç bir film yapalım da nasıl olsa izleyeni olur yönünde mi bilemedim. Zaten son dönem dizi piyasasına baktığımızda da bir çok uyarlama karşımıza çıkıyor. Filmleri de uyarlamaya başladık. Her ne kadar birebir uyarlamasakta filmlerimiz de zaten bizi pek anlatmayan Amerikanvari bir biçimde. Eksik Sayfalar’da bunlardan biri.

Güz Sancısı

Yılmaz Karakoyunlu‘nun aynı adlı romanından uyarlanan film yine aynı isme ait olan Salkım Hanım’ın Taneleri‘nin devamı niteliğinde. Zaten bu eseri de filme alan, aynı ekip. Film Türkiye’nin  yakın dönemini anlatıyor. Filmi bir kaç yönden eleştiriye açabiliriz ancak benim değineceğim kısım daha çok sinema yönü. Sonuçta siyaseti blogtan elimden geldiğince uzak tutmaya çalışıyorum. Öncelikle senaryo ile başlayalım. Senaryo ne kadar doğruydu polemiğine girmeyeceğim yukarıdan anlaşılmıştır. Film çok ağır işliyor. Bu sebepten dolayı bazı bölümler sıkıcı. Bazı şeyler havada kalmış gibi geliyor. Senaristler yazarken bu noktaları unutmuşlar gibi. Bazı bölümlerde ise saatler sonunda hatırlanmış, pamuk ipliği gibi hikayeye dahil edilmeye çalışılmış. İlk bölümde olaylar hikayeler, git geler arasında yaşanırken izleyici ayrı bir çaba sarf ediyor. İlk bölüm ne kadar durağansa ikinci bölüm o denli birinci bölüme zıt olarak hızlı gelişiyor. Biraz finalde oldu bitti havası var ve beklediğimiz o sarsıcı etkiyi vermiyor. Elbette dönemsel film çektiğinizde bir tarih kitabı edası ile anlatamazsınız …

Back to Top