Etiket arşivi: İletişim Yayınları

Puslu Kıtalar Atlası – İlban Ertem

Puslu Kıtalar Atlası İlban Ertem

Puslu Kıtalar Atlası deyince elbette herkesin aklına İhsan Oktay Anar geliyor. Hatta bazılarınız yazarı yanlış mı yazdı diye düşünebilirsiniz. Hayır efendim bu Puslu Kıtalar Atlası İlban Ertem’e ait. Biliyorsunuz ki bu isim duayen bir çizer. Tabi hal böyle olunca bu kitapta bir çizgi roman. Hemde İhsan Oktay Anar’ın ete kemiğe bürünmüş hali demiyeyim de en azından iki boyutlu duruma gelmiş hali bu kitap.

Puslu Kıtalar Atlası’nın roman tanıtımına (inceleme mi demeliyim bilmiyorum) buradan ulaşabilirsiniz. Aslında hikaye konusunda çok etkileyecek bir şeyim yok ama bu çizgi romanın çizgileri oldukça başarılı. Bütün karakterler, mekanlar o kadar güzel ve itina ile çizilmiş ki kitabın her sayfasında çizilen karelere hayran oluyorsunuz. Keşke şu çizgilerle bu romanın bir animasyonu yapılsa da keyifle izlesek. Belki de yapılır neden olmasın?

Puslu Kıtalar Atlası

Aslında kitabı okuyalı uzun zaman oldu. Evin bir köşesinde de bloga yazılacak kitaplar üst üste duruyor. Onları da eritmeye başlamak lazım yavaş yavaş. Bu tembellik ne olacak. Neyse biz tanıtımımıza dönelim.

Puslu Kıtalar Atlası zaten okunması gereken bir kitap. Üstelik İlban Ertem’in olağanüstü çizgileri ile hayat bulmuş bu kitabın kesinlikle edinilmesi kütüphanenizin bir köşesinde bulunması gerekiyor (bencilliğim tuttu yada kimsede olmasın). Sadece okuyun derim. Pişman olmazsınız.

Kitap Arkası

Karanlığın, yılankavi sokakların, demkeşlerin, paranın hüküm sürdüğü Galata’nın, karın deşip boğaz kesen, husye burup göz çıkartan hikâyelerin, zagon üzerine öttürenlerin, bahtsızların, yolcuların, rüya görenlerin, maceracıların şehrindeyiz. Uzun İhsan Efendi’nin yedi iklimde, dört bucakta, yeraltında ve yerüstünde gezinen dünya atlasında… İhsan Oktay Anar’ın unutulmayan ilk romanı Puslu Kıtalar Atlası, bu defa İlban Ertem’in masalsı çizgileriyle çizgi roman olarak karşımızda. Beş yıl süren, kolay anlatılamayacak bir emek, tutkuyla dolu bir sadakat, civa gibi bir sayfadan diğerine akıp giden ustalık… İlban Ertem, Türkçe edebiyatta eşi benzeri olmayan bir uyarlamayla magnum opus’unu gün yüzüne çıkarıyor. Oyunbaz ve zifiri… Büyük bir “resimli roman”.

Sayfa Sayısı: 320
Baskı Yılı: 2015
Dili: Türkçe
Yayınevi: İletişim Yayıncılık

https://youtu.be/MoigpUij3F8

İhsan Oktay Anar – Puslu Kıtalar Atlası

Bir süredir okumaya niyetlendiğim kitaptı Puslu Kıtalar Atlası. Bu zamana kadar neden erteledim sorup duruyorum kendime. Okumamın ve buraya yazmaya niyetlenmemin üzerinden bir hayli zaman geçmesine rağmen kitap hala aklımda. Kitap 1995 yılında çıkmış ve yazarın ilk kitabı. Bir ilk kitap için oldukça mükemmel. Hem hikaye kurgusu hem anlatımı kesinlikle mükemmel. Son dönem Türk Edebiyatının gerçek edebiyatın en iyi eserlerinden biri diyebilirim Puslu Kıtalar Atlası için.

Kitapın çizgi romanı yapıldı ilerleyen günlerde ona da değineceğim. https://eksisozluk.com/entry/60722782 linktende okunabileceği gibi kitabın filmi de yoldaymış. Kesinlikle mükemmel olur diye düşünüyorum. (Bilgi umarım doğrudur). Lakin dil ve anlatım sorununu nasıl çözerler merak içindeyim.

Kitabın konusu hakkında hiç bir şey anlatmayacağım. Çünkü herkesin okuması gereken bir kitap Puslu Kıtalar Atlası.

