Vavien

Öncelikle güzel bir film diyerek başlayayım yazıma. Bildiğimiz agresif komedi yok. Dram yönü ağır, kara mizah diyebiliriz film için. Kadroya bakıp kahkaha bekleyenler kesinlikle kanmasın. Film sakin sakin ilerliyor, ilerlerken sizde ekrandan gözünüzü alamıyosunuz. Başarılı bir senaryo çıkmış ortaya, başarılı bir kurgu. Oyunculuklarda başarılı oluca tadından yenemez bir film çıkmış ortaya. Film, hayatından sıkılmış bir adamı anlatıyor. Celal, karısı ve çocuğuyla mutsuz hayat sürmektedir. gözü sürekli dışarıdadır. Celal, abisi Cemal’le birlikte elektrik dükkanı işletmektedir. İşleri de pek iyi gitmemektedir. Celal arada sırada abisi ile Samsun’a pavyona gitmektir. Pavyonda çalışan Sibel adlı bir kadına aşıktır. Tabi bu aşk Celalin başına dert açar. olan aşkı Celal’in başına dert açacaktır.

Güz Sancısı

Yılmaz Karakoyunlu‘nun aynı adlı romanından uyarlanan film yine aynı isme ait olan Salkım Hanım’ın Taneleri‘nin devamı niteliğinde. Zaten bu eseri de filme alan, aynı ekip. Film Türkiye’nin  yakın dönemini anlatıyor. Filmi bir kaç yönden eleştiriye açabiliriz ancak benim değineceğim kısım daha çok sinema yönü. Sonuçta siyaseti blogtan elimden geldiğince uzak tutmaya çalışıyorum. Öncelikle senaryo ile başlayalım. Senaryo ne kadar doğruydu polemiğine girmeyeceğim yukarıdan anlaşılmıştır. Film çok ağır işliyor. Bu sebepten dolayı bazı bölümler sıkıcı. Bazı şeyler havada kalmış gibi geliyor. Senaristler yazarken bu noktaları unutmuşlar gibi. Bazı bölümlerde ise saatler sonunda hatırlanmış, pamuk ipliği gibi hikayeye dahil edilmeye çalışılmış. İlk bölümde olaylar hikayeler, git geler arasında yaşanırken izleyici ayrı bir çaba sarf ediyor. İlk bölüm ne kadar durağansa ikinci bölüm o denli birinci bölüme zıt olarak hızlı gelişiyor. Biraz finalde oldu bitti havası var ve beklediğimiz o sarsıcı etkiyi vermiyor. Elbette dönemsel film çektiğinizde bir tarih kitabı edası ile anlatamazsınız …

Back to Top