Kitap Arkası

Bir “ilk kitap”, Türkçe edebiyatta yeni ve pırıltılı bir yazar… “Yeniçeriler kapıyı zorlarken” düşler üstüne düşüncelere dalan Uzun İhsan Efendi, kapı kırıldığında klasik ama hep yeni kalabilen sonuca ulaşmak üzeredir: “Dünya bir düştür. Evet, dünya… Ah! Evet, dünya bir masaldır.” Geçmiş üzerine, dünya hali üzerine, düşler ve “puslu kıtalar” üzerine bir roman. Hulki Aktunç’un önsözüyle…

Sayfa Sayısı: 238
Baskı Yılı: 2012
Dili: Türkçe
Yayınevi: İletişim Yayıncılık

Art Spiegelman – Maus

İşin gücün yorgunluğu, kalan zamanlarda da onların verdiği yorgunluğu atmak için kıçımı devirip yatınca bir haftayı aşkın süredir bloga yazı yazamıyorum. Bu sıralar nedense tavuk gibiyim. Ön birde cup yatağa. Tabi sabah altıda kalktığımda hesaba katmak lazım. Kafam acayip karışık. Tabi bu karışıklığı atmak için de film izliyor ve kitap okuyorum lakin kafam hala dolu.

Okuduklarım arasında bir de Maus vardı. Maus bir çizgi roman. Art Spiegelman tarafından yazılmış 1992 Pulitzer Ödüllü bir çizgi roman bu. Yazar ve çizer ortaya çok samimi bir eser çıkarmış. Eser aslında babasının bir otobiyografisi. Babasının otobiyografisi yazma sebeplerinden biri de onun Nazi kamplarından sağ salim kurtulmuş olması.

Art Spiegelman babasının tüm isteksizliğine rağmen çizer olmuş ve aklında fikir olarak babasının hikayesini yazmak gelmiş. Ancak huysuz ve arık iyice yaşlanan babasından bu yaşadıklarını anlatmasını istemekte oldukça zordur. Huysuz olan babası bir başka kadınla evlenmiş kadında adamın huysuzluğuna katlanamamaktadır. Art babasına her gittiğinde ikisinin de yakınmalarını dinlemek zorunda kalır.

Kitabın akışı da bu şekilde. Babasının şimdiki yaşantısı ile onun anlattığı anıları arasında gider gelir. Art Spiegelman tüm bu olayları tamamen tarafsız ve olduğu gibi anlatmış. Kitabın en güzel tarafı da bu. Hatta kitapta Art Spiegelman’ın kendi hayata dair kendi kaygılarınıda anlatmış. Bu sebepten oldukça doğar bir kitap var karşımızda.

Kısaca özetlemek gerekirse, Art daha doğmadan önce bu olaylar yaşanmıştır. Annesi o doğduktan sonra intihar etmiş, hiç görmediği küçük kardeşi de ailesinin korunma çabası sebebi ile bir başkasına verilmiş muhtemelen orada da ölmüştür. Art Spiegelman’ın babası da tüm bu olanları oğluna anlatır.

Özetlemek gerekirse güzel beğendiğim bir çizgi roman Mause. Çizgi roman meraklısıysanız kesinlikle okuyun derim.

Kitap Arkası:

“Soykırım hakkında şimdiye kadar yapılmış en etkileyici ve başarılı anlatım.” Wall Street Journal

“Sessiz bir zafer, sürükleyici ve sade – tam olarak anlatmak imkânsız, çizgi roman dışında herhangi bir ortamda yakalanması imkânsız.” Washington Post

“Basit çizgilerle anlatılan büyük destan.” New York Times

“Etkisinde uzun süre kalınacak bir sanat eseri.” Boston Globe

Çevirmen: Ali Cevat Akkoyunlu
Sayfa Sayısı: 296
Cilt Tipi: Karton Kapak
Yayın Evi: İletişimş

Jorge Luis Borges – Düşsel Varlıklar Kitabı

Düşsel varlıklar kitabı aslında bir roman değil. Adı üzerinde düşsel varlıklar yani dünya üzerinde olduğu söylenen ama göremediğimiz varlıkların arşivini tutan bir kitap. Aslında Borges bu kitap için öyle ele alınıp roman okur gibi okunacak bir kitap değil demiş ama ben elimden düşürmeden kitabı roman edasıyla okudum bitirdim. Sıkıntı şu ki kitabı bitirmemin üzerinden bir kaç hafta geçmiş olmasına rağmen zaman zaman kitabı açıp içerisindeki varlıkları yeniden okuyorum. Bu bağlamda benim gibi fantastik şeylerin meraklısı olanlar için bu kitap bir baş ucu kitabı niteliğinde.

Borges bu kitapta, cinlerden tutun, tek boynuzlulara kadar söylenen ya da metinlerde geçen efsanevi yaratıklara kadar her şeye yer vermeye ve onların nerede göründüklerine ve hangi metinlerde yer aldıklarına kadar alıntılarla yer vermiş. Sirenler, deniz kızları, deniz atları, ejderhalar ıvırlar zıvırlar hepsi kitapta mevcut. Bu arada kitapla birlikte Zekeriya bin Mahmut el Kazvini’nin Acâibul-Mahlûkât ve Garaibû’l-Mevcudat kitabını da öğrenmiş oldum. Onu da kısa sürede tedarik etmek amacım.

Kitap hakkında fazla söz etmeye gerek yok. Başucunda dursun derim.

Kitap Arkası:

Düşsel Varlıklar Kitabı, Borges’in dünya edebiyatına eşine az rastlanır derinlikteki hâkimiyetini gösteren bir referans kitabı. Düşsel Varlıklar Kitabı’nda Borges, Batı ve Doğu kültürlerinin binlerce yıllık kolektif hafızasını şekillendiren figürlerin haritasını edebiyat içerisinden çıkartıyor. Kentaur’dan Sfenks’e, Cheshire
Kedisi’nden Minotauros’a edebiyat ve sanat yapıtlarında silinmez izler bırakan figürlerin hikâyesini kendine has şiirsel üslûbuyla anlatan Borges, metinlerarası geçişlerin olanak sağladığı kültürel alışverişin insanlık tarihine katkısını gözler önüne seriyor. Düşsel Varlıklar Kitabı, sözlü ve yazılı kültürün imge örgüsünde yer
etmiş anlatılara dair benzersiz bir kültür arkeolojisi. Borges, ilgi alanlarının genişliğini ve edebiyat tarihini boydan boya kat eden eleştirel dikkatini gerçek bir başyapıtla taçlandırıyor.

Düşsel Varlıklar Kitabı, kadim metinlerdeki yaratıkların, Ortaçağ Avrupası’ndaki canavarların, Çin ve Hint mitlerinin, yerli halkların efsanelerinin Poe’dan Kafka’ya birçok yazarı etkilediğini gösteren bir fantastik anlatılar seçkisi.

CASPAR HENDERSON

Çevirmen: Celal Üster
Yayın Evi: İletişim
ISBN 9750517235
Baskı Sayısı 1. Baskı
Sayfa Sayısı 287
Boyut 13 x 19.5 cm

İlhami Algör – Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku

Geçtiğimiz günlerde filmi izlemiş ve yorumlarımı yazmıştım. Kitap fuarında da İlhami Algör‘ün bu kitabı gözüme ilişince almadan edemedim. Kitabın sayfa sayısının kısa olması tabi okunabilirliğini de kısalttı. Kitabın anlatım biraz zor ama anlatım şekli pek o bildiğimiz bizden olan karakterleri, filmleri, şarkıları betimlediği için o kadar keyifli ve akıcı.

Tabi benim filmi önce izlemiş olmamdan dolayı biraz hayal kırıklığı yaşadım diyebilirim. Çünkü kitaptaki hikaye ile filmdeki hikaye biraz farklı. Filmdeki anlatımlar biraz kitaba benzemekte.

Müzeyyen, kocası trafik kazasında ölmüş, küçük kızıyla ortada kalmış bir kadındır. Bir gün eski film montajcısı, sonradan kitap yazmaya çalışan kahramanımız ile tanışır. Kahramanımız, Müzeyyen’e aşık olur ve hemen evlenirler. Adam kendi hayal dünyasına o kadar kaptırmıştır ki Müzeyyen’in kendini taşıyamayacağını fark edemez. Müzeyyen başta onu yazması için yönlendirir ama işler pek istediği gibi gitmez.

Kitap Arkası

“Her şeyin iyi gittiğini nerden çıkarıyorsun?” dedi. “Herif rüzgârı kendinden menkul uçurtmanın teki. Ara sıra telleri takılır gibi kadına geliyor gece yarısı.” “Fakat Müzeyyen, bu derin bir tutku,” dedim. Tırsmaya başlamıştım. Haklı olabilirdi. “Evet, biraz sapık ve tek taraflı bir tutku,” dedi, arkasını dönüp gitti. Hikâyeye göre adam, kadını çok seviyor, sevdikçe ruhu büyüyor, eve sığmıyor… Bülbülün çilesi, yazarın zulası… İnceden sarma bir sigara, inceden bir bardak… Jak Danyel isimli bir şişe, Hicran isimli bir yara, tuhaf isimli bir roman. Kafamız iyi, açmayın kapağı, biz böyle iyiyiz.

İlhami Algör, alelacayip aşkların ve oyunbazlığın, hüzünlü dolambaçların yazarı. Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, İtalyan Yokuşu’ndan aşağı, rüzgâra asılıp Tophane’ye inen roman. Avaramu!
(Tanıtım Bülteninden)

Sayfa Sayısı: 65
Baskı Yılı: 2014
Dili: Türkçe
Yayınevi: İletişim Yayıncılık